“Taraf olmayan bertaraf olur!”
Bu cümleyi uzun yıllar siyasette olan kişilerin söylemlerinde duymuş, verdikleri demeçlerinde okumuşsunuzdur. Biz OLAY gazetesi olarak hep taraf olmuş ve tarafımızı da açıkça ilan etmekten kaçınmamışızdır.. OLAY Gazetesi yayın çizgisinde tarafsız olmayı kaldıran bir yapı taşımaz. Ne düşünüyorsak, ne görüyorsak, yalansız ve riyasız açıkça ortaya koyarız. İskenderun’un tarafında olduğumuzu, bazı güç odaklarıyla pek yakın ilişki kurmadığımızı gazetemiz haberlerini takip eden okuyucularımız çok iyi bilir. Bu bize para kazandırmaz, ama saygınlık anlamında çok şey kazanmışızdır. Artık tek geçerli olan paranın gücünü elbette biliriz, ama parayla saygınlık satın alınmayacağını daha iyi biliriz.
Şimdi durup dururken bu konuya niye girdim onu da söyleyeyim. Herkesin ağzında İskenderun’da çok gazete olduğu ve bu durumdan çoğu kişinin rahatsızlık duyduğu söylenir. ‘Birisine reklam versen diğeri de istiyor canım’ gibisinden yakınmaları çok duyarız. Ama bu yakınmayı yapan kişi şunu düşünmez; İskenderun’da gazete reklam fiyatları belediyenin suyundan daha ucuzdur. Sektörde bir tekel meydana gelse, vereceğiniz bir aylık reklam parası bile şu anda bütün gazetelere verdiğiniz rakamı bulacaktır. İşte bunu kimse düşünmez. Kimi zavallı arkadaşlar ‘ne verirsen ver abi’ dedikçe üç kuruşa reklam yayınlatan sözde gazete severlerin de bi yerleri kalkar..!
Kimsenin gözünün üstünde kaşın var diye bile eleştirmediği barış örneği belediye ise bu konuda parmağını bile kıpırdatmaz. Sayın Başkan yolda, izde görürse, ‘eee napıyon, nasıl gidiyor bakalım?’ der geçip gider. Memlekette birçoğumuz seçim ve reklam gazeteciliği yaptığımız için, ancak seçimden seçime ciddiye alınırız. “Aman ha batma. Dayan sen bize lazımsın” derler. Bu günlerde sırtımızı sıvazlayanlar üç dört yıl selam bile vermezler.
Evet, taraf tutan bir gazete olarak ve de gazete sahibi olarak konuyla ilgili yaşanan sıkıntıları buradan açıkça belirtiyorum. Onurlu bir gazetecilik yaptığım içinde öfkem yükseliyor. Sayın başkanlar, işverenler ve de hep öyle kalacağını sananlar! Tarafsız olduklarını savunan beyler!
Tabi ki gazeteler olmadan da siz bu memlekette yaşayabilir ve yönetebilir siniz. Hatta (hiç şüphem yok ki) kendinize göre daha da iyi yönetirsiniz. Ama napalım, bizlerde Onurlu Birer Basın Emekçisi olarak burada sizlerle yaşamak zorundayız.
Sizler isteseniz de, istemeseniz de...
Bazı kendini bilmezlerde gazetecileri birbirlerine kırdırmaya çalışıyorlar... Ama yanılıyorlar mesleği gazeteci olanlar bunu iyi bilirler ve oyuna gelmezler...
Sarı Öküz...
Ormanın birinde Aslanlar toplanmış. “Yahu” demişler, “hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader..
Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; Fillere saldırsak, fazla büyük...
Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor.
Ee balık yakalayacak halimiz de yok...
N’aapsak?”
Bir tanesi “en iyisi, öküzlere saldıralım” demiş, “iri yarı görünüyorlar ama ne pençeleri var, ne dişleri diş... Tam dişimize göre!”
Olur mu? Olur. Hücum! Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; Öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer... Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış. Aslanlar aç... N’aapsak, n’aapsak? “Tilkiye danışalım” demişler. Tilki “kolay” demiş, “beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim...”
Kabul etmişler. Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, “saygıdeğer öküzler” demiş, “aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar...
Ama; Şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o... Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü. Kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!”
Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla, verivermişler sarı öküzü. Aslanlar da afiyetle yemiş.
Bir gün, iki gün. Tilki gene gelmiş.
“Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz” demiş ve eklemiş: “Ama şu var ya benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!”
Öküz heyeti düşünmüş, “otlağın selameti için”
Teslim etmiş benekli öküzü...
Üç gün, dört gün... Tilki gene gelmiş. Kuyruğu uzun olanı... Burnu beyaz olanı... Tombul olanı... Tek tek alıp, gitmiş. Otlak seyrelmiş. Semirmiş aslanlar…
Günlerden bir gün... Artık tilki gelmemiş! Gerek kalmamış çünkü.
Doğrudan aslan gelmiş.”hanginizi istiyorsam, Canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, Adamı hasta etmeyin” demiş.
Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, “keşke sarı öküzü vermeseydik” demiş ama iş işten geçmiş.
Yorumlar