Türk Milliyetçiliğinin mimarlarından, önde gelen kalemlerinden sevgili dostum Necdet Sevinçi kaybettik. Yaşarken hak ettiği değeri gösteremediğimiz büyük üstadı ölümünün ardından da hak ettiği şekilde uğurlayamadık. Öyle bir ülkeyiz ki vatanını, milletini seven aydınlarımız her daim yok sayılırken vatan hainleri, ülkeyi bölmek isteyenler el üstünde tutulur, gazetelerde, haberlerde boy boy yer verilip 1.sınıf vatandaş olarak yaşatılır. Düşüncelerini aktaracakları programlar istedikleri televizyon kanallarında yapılır, istedikleri gazetelerde köşe sahibi olur, sivil toplum örgütlerince her gün allanıp pullanıp övülürler. Hayatını milletine adayıp en güzel yıllarını hapiste geçiren, davası uğruna kurşunlanan Necdet Sevinç gibi vatansever insanlar da göz ardı edilir, düşüncelerini paylaşma aracı olan medya ve basın organları tarafından yok sayılırlar.
Tahammül edemediğim başka bir husus da; ülkenin hep sağcı ve milliyetçi güçler tarafından yönetildiği söylemidir. Evet, sağ partiler iktidar olmuşlardır ama bu ülke hiçbir zaman Türk milliyetçileri tarafından yönetilmemiştir. Medya organlarını, sivil toplum örgütlerini ellerinde bulunduranlar ülkeyi gizli bir güç olarak yönetmiş, yönlendirmiştir. Yönetmeleri yetmiyormuş gibi Türk milliyetçilerine o kadar tahammülsüz davranmışlar ki ülkesi için mücadele eden Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş, Dündar Taşer, Reha Oğuz Türkkan, Nihal Atsız v.b. yüzlerce siyasetçi, edebiyatçı, fikir adamını, kendini ülkesine adayan nice değerli insanı ya unutturmuş ya da unutturmaya çalışmış ve bu amacında başarılı olmuştur. Bugün Rahmetli Alparslan Türkeş dışındaki bu isimlerin birçoğunu hatırlayan pek fazla yoktur. Bunun yanında kamuoyu Nazım Hikmetin isminin veya methiyesinin geçmediği bir gün görmemiştir.
Yukarıdaki tespitleri yaparak bu yazı vesilesiyle 2. kuşak milliyetçilere sesleniyorum; Bu davayı kuran, hizmet eden insanları ve onların düşüncelerini yaşatma görevi sizlere düşmektedir. İdeolojilerin yaşam kaynağı fikir adamları ve onların düşünceleridir. Onlar yaşatılmalıdır ki davamız devam edebilsin. Lütfen bu dava için zamanınızı, paranızı kısacası tüm imkânlarınızı seferber edin. Bu davanın ucuz bir dava olmadığını, maddiyatla ölçülemeyecek büyüklükte maneviyat isteyen bir inanç olduğunu unutmayın. İçimizde şanı, şerefi ve inancı için baş tacı edilecek edebiyatçılarımızın, yazarlarımızın, aydınlarımızın olduğunu bilin. Elbette her düşüncenin sahip olduğu değerler vardır. Ama değerler arasında en kıymetli olanlar kendi milleti için dürüstçe, imanla mücadele ve hizmet edenlerdir. Bizim camiamızda da nice Nazım Hikmetler, nice Kemal Burkaylar, nice Aziz Nesinler varken davamızın büyük değeri Necdet Sevinç üstadımız bile birçok genç tarafından bilinmiyor. Bu ayıp hepimizindir. Dostlarım, davamızın değerlerini tek tek öne çıkarıp tekrar gayesiz ve ülküsüz yaşayanlara anlatıp tanıtmalıyız. Bizim düşüncelerimizi temsil ettiği iddiasıyla o değerli koltukları işgal edenler gibi sadece parsa toplama dönemlerinde bu isimleri hatırlamamalıyız. Bu değerli fikir adamlarını sömüren değil