Bugüne kadar yönetenler bu hakları tüm toplum kesimlerinden gizlemeye çalıştılar ve halkı kandırdılar. Bizler Sosyal Haklar Derneğinin İskenderun’da temsilciliğini açarak, İskenderun halkının yönetenler tarafından kandırılması engellemek ve İskenderun halkının, hakkı olanı alması için mücadele etmek için yola çıktık.
Yönetenler ne yazık ki Sosyal Hakların sadece kağıt üstünde kalmasından yararlanarak bir soygun düzeni yarattılar. Halkımızın geleceğini, umutlarını ve mutluluklarını çaldılar.
Oysa gerek uluslararası sözleşmelere gerekse anayasaya göre başta olmak üzere devleti yönetenler;
İşsizliği Yok Etmek Yönetenlerin Görevidir
İşsizliği önlemekle yükümlü ve ödevlidir. Çalışanların iş güvenliğini sağlamak, adil ücret vermek, taşeron sistemini ortadan kaldırmak ve köleliğe son vermek zorundadır. Sendika, toplu sözleşme ve grev hakkının kullanılmasına köstek değil destek olmakla yükümlüdür. İskenderun’da işsizlik ve taşeronlaşma adeta bir devlet politikasıdır ve çalışma hakkı İskenderun’u idare edenlerin umurunda değildir. İşsizliği çözmek ve can güvenliğinin olduğu bir çalışma yaşamı sağlamak yönetenlerin görevidir. Bu yönetenlerin arasında yerel ve ulusal idarecilerin tümü vardır. Hiçbir idareci bu yükümlülükten kaçamaz.
Belediyeler Ticarethane Değildir
Yönetenler şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri almak ve ayrıca toplu konut teşebbüsleri ile sorunlara çözüm üretmek zorundadır. Kiralık evlerde oturanlar dahil olmak üzere konut ihtiyacı duyan herkesin barınma hakkına saygı duymak ve ihtiyacı karşılamakla görevlidirler. Bu ihtiyaç temelinde halkın parasıyla yapılan konutlar idarenin “ tacir” anlayışı yüzünden halkı soymanın aracı haline geliyor. İskenderun belediyesine ait yüzlerce konut ve işyeri bulunuyor. Bu konut ve işyerleri ihtiyaç sahiplerine değil, ekonomik gücü olanlara peşkeş çekiliyor.
Diğer yandan İskenderun’da “ kentsel dönüşüm” adı altında yeni rant kapıları açılarak insanlar sokaklara atılmak istenmektedir. Belediyeler dahil olmak üzere idareler ticarethane değil kamu hizmeti veren kurumlar olmalıdır.
Paralı Sağlık Sistemi Hasta Ediyor
Sağlık hizmeti yönetenlerin kurnazca politikaları neticesinde paralı hale getirildi. Yoksul halkın sağlık hizmetlerinden yararlanabileceği ortam artık bulunmuyor. Katkı payı bir başka soygun düzenine dönüştü. Oysa herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını tesis etmelidir. İnsanların bedensel ve ruhsal sağlıkları için parası olmasa da devlet hizmetle yükümlüdür. Genel sağlık sigortası devletin ihtiyaç sahiplerine kaliteli ve yeterli sağlık hizmeti sunmasını zorunlu kılmaktadır. İskenderun’da sağlık alanında yatırımlar yeterli bir sağlık hizmetini yaşama geçirmeye elverişli değildir. Bu konuda hizmet etmekle görevli olan idareciler sorumluluk duymaktan uzak yaşıyor.
Paralı ve Gerici Eğitim Köleleştiriyor
Yönetenler her ne kadar gizlemeye çalışsa da parası olmadığı halde kimse, eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamaz. İlköğretim, bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır. Bu hakkın binbir cambazlıkla ortadan kaldırıldığı aşikardır. Parasız, eşit eğitim hakkının kullanılmasındaki engellerin kaldırılması ve yaygınlaştırılması için İskenderun’da sayısız düzenlemenin yapılması büyük ihtiyaçtır. Zorunlu din derslerine, mezhepçi, gerici, ve piyasacı eğitime karşı; Laik, bilimsel, anadilinde ve her düzeyde parasız-kamusal eğitim hakkı için mücadele büyük öneme sahiptir. Çünkü paralı ve gerici eğitim sistemi köleleştirirken, derneğimiz parasız ve bilimsel laik eğitimle halkı özgürleştirme mücadelesine katkı vermeyi hedeflemektedir.
Elimizi Taşın Altına Koyuyoruz
Bir insanın insanca yaşaması için gerekli olan haklar sadece yukarıda sayılanlarla sınırlı değildir. Dinlenme hakkı, çevre hakkı, bedelsiz su kullanma hakkı, grev ile toplu sözleşme hakkı ve benzeri bir çok hak içermektedir. Bu haklar dışında sosyal devlet gelir ve servet farklarının azaltılmasına yönelik tedbirlerde alınmalıdır. Hatta devlet, topraksız olan veya yeterli toprağı bulunmayan çiftçilikle uğraşan köylüye toprak sağlamakla, tarih, kültür ve tabiat varlıklarını korumakla, Sanatın ve sanatçının korunmasıyla görevlidir. Bir devleti sosyal kılan gerekliler Sosyal Hakların tanınmasıyla gerçekleşir. İnsan sosyal haklarıyla insandır. Bu sebeple tüm bu hakların toplum kesimleri tarafından benimsenmesini önemsiyor ve taşın altına elimizi koyuyoruz. Umutla, sevgiyle ve cesaretle….
Yorumlar