Hani insan çocuğunun başarılarını görür ama hala içinde biraz daha başarılı olmasını isteyen gizli bir isteği de hep devam eder…
Oysa çocuk artık büyümüş kendini yaşadığı ortama uydurmuş ve taşıdığı bayrağın altına on binlerce seveniyle yürüyüşe geçmiştir bile…
Bu örnekler neden?
Sabahın 4’ünde sayfaya verdiğim bir köşe yazımın hikayesi…
Evet, sabahın 4’ünde yazımın yayınlanması ve 11:30 yayından çıkmasının başına gelenler…
Aslında birazda şanslıyım. İyi ki kovan bir patronumuz yok … Yoksa şimdi kapı önüne konmuştuk… Yıllar önce Türkiye’de Yayın Yönetmeliğini yaptığım gazetede yapılan bir söyleşiyi taraflar Basın Konseyi’ne şikayet etmişlerdi. Basın Konseyi yapılan söyleşiyi görüşmüş yapılan söyleşinin gazetecilik çerçevesinde yapılmış olduğuna karar vermişti. O yapılan söyleşi arşivlerdeki yerinde duruyor.
Ve şimdi gelelim buraya…
Gelen Mailler karşısında yapacak bir şey bulamadım. Ne Basın Konseyi nede başka bu kurum haklı çıkaramazdı beni… Hani gelen öyle birkaç mail olsa es geçer herkes yazını beğenmek zorun da değil derdim…
Ama Stuttgart'tan tutun Altonalı okuycusuna kadar onlarca maili üst üste alınca düşünmek zorunda kaldık.
Her taraftan taş yağmuruna tutulduk… Bu yazı olmadı diye… Yani okuyucu konseyimiz karar vermişti… Bu yazı HAMBURGHABER’de kalamaz…
Ve en son Hamburg Anadolu Alevileri Kültür Birligi Başkanı Sevgili Erkan Erçin’in mailde, sanki okuyucu konseyimizin bir nevi özetini dile almış karar gibi elimize ulaşınca yazıyı kaldırmak zorunda kaldık…
Başta belirttiğim gibi iyi ki bizi kovan bir patronumuz yok… Yoksa yıllar önce yaptığımız söyleşide bizi haklı gören Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi gibi şimdi bizde yerimizi ve köşemizi kaybedecektik….
Aslında bir taraftan Hamburg Haber’in gelmiş olduğu noktayı da böylece görmüş olduk. Tam bir kamuoyu araştırması oldu… Hamburg Haber’in okuyucusuyla olan buluşmasını canlı yaşadık. Okuyucu kendisine mal olmuş olan gazetesine sahip çıkarak ister sahibi olsun ister yayın yönetmeni olsun gazetesindeki yanlışlığa izin vermedi. Sahip çıktı…
Şahsım olarak yazımı çekmek zorunda kaldığım için beni üzdü… Ama Hamburg Haber’in bu kadar alana açılmış olmasını birkaç saat içinde onlarca maille uyarılmasını da görünce Hamburghaber’in ulaşmasını istediğim yerlere geldiğini de görerek o içimdeki gizli isteğin de ne kadar mutlu olduğunu gördüm…
Ben Hamburg Haber’i daha küçük bir çocuk gibi korumayı düşünen bir baba rolünü kendimde görürken, meğer bizim çocuk çoktan büyümüş bayrağını açmış sevenleriyle yola çıkmış… Artık anladım ki, bu gazete bizim değil… Bu gazete okuyucunun…
Bize de Okuyucu Konseyi kararını uygulamak kaldı… Ve bu yüzden o yazı arşivlerdeki yerini alamadı…
Ne diyelim yerimizi kaybetmediğimeze şükredelim.
Yorumlar