Evet... Biz sarı öküzü verdiğimiz gün, bu mücadeleyi kaybettik!.
Kaybettik de, hiç şu soruyu kendimize sormadık;
Bir tek sarı öküzün kaybı ile bu mücadele yenilgi ile sona eriyor ise, diğer öküzler ne iş yapıyor?
Bu sorunun cevabı çok zor olmasa gerek...
Bilindiği gibi, yıllardan beri yemyeşil ve her türlü tehlikeden uzak bereketli otlaklarda gün doğumundan gün batımına kadar otlayıp, üstüne de kana kana su içen öküzler, otlakların korunma ihalesini bir tek "sarı öküze" bağlayarak sorumluluktan kurtulmaya çalışmışlardır. Ancak, tüm mücadelesini "geviş getirerek" yediği iki tutam ota karşı veren diğer her renk öküzün de, bu sorumlulukta paydaş olduğu unutulmamalıdır...
Aslanlar ot yemezler, et yerler(!)
Ot yiyerek, bu otu sindirim sistemlerinde kasa çeviren ve baldırlarında depolayan bütün hayvanlar, onlar için besin zincirlerindeki bir alt zincirin halkasıdırlar.
Aslanlar otla uğraşmazlar(!)
Bütün zamanlarını bu işle geçiren öküzler olduğu müddetçe, birazcık zeka ve emekle, hazır haldeki bu gıdalara en üst seviyesinde iken el koyarlar.
Aslanların doğası budur.
Ölürler fakat bu davranış şekillerinden vazgeçmezler.
Tıpkı öküzlerin doğasının da, yaşam boyu ot yiyerek su içmesi olduğu gibi!.
Öküzler, tüm boş zamanlarında "geviş getirirken" mutluluk hayalleri kurarlar!.
Aslanlar ise avlanacak yeni öküzistanların hayalini!.
Aslanlar avlanma bölgelerini gece gündüz kontrol altında tutarken, sürünün hepsi birden bu işle meşgul olurlar.
İşlerini savsaklamazlar. Ve genç nesillerini yaşam şekillerine uyarlarlar, eğitirler.
Bir nevi köy enstitüleri gibi yaşama sanatı okulları vardır!.
Ve bu okulları süreğendir.
Aslan sürüsü varsa eğitim vardır, eğitim yoksa aslan sürüsü yoktur.
Uzun lafın kısası;
Öküz sürülerinin işi başından sağlam tutarak her türlü yaşam sanatının eğitimini genç boğalara vermedikleri ve birlik halinde güçlü olunacağını öğretmedikleri müddetçe, otlakların ve yaşam alanlarının korunması ihalesini bir tek sarı öküze vererek işin içinden çıkmazlar. Geviş getiren öküz topluluklarının yok olmalarının sebebini, bir tek sarı öküze bağlamaları da, acınacak bir gaflettir...
Asıl hikaye;
İki tutam ota but veren, rengini bildiğimiz o öküzün hikayesidir ki değme gitsin!...
Bir anlatmaya başlarsam, herkes
- Yuh bu kadarda olmaz, der...
Hikâye günlerce sürer ve apışıp kalırız...
Mesele; bir tek sarı öküzün kaybı değil, diğer öküzlerin öküz kalmaya olan ısrarıdır!..
Yorumlar