Gelenektir. Ramazan ayı bitti. Bayrama girdik. Bizde bayramınız kutlu olsun diyerek başlayalım…
Eh! Bayramla başladığımıza göçmen olarak yaşadığımız bu topraklardaki bayramlardan da pek anlatacak bir şey bulamıyoruz. İftar yemeklerinin sessiz ve coşkusuz geçen gecelerinden, gelen yerli Alman konuklarının politik sıkıcı mesajlarının, pekte inandırıcı gelmeyen oy kaygısı taşıyan göçmen kökenli politikacılarımızın o anki demeçlerini nihayetinde geride bıraktık.
Yeri belli olmayan, adresleri değişik bürolarının posta kutuları olarak verilen, tabelası dahi artık bulunmayan, iftar sofrasını derneğe gelir kazandırmak için düşünen, bazı derneklerimizin reklam kokan iftar sofraları da geride kaldı.
SARRAZİN’E BU TEPKİ NEDEN? Evet, Almanya’nın sivri dilli aykırı insanı Sarrazin, göçmenlerle ilgili olarak kör kuyu’ya bir taş attı. Kör kuyu’da uyuyan göçmen aydınları (!), kendilerini göçmenlerin sözcüsü olarak görenler kör kuyu’nun dibinden başladılar bağırmaya…
Demeçler üst üste. Günlerdir sayfalarımızı bu sivri dilli politikacının söylediği sözlere verilen içi boş açıklamalarla doldurduk. Sanki göçmenler için ilk defa söylen şeylermiş gibi, her taraftan saldırıya geçtik. Sarrazin’i şahsını yerle bir ettik. Oysa Sarrazin’in söyledikleri yeni şeyler değildi. Onun söylemi sadece ve sadece yüksek sesle söylemiş olmasıydı. Onun yaptığı sadece Almanya’da yıllardır yapılan ve göçmenler için söylenenleri sivri diliyle söylediği gibi bunu kitaplaştırmış olmasıydı. Bir nevide iyi oldu. Yıllardır göçmenler için parça parça söylenenleri Sarrazin toplu olarak söyledi ve bunu da kitaplaştırarak bir araya topladı.
Almanya’da yapılan anketler net olarak ortaya koyuyor ki, Alman halkının yarıdan fazlası Sarrazin’le aynı fikirde. İşte temel olarak hedef alınması gereken mevcut Almanya siyasi sistem olması gerekirken bataklığın üstündeki vızıldıyan sineklerle uğraşıyoruz…
Eğer gerçekten, Türkiyeli göçmen toplumun sözcülüğünü yapacaksak, Sarrazin’in şahsında açık bir şekilde ortaya çıkan ve Almanya’da hızla gelişen bu milliyetçiliğe karşı mevcut devletin politikasını hedef alınması gerekir…
UTANÇ VERİCİ
50. yılına gelen Türklerin Almanya’daki yaşamlarında Türkiye açısından halen çözülmemiş sorunlarla dolu.
12 Eylül’de yapılacak olan referandum için gurbetçiler havaalanlarından demeçler veriyorlar. OY vermeye gidiyoruz. Vatandaşlık görevimizi yerine getireceğiz. Bunu haber yapmak da sıkıcı ve değersiz olduğu gibi üzücüde. Halen Avrupanın kapısına kadar gelmiş 75 milyonluk bir devletin insanları yaşadıkları ülkede oy kullanamıyorlar. Bu insanlarda bu kadar küçük bir sorunu dahi çözmeyen bir devletin yetkililerini ve onların siyasi yapısını savundukları gibi, binlerce kilometre yol gidip oy kullanarak vatandaşlık görevlerini yerine getirdiklerini düşünüyorlar.
Eh! Ne diyelim…
Bizler halen buna sesimizi yükseltip, kendi kimliğimizin bağlı olduğu ülkemizdeki sorunumuzu çözecek gücü oluşturmadıysak…
Sarrazin gibiler daha çok hakkımızda yazarlar, çizerler.
Birileri de bu istismarları kendi hanelerine prime çevirirler…
Önce kendi Sarrazinlerimizle hesaplaşsak daha akıllıca olur….
HAYIR’lı Bayramlar….
Yorumlar