banner110
banner77

ÖZDE DEĞİL SÖZDE MÜSLÜMANLIK

17 Temmuz 2014, 14:35
ÖZDE DEĞİL SÖZDE MÜSLÜMANLIK
Aynur Albayrak Barut
Tarihler boyunca insanoğlu gerek bireysel olarak, gerekse toplumsal olarak Tanrı - İnanç - Reddetme üçlemiyle çelişerek derin ve çoğu zaman şiddetli çatışmalara girmiştir. İlk çağlardan bu yana Din olgusuyla birlikte başlangıcın yaratıcısına yani yaradana duyulan kuvvetli inanç ve sevgi, beraberinde birtakım ciddi sorunlar meydana getirdi.

İnsanlık, yaşamını sürdürdüğü bu gezegende çoğaldıkça, bu sorunlar insanoğlunun Tanrı ile arasındaki bağları zaman zaman zedelemiş, farklı görüşler ve farklı inançlar doğmuştu. Orta çağlarda politikanın da keşfedilmesinden sonra dinsel düşüncelerin politikanın içine çekilmesiyle toplumsal çatışmalarda böylelikle başlamış oldu. Ve çok geçmeden insanlar artık hayatta kalma mücadelesi için değil, farklı dinsel düşünceler içinde oldukları için başka insanları öldürmeye başladı.

Bu artık günümüze kadar gelecek ve binlerce masum insanın başka dini düşünceler beslediği yada dinselliği reddettiği için hunharca öldürüldüğü 'Din ve Meshep Savaşlarının' başlangıcı olacaktı. Hz. İsa ile birlikte ilk büyük din olan Hıristiyanlık dini oluştu. Önceleri iyi gidiyordu insanlık sevmişti Hıristiyanlığı, fakat ne var ki çok uzun sürmedi bu, din kiliselerle birlikte üç büyük gruba ayrıldı. Protestan, Katolik ve Ortodoks. Hızlı bir şekilde insanlar bu üç meshep ve Hıristiyanlık yasaları karşısında bölündü paramparça oldu. Birbirlerini aynı din çatısı ve tanrının buyrukları altında tanımayan Hıristiyanlar birbirleriyle çatışmaya başladı. Küçük çatışmalar daha sonra çok büyük savaşları başlattı ve böylelikle aynı Tanrı dini altında sadece görüşleri, düşünceleri farklı olduğu için birbirlerini öldüren kanlı Din Savaşları başlamış oldu.

Milattan sonra 7. yüzyılın başlarında bizim dinimiz İslamiyet, Hz. Muhammed'in Peygamberliğinde Arabistan topraklarında başladı. İslamiyet'in doğuşu ve yayılması Hıristiyanlığa nazaran çok sancılı olmuştur. Çünkü önceki ve yaygın olan Hıristiyanlık İslamiyet'i kabul etmedi normal olarak ve durdurulması için birçok kanlı savaş başlatmıştır. Ama çok geçmeden İslamiyet'te tüm Dünya'ya yayıldı ve sevildi. Günümüzün en büyük iki dini olan Hıristiyanlık ve İslamiyet tarih boyu birbirleriyle çatışmış ve çok kan dökülmüştür.

Musevilerin Yahudasıyla beraber tarihin çağlarında her zaman oluk gibi insan kanı akmıştır din savaşları yüzünden. Artık günümüz dünyasında orta çağlardaki gibi karşıt dinler arasındaki o korkunç kanlı savaşlar yapılmıyor. 18. yüzyılın sonlarına doğru Vatikan, dini, savaş ve yıkım yaparak kullanma metodundan uzaklaşarak daha dingin ve huzuru bulmuş bir havada günümüze getirdi. Bir Katolik, bir Protestana vahşi duygularla yaklaşmıyor, artık onu öldürmeyi düşünmüyor.