onlardan feyiz alanlardan olmalıyız. Bu değerli insanlara ve düşüncelerine hak ettikleri değeri vermeliyiz. O koltuklarda oturanlar seçim dönemlerinde oy kazanma uğruna bu isimleri kullanırlar ama Necdet Sevinç gibi bir üstadın cezaevinde geçen günlerinin üçte biri kadar zamanı taltif edilerek hak ettiği, yakıştığı halde 4 yıllık milletvekilliğini bile onlara çok görürler. Bu değerli insanları unutturmamak düşüncelerini yaşatıp davamızı devam ettirmek için adlarına eserler bırakmak bizlere düşmektedir. Onlar adına okullar, kültür sarayları, konferans salonları, kütüphaneler yapmalıyız. Necdet Sevinç ve onun gibi büyük Türk Milliyetçilerinin isimleri bu şekilde yaşatılmalıdır. Benim önerim Necdet Sevinç adına bir vakıf kurulması eserlerinin ve düşüncelerinin bu vakıf aracılığıyla insanlarının zihnine nakşedilmesidir. Bunun için özellikle milliyetçi, ülkücü yerel yöneticilere büyük görevler düşmektedir. Necdet Sevinç ve onun gibi büyük Türk Milliyetçilerinin isimleri bu şekilde yaşatılabilecektir.
Ey Türk Milliyetçileri, rahmetli kardeşim Necdet Sevinçin vefatı milat sayılarak, hakiki ve sahte milliyetçileri ayırarak oyunu kurallarına göre oynanmamızın zamanı geldi. Artık uyanalım, birlik olalım her gün birbirimize Türkiyenin durumu ne olacak diye soracağımıza hep beraber omuz omuza çürükleri, çakma ülkücüleri temizleyerek mücadeleye başlayalım. Maddi beklentileri veya yaşam zevki için bu mücadelenin içerisinde olanlara hemen bu davadan el çektirelim. Vatansever Sivil Toplum Kuruluşları kurarak bir an evvel gerçek dava adamlarımızın düşüncelerini tüm toplumumuza anlatalım. Hepimizin ortak ülküsü olan Dünya Türk birliği için kendimize gelmeliyiz. Bakın büyük üstat Necdet Sevinç öldü. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Sayın Sevinç ölürken ülkesinde, yani tartışmasız bir Türk Devletinin topraklarında öldüğünden emin olarak ebedi yaşama gitti. . Bugün içerisinde bulunduğumuz durumdan korkmadan, ürkmeden bu devletin Türk devleti, milletinin de Türk milleti olduğunu yüksek sesle söyleyelim. Hiç kimse de kendini alt kimliklerle kandırıp dış güçlerin oyuncağı olmasın. Asırlardır yaşadığı Türk topraklarında sadakat ve onur içerisinde yaşasın. Bu güne kadar kimsenin sahip çıkamadığı ve sadece vatan hainleri için söylenen Ya Sev Ya Terk Et için ortalığı karıştıranlara buradan sesleniyorum. Evet, bu veciz söze hiç kimse sahip çıkmasa da bu kutsal topraklarımızı alçaklara bölücülere asla ama asla peşkeş çektirmeyeceğiz ve Türk milliyetçileri olarak, atalarımızdan bize miras kalan son Türk Devletini her ne pahasına olursa olsun koruyacağız.
Nur içinde yat sevgili dostum Necdet Sevinç
Sevgili dostum yazlıkta geçirdiğimiz kısa sürelerdeki o tatlı sohbetlerinde aynı yaşta olmamıza rağmen senden aldığım feyiz, cesaret ile iman tazeler gibi Türklük inancımı tazelerdim. Her zaman kalbimde ve zihnimde olacaksın. Bize düşen yeni nesillere seni unutturmamak, unutturmak isteyenlerin de kafalarına vura vura Necdet Sevinçin kim olduğunu hatırlatmaktır.Samimi, dürüst ve inançlı Türk milliyetçilerinin başı sağ olsun
Saygılarımla
Yorumlar