Yerel seçimlerin yapılmasına az bir zaman kaldı. Artık seçimlere katılacak partilerin adayları da artık kendilerini göstermeye ve plan, projelerini açıklamaya kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar.
Bir gazeteci olarak şimdi burada ey arkadaş oyunu şuna ver buna ver deme şansına sahip değiliz. Ancak gönlümüzden ve kafamızdan geçen düşüncelerimizi ima ederiz hepsi o kadar.
Bir gazeteci dostumuzun belki “ ciğeri büyüktür”ve kalkıp ben şu partiyi resmen destekliyorum diyebilir.
Şimdi hangi parti kazanırsa kazansın. En önemlisi kazanacak partinin belediye başkan adayını bir yığın sorunlar bekliyor. Hem de Amanos Dağı kadar sorunlar olur, seçim bitene kadar.
Elbette ki gördüğün yapılmış güzel şeyleri yazmak ve dile getirmek lazımdır. Bunun parti işiyle uğraşmakla da bir ilgisi yoktur.
Bütün adaylar seçim öncesi şunu yapacağım, bunu yapacağım derler ve başa geldikleri zaman ise bakarsınız plağın öbür yüzünü çalmaya başlarlar, "şu dağlarda kar olaydım, olaydım" diye borçtan, imkânsızlıklardan bahsederek bu kez de…
Kim seçilirse seçilsin. Eski bir dolap gibi gıcırdamaya başlarlar.
Bir Şairimizin de dediği gibi,
“İnsanoğlu hayal ettiği müddetçe yaşar…”
Şu bir gerçek ki asla yadsınamaz, Belediye başkanlığında 10 yılını dolduran Bekir Altan döneminin eseridir bugün yaşayıp soluduğumuz güzel Payasımız...
Real bakılıp, Real anlaşılmadığı sürece sapla samanda birbirinden ayrılmayacaktır. Şimdi bu ne çelişkidir ki, Denge unsuru ya da dürüstlük unsuru ortadan kalkmıyor mu? Sorgulamaya gerek var mı? Yanlışın faturası, doğruya mı kesilecek sanki? Ya da siz mazeretlerinizle aklanacak mısınız ki? Dünya âlem size hak verse, siz kendinize hak vermiyorsanız ne kadar rahat olur içiniz, ya da düze çıkar mı sorunlarımız?
Ancak şu vardır bir belediye başkanı iyi hizmetler yapmışsa ve yaptığı bir şeyler varsa onları da övmek gelin bu partiye oy verin anlamına ve o adayı destekleme anlamına gelmez.
Lalettayin sandığa gidip mühürü basıp çıkmanın da önüne geçilemezken nasıl bir atmosfer bekliyor bizi unutmamalıyız..Bunun için yere sağlam basan ayaklarımız, demir büken bileklerimiz, dağların ötesini gören gözlerimiz, en güzel, bazen de en keskin sözleri söyleyen dudaklarımız olmalı…
Tüm bu olup bitenler,’’Dedim-dediler ve varsayımlardan” başka bir şey değil,geçici şeyler..
Adaylar da gerçi her şeye rağmen bütün sorunları bildiklerini ve çözüm için projelerinin olduğunu söylüyorlar!..
Nereye gidilse halk hemen gazetecilerin önünü keserek seçimlerde ne olur? Kim kazanacak? Kimi şanslı görüyorsunuz? Kim ne yapar?...diyor ve bir nebze de olsa aydınlatılmak istiyorlar,ancak gazeteciler de partilerin içerisinde olmadıklarından onların gidiş-gelişleri sırasında söylediklerine göre yorum yapıyorlar ve o minvalde yazılar yazıyorlar.
Unutmayalım Bu seçimde;
“Yüreklerin, sadece sağlam, güven veren kelimelere ve dürüst, riyasız dostluklara ihtiyacı var…Yoksa kimsenin kimseden beklentisi yok..”
Yüreğinizdeki Sevgiyle Kalın….
Yorumlar