Ethem Sarısülük'ü silahından çıkan kurşunlardan biriyle ölümüne sebebiyet veren polis memuru Ahmet Şahbaz'da hükümet yalakaları ve yandaş medya tarafından adeta kahraman ilan edilmişti. Ancak yinede ölüme sebebiyet vermek ve bilinçsizce toplum olaylarında amirinin emri dışında silah kullanmaktan hakkında soruşturma açılmıştı. Dosya ivedi bir şekilde takipsizliğe düşürülerek kapatılmak istenmişti. Memurun sadece görev yeri değiştirilmiş, hiçbir cezai uygulamaya tabi tutulmamıştı. Bu acı olayın üzerinden tam bir yıl bir ay geçtiği şu günlerde, ağır aksak ilerleyen davada tam da Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde, yerinde sayan Türk Adalet Sisteminde her ne hikmetse kıpırdanmalar yaşanmaya başlandı. Yetkili Savcıların tamamının Ahmet Şahbaz'ı aklamak istemelerinin yanı sıra adli tıp bile Ethem'in otopsi raporunu medyaya sızmasının ardından açıklamak zorunda kalmıştı. Türk Adaletinin çoktan çöktüğü ülkemizde şu günlerde halk için önemli olan düşünce ve hisler yine kurnazca akepe hükümeti tarafından bir silah olarak kullanılmakta. Erdoğan'ın köşke çıkabilmesi için bütün stratejiler denenmekte, halkın sadece kendi kesimlerine değil tamamına sempati kazanma açısından bir takım siyasi varyasyonlar yapılmakta.
Dün, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, Sarısülük'ün katil zanlısı olarak mahkemeye çıkarılan polis memuru Ahmet Şahbaz geçte olsa tutuklandı. Geçte olsa diyorum çünkü, bu, delilleri müteakip ve ispatlı bir kamu olayıdır. Deliller defalarca Sarısülük'ün avukatları ve vatansever gazeteler tarafından halka ibraz edilmişti herkes vurulma ve ateş etme anını açıkca seyretmiş fakat bir türlü Şahbaz'ı cezalandırma yoluna gidilememişti. ''Polise emri ben verdim'' diyebilecek kadar halktan nefret eden bir adamın Başbakanlık yaptığı Türkiye'de masum bir eylemciyi vuran polisi cezalandırmak elbette kolay olmayacaktı. Fakat az önce değindiğim gibi Ağustos ayına çok az bir zaman kala, Türkiye için çok önemli dava dosyalarının özellikle halkın gözünde farklı bir boyutta olan Sarısülük dosyasında karara varılması çok enteresan ve zamanlama açısından da manidar olsa gerek. Yazmaktan asla usanmadığımız Türkiye gerçeklerini anlamak istemeyen yada bildiği halde karanlığa hizmet edenler yarın ve diğer günler neleri düşüneceklerini yine çok iyi biliyoruz. Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelindiği şu günlerde, kirpiklerine kadar yolsuzluğa batmış bir adamı aklamak ve onu en tepeye çıkartmak için bin türlü tezgâh açılmış durumda. Umarım tezgâhlar kapatıldığında aydınlığın peşinden gitmek için halâ gücümüz olur...
Yorumlar