Üzülerek yazıyorum ki, bizim dinimizde sağduyu, huzur, birliktelik yerine tam tersi bir barbarlık, bir fitnecilik, bir mezhepçilik hakim. Bugün İslamiyet dini ne yazık ki 'Hoşgörü Dini' değil, adeta kanlı, vahşi bir din olmuş durumda. Müslüman olmayan diğer dünya insanlarını bile artık korkutmakta. Tanrı'nın adını kullanarak dinsel hiçbir objeye, düşünceye uymayan, kutsal kitapta bile yazmayan kanunlar yazan bir takım aykırı kişilerce İslamiyet özenilen, takdir edilen bir din değil, korkulan, hayal kırıklığı yaratan bir din durumuna getirildi. Kim olduklarını bugün çok iyi bildiğimiz bazı aşırı İslamcı kişiler, örgütsel yapılanmalara giderek insanlığın masumiyetini tehdit eder hale geldi. Bugün, Ortadoğu ve bütün Arabistan yarım adası bu tür aşırı dini grupların tehditi altında.

Elbette işin içine misyoner siyaseti ve ülkeler bazında şahsi menfaatlerde girince bu kişiler ve onların kanlı örgütleri de siyasi platformlarda muhatap bulur oldu. Hatta çoğunuzun bildiği üzere El Kaide, Taliban gibi aşırı dini terör örgütlerini bizzat A.B.D.'nin kurduğu ve yıllardır da beslediği, destek olduğu söylenir, çünkü bu iddia için hatırı sayılır miktarda gerçekçi istihbarat toplanmıştır.


Türkiye Cumhuriyet'i olarak ülkemizde de, uzun süredir başında bulunan iktidari gücün diretmesiyle birlikte bu dini çatışma ve ayrıştırıcı yapılanmalar tetiklenmekte. Yapılan dini ayrıştırıcı propagandalar, Türkiye'de milyonları birbirinden nefret eder ve düşüncelerinden tiskinir hale getirdi. Alevi - Sünni - Şii olarak sürdürülen bu dini propagandalar yüzünden, terör örgütleri de etkilenmekte, zaten Allah adına diye beyinleri yıkanmış kan dökmeye hevesli bir halde gözlerini kırpmadan cinayetler, katliamlar yapmakta.

Dünyanın ortası olarak bilinen bu zengin ve verimli topraklarda, cahil bırakılmış insanları kullanan bazı karanlık güçler iğrenç oyunlarını hiç acımadan uygulamakta. İslam dini ve Müslümanlık artık özde değil sözde Müslümanlık olarak kullanılmaktadır.

Sırf, komşusu, köylüsü Alevi, Şii, Sünni ya da inanmıyor diye vahşice üstelik Allah'ın adını kullanarak cinayet işlemenin, masum insanları katletmenin neresi ruhen, kalben ve özde Müslümanlık olabilir ki, dinimiz artık hoşgörü dini olmaktan çok uzaklaşmış, Yaradana olan inancımızı hiç düşünmek istemesek bile sorgular hale getirmiştir. Demiyor muyuz? hepimiz zaman zaman, ''Rabbim, neden bunların olmasına izin veriyorsun?'' diye. Geçtiğimiz iki yıl içinde Suriye, Irak ve İran'da binlerce masum çocuk ve kadın farklı dini mesheplerden oldukları için acımadan katledildiler. Düşünün ne kadar acı verici bir Müslüman başka bir Müslümanı acımadan katlediyor.

Sizler, dini kendi çıkarları için kullanan Allah'ın adını kullanarak kan dökerek kirleten yobazlar! artık bu hoşgörü dinini, İslamiyet inançlarını ve saf Müslümanlığı kullanmayı bırakın. Çünkü biz, sizler gibi sözde değil, özde Müslümanlarız, kalplerimiz iyilik ve lütufla dolu.

İnsanlığı ve masum yaşamları rahat bırakın. Yaradan'ın laneti üzerinize olsun...

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99