Bebeklik çağında, kistler henüz bebek doğmadan saptanmış olabilir. Günümüzde artık rutin olarak gebelik izleminde uygulanan ultrasonografik incelemelerde kistler kolaylıkla saptanabilir. Kistler milimetrik boyuttan 4-5 cm.ye kadar ulaşan çaplara ulaşabilir. Kistin büyüklüğüne göre ortaya çıkan bulgular da değişir.Yumurtalıklar, karının alt kısmında ve mesanenin her iki yanında yer alır. Her yumurtalık, rahimdenuzanan ve ergenlik sonrası yaşamda yumurtanın rahime ulaşmasını sağlayan tüplerin (tuba uterina) ucunda bulunur. Anne karnında saptanan kist eğer büyükse, henüz bebeğin karın içi organları yeterince gelişmediğinden tanımlanması zor olabilir. 3 cm. ve daha büyük çaplı kistler bulundukları yerden daha yukarıda görünerek diğer organ anormallikleri ile karışabilir. Sağ tarafta bulunan kistler kimi zaman karaciğer altına dek uzanıp, safra yollarından köken alan koledok kisti zannedilebilir. Çoğu zaman ise, bağırsak duvarından ya da bağırsağı karın arka duvarına bağlayan dokudan köken alan duplikasyon kisti ya da mezenter kisti olarak tanı alabilir. Ancak, bu üç durum da yumurtalık kisti daha az olasıdır.Büyük kistler, doğumdan sonra yapılan fiziksel incelemede ele gelebilir. Çok büyük kistler, bağırsaklara baskı yaparak bebeğin beslenmesini olumsuz olarak etkileyebilir. Her ne kadar bağ dokuları ile karın duvarına yapışık olsa da, yumurtalıklar karın içinde bağırsakların hareketlerine bağlı olarak yer değiştirebilir. Bu hareket sırasında büyük çaplı kistler kendi çevresinde dönebilir (over torsiyonu). Eğer dönme, damarlardan yumurtalığa gelen kan akımını engelleyecek düzeydeyse, o yumurtalık hayatiyetini yitirebilir. Büyük çocuklarda şiddetli karın ağrısına yol açan bu durum bebeklerde iki şekilde ortaya çıkar: Eğer anne karnındayken olursa herhangi bir bulgu vermez. Doğumdan sonra ise akut karın bulguları oluşur. Bebeğin karnında sertlik ve karın duvarında morarma olur; bebek beslenemez ve kusar. Büyük çaplı kistlerde kimi zaman kist içine doğru kanama olabilir. Bu durumda kist çapı birden artar ve kist içindeki görünüm matlaşır. Bu kistler patlayabilir ve kist sıvısı karın içine yayılabilir. Milimetrik çaplı kistler ise bulgu vermezler ve ancak herhangi bir nedenle yapılan ultrasonografide rastlantısal olarak saptanırlar.Bebeklik çağında saptanan kistlerde tedavi yaklaşımı yaş ve kistin büyüklüğüne göre değişir. Anne karnında saptanan küçük çaplı kistlerin bir kısmı doğumdan sonra yapılan ultrasonografide görülmez. Ender olarak kiste anne karnındayken girişim yapmak gerekebilir. Bu tip kistler büyük çaplıdır ve karın içinde bası yaparak bebeğin gelişimini engeller. Ultrasonografi eşliğinde ince bir iğne ile karın duvarından girilerek kist boşaltılabilir. Doğumdan sonra ise, 3 cm ve altındaki kistlerin hemen tamamı, anneden geçen hormonların etkisi azaldıkça küçülür ve ortadan kaybolur. 4 cm ve üzerindeki kistlerin ise kendi çevrelerinde dönme olasılıkları daha yüksektir. Öncelikle ultraonografi ile izlenmeleri, en küçük bir kuşku olduğunda ise cerrahi yöntemle boşaltılmaları ya da çıkarılmaları gerekir. Cerrahi girişim, açık cerrahi ya da laparoskopik yöntem ile yapılabilir.
Yorumlar