banner110
banner77

SEVGİ DÜNYA´DAN DA BÜYÜKTÜR

12 Eylül 2009, 20:10
SEVGİ DÜNYA´DAN DA BÜYÜKTÜR
Nebahat S. ERCAN
Özge sınıfa girince yine sessiz, sakin bir şekilde oyun köşesindeki yerine oturdu ve birşeylerle oyalanır gibi yaparak sınıfındaki diğer çocukları gözlemeye başladı. Hazırlık sınıfına başlayalı dört ay olmuştu. Daha beş yaşını doldurmamıştı. Okula isteyerek,severek geldiği belli oluyordu. Kimi çocuklar gibi annesinden, babasından ayrılırken ağlamıyordu ama sıkıntılı durumu da gözden kaçmıyordu. Özge köşesine çekilse de sınıfındaki çocuklar tarafından seviliyordu. Çocuklar onunla beraber olmak, oynamak istiyorlardı. Çoğu zaman arkadaşlarıyla oyuna dalıyor, neşeleniyordu ama bazan unuttuğu birşey varmış, onu köşesine çekiyormuş gibi yalnızlaşıyordu.. Öğretmeni de Özge´yi çok seviyordu. İstediğini, beklediğini diğer çocuklardan önce Özge´den alıyordu. Zeki bir çocuk olduğu belliydi ama düşünceli durumuna bir çözüm bulamıyordu. Tüm çabasına karşın onu diğer çocuklar gibi konuşturamıyordu. Sabahları okula babası getiriyor, dersten sonra annesi alıyordu. Küçük kardeşi Özde´de hep yanlarında oluyordu.Her defasında ona sarılıyor ve onu uzun, uzun öpüyordu. Selin Öğretmen „Acaba kardeşini kıskanıyor da onun için mi bu çocuk ara ara böyle dalgınlaşıyor!?“ diyordu kendi kendine. Annesi ve babasıyla konuşmayı, görüşünü paylaşmayı aklından geçiriyor ama kardeşini sevişini görünce bundan vazgeçiyordu. Günler, haftalar geçti ama Özge´nin davranışlarında fazla bir değişiklik olmadı.Öğretmen birkaç kez kısaca sorunu dolaylı olarak gündeme getirse de ayrıntılı bir şekilde aile ile konuşamadı. Çocuğu biraz daha tanımaya çalışıyordu. Bir sabah birlikte kahvaltı yaptıktan sonra çocuklar serbest oynamaya başladılar. Kimi resim yapıyor, kimi dolapların içindeki çeşit çeşit oyunları paylaşıyor, kimi kitaplardaki resimleri birbirlerine anlatıyorlardı.Her gün değişen bulaşıkları yıkama sırası ise o gün Yelda ile Özge´deydi. Yelda yıkıyor, Özge kuruluyordu. Bir an Yelda, -Yoruldum, geri kalanını sen yıka ben kurulayayım, dedi. Özge aniden, -Gücün, kuvvetin mi bitiyor? diye sordu. Yelda ile Özge´nin bu konuşmaları Selin Öğretmen´in dikkatini çekti. Onlara sezdirmeden dinlemeyi sürdürdü.. Özge´nin söylediğini Yelda anlamamış olacak ki, -Ne demek o? dedi. -Gücün, kuvvetin mi bitiyor? diye yineledi sorusunu, yetişkin biri gibi Özge. -Yine anlamadım! -Şey yani … daha yıkayamayacak mısın? Dinlenecek misin? Senin annenin gücü, kuvveti bitmiyor mu? -Bilmem. -Yatmıyor mu? -Yatıyor ama yine kalkıyor. -Gücü bitmiyor mu? -Bilmem... -Benim annemin gücü, kuvveti bitiyormuş. Yelda Özge´nin tam ne dediğini anlamamış, sıkılmış olmalı ki -Ya…Hı…dedi ve çişim geldi, diyerek dışarıya koştu. Özge kalan bardakları, tabakları yıkamayı sürdürürken yanına Selin öğretmen geldi. Hiçbirşey duymamış gibi, -Bitti mi bulaşıklar? -Bitti ama Yelda daha hepsini kurulamadı, tuvalete gitti. -Olsun, az kalmış onları da ben kurulayıvereyim. -Tamam, ben de tuvalete gidiyorum. -Git. Gelince seninle biraz konuşalım mı ? -Olur…diyerek dışarıya çıktı. Özge ile Yelda kapıda karşılaştı. Yelda, öğretmeninin kurulamayı bitirdiğini gördü. Biraz sıkılarak: -Ben de şimdi arkadaşlarımla oynayabilir miyim!? diye mırıldandı. -Hadi biraz oyna, sonra size kitap okuyacağım, dedi Öğretmen. Özge dışarıdan gelince Selin öğretmenin yanına dikildi. “Ne diyeceksin?” der gibi yüzüne baktı. Selin öğretmen onun elinden tutup masasına götürdü. -Seni her sabah kardeşinle baban getiriyor, sonra yine kardeşinle annen okuldan alıyor. Kardeşini çok seviyor musun? -Evet... -Annen sabah, baban akşam işe gidiyormuş, öyle mi? -Evet... -Peki annenin işi mi, babanın işi mi zormuş, biliyor musun? -Annemin işi zor. -Nereden biliyorsun ? -Çünkü, annem hep gücüm, kuvvetim bitti diyor. Annemin gücü biter mi? Selin öğretmen o an nasıl yanıt vereceğini düşünürken Özge devam etti. -Annelerin gücü, kuvveti bittiği gibi sevgisi de biter mi? -Neden bitsin!? Özge´nin sanki dili çözülmüştü: -Annem çok çalışıyor, gücünü harcıyor. Hani insan parasını harcayınca bitiyor ya! Parası bttiği gibi gücünü, kuvvetini harcayınca o da bitiyormuş işte. -E e e… -Çok sevdiği olunca sevgisi de biter, öyle değil mi? -Annen kimi seviyor? -Babamı, kardeşimi, azcık da beni ... -Seni azcık mı? -Evet… -Neden seni azıcık! -Çünkü, sevgisi azalıyor, bitiyor da ondan. -Özge sen yalnız kalınca bunları mı düşünüyorsun?diye sordu Öğretmen merakla. Özge, sanki biraz sıkılmış, ne söyleyeceğini düşünür gibi yaptı önce ve sonra da, -Eveeet… dedi sesizce. -Neden!? -Çünkü, annem hep gücümü, kuvvetimi harcadım, kalmadı, bitti diyor. Selin öğretmen Özge´yi sevgiyle kucakladı, dızine oturttu. -Bak Özge, annenin gücü bitmez. Sabah erken kalktığından iş yerinde, evde çalıştığı için yorulur. Biraz dinlenince de o yorgunluğu geçer. Sevgisi ise hiç bitmez. Ne kadar çok severse insan, sevgisi o kadar artar. Anneler çocuklarının birini öbüründen daha az sevemez, hepsinin sevgisi ayrıdır. Bak sınıfımızda kaç tane arkadaşın var. Ben sizin hepinizi ayrı ayrı sevmiyor muyum? . Öbür çocukları yanına çağıran Selin öğretmen “Sevginin Gücü” öyküsünü okudu. Öyküyü can kulağıyla dinleyen Özge birden öğretmeninin baynuna sarıldı ve kulağına -Sevgi Dünya´dan da büyük, değil mi Öğretmenim, derken mutluydu. Nebahat S. Ercan Hamburg,26.05.2009

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99