Seçim sonrası idi.Hatay Milletvekili Orhan Karasayar teşekkür ziyaretlerini yapıyordu.Güzel hoş bir köyde olmanın ve bu ortamda haber yapmanın tadı bir başkadır.Şehir trafiği yok,karşınızda sanal konuşmalar yerine samimi karşılamalar yalın saf misafirperverlik vardır.Buda sizi haberci havasından çıkarıp hoş bir gezinti ortamındaymışsınız duygusunu verir.Dinlendirici,ve huzurlu geçtiğini sandığım Aşkarbeyli köyünden kalkmak üzereydik.Birden ani silah sesleri ile irkildim.Kalabalığın biraz uzağından gelen bu ses beni çok şaşırtmıştı.Tam bitti derken karşımda az önce vekil beye isteklerini belirten köyün sözcüsü olduğunu düşündüğüm kişi elini beline attı.Arka arkaya tüm şarjörü havaya sıktı.Peki ben ne yaptım elimde makine oturduğum yere büzüldüm,kulaklarımı kapadım ,gözlerimi yumdum.Şaşkınlığımı üzerimden attığımda Karasayarın “gerek yoktu”cümlesini duydum.Oysa bir vekil olarak keskin bir dille yapmayın demesini beklerdim.Köy ortamlarını iyi bildiğine inandığım Karasayar, sanırım bu tepkilere alışkın ,niçin yapıldığının farkında aslında iyi niyetli olduklarını biliyor,ve daha önemlisi bu onlara göre bir sevgi gösterisi ,yada bir ağırlama şekli olabilir.
Neden böyle bir tepki verdim.Öncelikle bir gazeteci olarak gözlerimi kapatmak yerine fotoğraf çekmeliydim.Kim olduğunu öğrenmeliydim ve bunu habere çevirmeliydim.Hiç birini yapamadım çünkü ilk kez silah seslerini bu kadar yakından duymuş ve görmüş birisi olarak çaresiz kaldım.Benim geldiğim yerlerde bu tarz toplantıların sonunda alkış yapılır silah çekilmezdi.
Bu bölgenin düğünleri her zaman ilgimi çekmiştir.Özellikle mahalle düğünleri bir başka güzel.Yöresel halk oyunları,ve türküleri ile inanılmaz bir Anadolu mozaiği havasında seviyorum bu ortamları.Ve mümkün olduğunca davet edildiğimde gitmeye çalışıyorum.Mustafa Kemal Mahallesinde bir düğündeyim,çocuklarımla birlikte.Onlara göre en coşkulu anlardan birinde silah sesleri ile irkildim.Elbette annelik iç güdüleri ile paniğe kapılıp çocuklarıma sarıldım.Sonra etrafıma baktım her kes sakin eğlence devam ediyor hemde daha bir coşkuyla.Gösterdiğim tepkiden utandım.Herkese göre doğal olan böyle bir durumda ben niye korkuyordum ki.Demek bende bir gariplik var diyerek düğünün havasına girmeye çalıştım.Yerde gözüme çarpan parlaklığı aldım boş bir kovan.
Ara ara devam eden silah sesleri artık beni iyice germiş düğünden çok savaşa geldiğim hissini uyandırmıştı.Kovanlar gözle görülür vaziyette yerlerdeyken eğlenebilme duygusu doğrusu beni şaşırtmıştı.Evet yine o yörenin insanına doğal gelen ama beni dehşete düşüren bir olay ile karşı karşıya olduğumu fark ettiğimde birden gözüme polis arabası ilişti.Sevinçle onlara baktım.Ne kadarda mutlu olmuştum.Bir süre polislerle silah sıkan insanlar arasındaki duruşu izledim .Evet artık silah sesleri gelmiyordu,ancak polisler gidince aynı seslerin devam etmesi beni hayal kırıklığına uğrattı .Bir daha bu tarz düğünlere gitmeme kararı aldım.
08.Ağustos Tarihinde hepinizin bildiği bir olayla bir kez daha paniğe kapıldım.Güzel bir düğün ortamında yaşanan korkunç olayda minnacık çocuklar,kadınlar kanlar içindeydi.Nedeni henüz belli değil ,elbette düğüne renk katsın diye atılmamıştır bu kurşunlar.Ancak özel bir nedeni varsa çocukların günahı neydi? Kasti değilde Alkol sonucu yapılmışsa çok acı.Yine cehalet,yine zavallık,bedeli çok ağır bir son.
Ruhsatsız silah taşımak suç.Yine olaya bölgesel bakıyorum ve şöyle düşünüyorum o zaman her kes suçlu.Daha önemlisi silahı bir güç,bir korunma olarak gören bu toplumun erkekleri aslında korkaklardan ibaret.Kendine öz güveni olmayan,savunmasını ve sevincini,gösterme şekli bile saldırı şeklinde olan bu gidişe dur diyecek elbet kanunlar vardır.Caydırıcı cezalar insanları rahatlama şekillerinden uzaklaştırabilir.Silah tutmak yerine kalem tutmayı öğrenen nesiller yetişmesi adına.Sizleri bilmiyorum ama benim hayatım bedava değil evet ölüm herkes için var .Ama ucuz kahramanların elindeki makineye güvenerek kendilerini adam saymaları onur kırıcı.
Yorumlar