Canlılarn yapmaları gereken görevleri üslenmek zorunluluğuyla dünyaya geldiklerini biliyoruz. Tüm canlılıların görevleri üzerinde durmayacağım ama görevleri yerine getirme konusunda insanların bilinçli bir şekilde yetiştirilmesi, SORUMLULUK zihniyetinin geliştirilmesi konosunu işleyeceğim.
Sorumlu olma, mesuliyet alma, yapılması gerekeni yapma kısacası sorumluluk alma insanlık açısından büyük önem taşımaktadır. Yapılan tüm işler sorumluluk duygusuyla ve de bilinciyle yapılması daha küçük yaşlarda aşılanması gerekmektedir.
Bilinmesi gereken bireysel, toplumsal sorumluluklar ailelerde başlamaktadır. Çocukların daha dünyaya gözlerini açtıklarında büyüklerin sorumluluklarını yerine getirerek yetiştirdikleri takdirde iyi bir nesilin adımları atılmış olur.
Her yaşta üslenilmesi gereken görevler vardır. Örneğin çocukların sorumluluğu mu olur gibi bir soru yöneltilebilir; evet her yaşın kendine özgü sorumlulukları vardır. Yediden yetmişe hatta daha da küçükten büyüğe bile bu çatıyı genişletebiliriz ama dar tutmakla şimdilik yetinelim. Bu doğrultu da konuyu ele alırken SORUMLULAR bilinçli hareket ediyor ve de görevlerinin hakkını vererek yerine getiriyor mu!? sorunu sormak durumundayız.
Bakıldığında, dinlenildiğinde herkes sorumluluklarının yerine fazlasıyla getiriyorlar:
Aileler çocuklarının iyi yetişmesi ve yaşaması için onlara yiyecek, içecek, barınacak olanaklar sağlamanın mücadelesi içindedirler.
Okula giden çocuk verilen dersleri en iyi bir şekilde öğrenmeye, öğretmenler öğrencilerinin iyi bir şekilde yetiştirme çabasını gösterirler.
Çalışan emekçilerin işlerinin hakkını vermek, işverenlerin de emeğin karşılığını ödemek isterler.
Yöneticiler toplumlarını huzurlu yapmanın yol ve yöntemlerini araştırırlar.
Fakat ciddi bir inceleme ve araştırma yapıldığında nemelazımcılık, bana necilik yani sorumsuzluluğun çok fazla olduğu görülmektedir. Gününü gün etme, yalanla ve sahtecilikle köşe dönme gibi hastalıklı duygu ve düşüncelerin toplumu sardığı gözlenmektedir.
Anababalar doğru yol gösterici olmazsa ve ilgiyle sevgiyle çocuğu doyuramaz, yapılmaması gerekene sınır koyarak disiplinli hareket etmeyi öğretemezse, öğretmen öğrencisini kucaklayıp bilgilendirerek iyi yetişmesi için çaba harcamazsa, çalışanı işinin hakkını vermeyip sadece gününü geçirmeyi düşünürse, yetkililerin toplumun daha huzurlu olması yolunda hizmet etmezse SORUMLULUKLAR yerine getirilmiş olur mu!?
Vurdumduymazlıkla ilgili pek çok örnekler verebiliriz:
Genelleme çok yanlış olur ama ne yazık ki toplumun büyük bir kesimi bilinçli bir şekilde görevinin hakkını vererek yapmadığı yaşananlarla görülmektedir.
Anababa çocuğuyla ilgilenip ona sevgi vererek saygı, sorumluk duymayı öğretiyor mu!? Yoksa tüm gün yoruldum, ben şimdi de seninle mi uğraşacağım diyerek çocuğu kendi kendine yalnız mı bırakıyor. Tabii ki çocuk yalnız kalıp kendi kendine zaman geçirecek ama nasıl olması gerektiğini öğrenmelidir.Sadece televizyon izleme, bilgisayar da oynama gibi çağın aletleri karşısında zaman öldürmek yerine kitap okuma, becerisini, bilgisini artıracak oyunlar oynamaya yönlendirmesi gerekmektedir.
Her kesimde ve her yerde emek veren, bilinçli hareket eden ve de çocuklarını SORUMLULUK duygusuyla yetiştirenler, işini yapanlar mükafatını bir şekilde görürler.
Kişilerin daha küçük yaşlarda hakettiğini elde etme yolunu izlemekte zorlanmaktadırlar tabii ki ama birşeyi başarmak, başarılı olmak için taşın altına ellerini koymayı, sorumluluklar almayı ve de hakkını vererek yerine getirmeyi seçmelidir.
Çinlilerin gençlerinin Yiyecek, barınacak kadar para alıyorum, ülkemin gelişmesi için bana düşen görevi en iyi şekilde yapmayı boynumun borcu olarak görüyorum diyerek görevlerini yaptıklarını açıkladı gezip-gören ve yerinde inceleyen birisi. Demek ki gelişen toplumların bireyleri SORUMLULUKLARININ bilinciyle hareket ederek uluslarını çağdaş uygarlık düzeyine çıkrmaktadırlar.
Bireylerin sorumluluk alması, sorumlulukları bilmesi ve yerine getirme umuduyla
Yorumlar