Evet, ne kadar şikâyet etsek de bir Anayasamız var. İyi ki var! Peki ne diyor Anayasamızın 2. Maddesi “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal BİR HUKUK DEVLETİDİR.” Yani hiçbir kişi veya kurum bu hukukun üzerinde olamaz. Aykırı davranışı makul karşılanamaz. Temel hak ve özgürlükler gelişigüzel kısıtlanamaz. Hele ki sözlü emir veya talimatla. Aksi, kanuna aykırılıktır. Cezai sorumluluğu bulunmaktadır. En azından yasalarımız öyle diyor.
Öte yandan %52 istatistiğinin başı diyor ki:
“Mevzuat şöyledir, böyledir, yeri geldiği zaman koyun mevzuatı bir kenara, kendi zihinsel inkılabınızı devreye sokun.”
Evet, kendi zihinsel inkılâpları. Rüyanda duysan inanma!
Anayasayı, kanunları ve tüm mevzuatı atın bir kenara. Ne gerek var ki! Devlet idaresine karşı yeni bir tavır alın. Zihinsel İnkılap! Ben yaptım oldu. Çok da iyi oldu!
Aslında devlet idaresinde gerektiğinde “Rutin dışına çıkılabileceği” kavramına yabancı da değiliz. Rahmetli Süleyman Demirel demişti. Keyfim bilir demişti.
Sonra anayasaya terbiyesi almış, onu adeta hatmetmiş bir Cumhurbaşkanı geldi. Ahmet Necdet Sezer. “Her geleni imzalamam, açın Anayasayı okuyun” dedi. Suçlu oldu. Krizin müsebbihi sayıldı.
Hukuk devleti: 550 Milletvekilinin Yasama faaliyeti ne için? Haksızlığa karşı kendini savunabilecek, korumasını yasalardan ve anayasadan alacak güçsüzün hakkı nerede?
Baştakinin zihniyeti “zihinsel inkılap” kavramıyla açıklanırsa vatandaş ne yapsın? Zarara uğrayan hakkını kendi imkanlarıyla mı temin etsin? Sahi İhkak-ı Hak yasağı vardı değil mi?
Zaten hale hazırda yetki aşımı konusunda tavan yapmış bir Cumhurbaşkanı var. Hatırlayın “Sistem fiilen değişmiştir” demecini.
Başkanlık sistemi gelir mi, yeni bir anayasayı görür müyüz bilemem ama benim naçizane bir önerim olacak. Yasama ve Yürütme faaliyetine iştirak eden herkes Anayasa Mevzuatından sınava tabi tutulsun. Hani KPSS var ya. Asgari onun seviyesinde ama içeriğinde Anayasa Hukuku olsun. Hukuk olsun, hak olsun. Yoksa ne millet iradesini bahane edip “rutin dışına çıkabilirsiniz, zihinsel inkılabınızla yönetebilirsiniz” diyen eksik kalacak ne de “ben yaptım oldu”anlayışı son bulacak.
Yeni anayasa tartışmalarındakikırmızı çizgileri, yeşil çizgileri bilmem ama en azından “hukuk devleti” kavramından vazgeçmeyelim. İdari uygulamalar ancak kanun dairesinde meşruluğunu sürdürebilir. Unutmayalım ki o hukuk hepimiz için var.
Yorumlar