Adli soruşturmalar ve yargılama sürecine siyasi müdahale; Türkiye' nin en güncel hukuki sorunlarından biri olup, demokrasiyi de ortadan kaldıran bir olgudur. Bu nedenledir ki belki de en önemli gündem maddelerimizin başında "Yargı Bağımsızlığı" olmalıdır.
Peki nedir bu önemli kavram?
Kapsamında ne bulunur?
Şimdiye kadar yazılı ve görsel basında konuya ilişkin çok şey yazılıp söylendi. Yaşadığımız hayat, tecrübelerimizin toplamıdır. Çağdaş toplumun uzlaşı metni olması gereken anayasadan tutun da ona uygun olmak zorunda bulunan tüm hukuki metinlerin ortaya çıkarılmasında bu tecrübelerden faydalanılır. Peki yargı erkinin bağımsız olması için bu tecrübelerden yeterince yararlanan bir yönetim anlayışı görebiliyor musunuz?
Tekrarla altını çizmek gerekirse anayasada kendine hüküm bulmuş, ekranda veya sokakta sürekli dile getirilen "Kuvvetler Ayrılığı" ilkesiyle de desteklenen yargının, bugün bağımsız olduğundan söz edebilir miyiz?
Emeklemeye başlayıp, çevresini keşfe koyulan bir bebeğe ilk ne yapmaması, nelere dokunmaması gerektiği öğretilir. Çünkü bilgi, tecrübeyle sabittir. Yasalar ve tüm çağdaş demokrasiler yargıya siyasi müdahalenin adalet arayışını sabote edeceğini ve hatta adaleti ortadan kaldıracağını yazar ve öğretir. İnsanlık tarihi aynı zamanda adalet ve eşitlik mücadelesi tarihidir. Ancak bu ülkede yaşananlar tecrübeyle, mücaadeleyle, bilim ve tarihle sabit tüm değerlerin yönetenler tarafından ayaklar altına alındığını gösteriyor.
Adalet arayışına girişen bu ülkenin dürüst ve namuslu insanlarının, zulüm gördüğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu gizlenmesi mümkün olmayan gerçeğe rağmen yönetenler bu ülkede yargının bağımsız olduğunu söylediklerinde şaşkınlıktan dilimi yutuyorum.
Bu sebeple tekrar tekrar soruyorum ; Yargı bağımsızlığı nedir?
Tahmin ediyorum sıkılmışsınızdır bu tekrardan. Açık söyleyeyim ben de sıkıldım. Üstelik bir hukukçu olarak fazlasıyla sıkıldım. Ancak bu ülkede adaletin rafa kaldırıldığı, yargı erkini siyasi iktidarın maşası haline getiren bir yönetim anlayışı olduğu sürece bu soruyu sormaktan vazgeçmemeliyiz.
Hak ve adalet arayışı, sorun çözüme kavuşana kadar sürmelidir. Bu çocuklarımızdan emanet aldığımız bir görev ve sorumluluktur. Buna öncelikle bir hukukçu olarak, hak ve adalet arayışını çocuklarıma karşı borçluyum. Bu sebeple soruyu değiştirerek aynı cevaba ulaşmak üzere devam ediyorum.
Yargı bağımsızlığı ne değildir?
Teknik kavram karmaşasına girmeden gözümün önüne yaşanılanlar geliyor. Hemen hergün gördüklerimiz, duyduklarımız ve okuduklarımız yargı bağımsızlığının ne olmadığını gözümüzün içine sokuyor. Yargı camiasının bir mensubu olarak yaşadıklarımız içimi kanatıyor.
Son olarak Yargı bağımsızlığının ne olmadığına dair bir gelişmeyle bitirelim.
"Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül’ün MİT TIR’ları ile ilgili yaptığı haber yüzünden tutuklanmalarını ABD’nin gizli belgelerini WikiLeaks’te yayımlayan ve gazeteci kimliğine sahip olmayan Julian Assange ile NSA’nın yasadışı dinleme belgelerini deşifre eden Edward Snowden’la benzeterek birçok ülkenin aynı hassasiyete sahip olduğunu ileri sürdü. MİT TIR'ları olayı ile ilgili Başsavcıyı "aradığını" söyledi.
Kendi ifadesiyle aktarmak gerekirse: "MİT TIR’ları olayını televizyondan canlı seyrediyordum. Başsavcıyı aradım. Sayın savcım hukuka uyun, hukuku doğru uygulayın, dedim."
Bu ifade anayasaya ve kanunlara aykırıdır. Adaletin başındaki zat açıkça suç işlemiş, anayasayı ihlal etmiş ve bunu hiçbir ar duymadan basına açıklamıştır. Siyasi iktidarın yargıyı “ maşa” niyetiyle kullandığını gösteren bu olaylar karşısında içimizin kan ağlaması ve herşeye rağmen hak ve adalet arayışına devam etmemiz önce bir insan ve sonra da bir hukukuçu olarak normal değil mi sizce?
Yorumlar