Öfkelenmek halk arasında insani bir his olarak düşünülür, oysa ki mutlaka mücadele edilip, irade kullanılıp yenilmesi gereken bir zaaftır. İnsan öfkesini, sinirini ruhunda serbest bırakırsa gittikçe kabaran bir öfkeye dönüşür, bu da Müslümanın derinliğine, olgunluğuna, itidaline uyuşmayan bir ahlak özelliğidir.
Allah Kuranda Müslümanın öfkelenilecek durumlarda nasıl bir ahlak göstermesi gerektiğini bizlere şöyle bildirmektedir:
Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. (Al-i İmran Suresi, 134. ayet)
Çünkü insan öfkelendiğinde makul düşünebilme yeteneği zayıflar. Doğruyu yanlıştan ayırt edemeyecek hale gelir. O an mutlaka haklı olduğuna inandığı için karşısındaki insanın halindeki tavrındaki olumlu haklı yönleri göremeyebilir. Öfkede mutlaka intikam alma hırsı hakimdir. Bu yüzden insan öfke anında çoğu zaman adaleti ayakta tutamayacak hale gelir.
Öfke adeta aklı örten bir perde gibidir. Öfkeyle kalkan gerçekten zararla oturur. Bunu her insan kendi hayatında tecrübe etmiştir.
İnsan nasıl ki karşısındaki insandan rahatsız edici, incitici, kinayeli sözler duymak istemez, aksine onore edici, yatıştırıcı, sevecen, dostane konuşmalar duymak ister. Nasıl ki samimi olmayan, donuk, sevgisiz ya da öfkeli bakışlarla değil, akıllı, sevgi dolu, güven dolu, sıcak, canlı bakışlarla muhatap olmak ister. Nasıl ki karşısındaki kişiden hep nezaket, olgunluk, detay incelikler bekler. Nasıl ki karşısındaki kişinin kendisini değerli gördüğünü hissettiren bir tavır içerisinde olmasını talep eder İşte kendisinin göstereceği tavrın da beklenti içinde olduğu tavırla aynı olması hatta daha da güzel olması gerekir.
İnsan öfkelendiğinde sadece çevresine değil aslında kendisine zarar verecek kararlar da alabilecek bir ruha kapılır. Sonradan telafi etmesi çok zor olan sert ve kırıcı sözler eder, yüzü sertleşir, hareketleri sertleşir. Farkında olmadan çok itici, soğuk bir hale bürünür, farkında olmadan fiziksel rahatsızlıklara kapı açar.
Ama belki de en önemlisi böyle bir insan çevresindekilerin sevgisini, güvenini kaybetmeye başlar. Kendisinden çekinilen bir insan olmayı hiç kimse istemez. İnsanlar sevecekleri, rahat bağlantıya geçebilecekleri, şefkat gördükleri, hata yapsalar bile kendilerini affeden olgun insanlarla birlikte olmayı ister. İnsanlar halk arasındaki tabirle babacan ya da anaç karakterdeki insanların yanında rahat ederler. Böyle insanların sözlerine dikkat verirler, kendi düşünceleriyle çatışsa dahi aklına güvendikleri için böyle insanların sözünü dinlerken nefislerinde bir zorlanma hissetmezler.
İnsan çoğu zaman kendi düşüncesini karşı tarafa kabul ettiremediği için, karşısındaki insanla düşünceleri uyum içerisinde olmadığı için öfkeye kapılır, heyecanlı bir ruh hali sergiler. Ama öfkesi insanı istediği sonuca iletmez aksine daha da çatışmaya sebep olur.
İnsanın buğz ettiği, rahatsız olduğu bir husus varsa bunu öfkelenip, bağırıp, sert önlemler alarak ortadan kaldırmaktansa, karşı tarafa son derece şefkatli, ılımlı, akıllı, karşı tarafın tepkilerini ölçen ve mutlaka karşı tarafın da haklı yönlerini gözönünde bulunduran bir uslüpla yaklaşarak konuyu çözmeye çalışması her zaman daha hızlı sonuç getirir.
Öfke, şiddet, kavga, çatışma sadece zarar oluşturur, hiçbir şekilde çözüme ulaştırmaz.
Çünkü insan psikolojisinde öfke duyulan bir insanda haksızlığa uğrama ve akabinde müthiş bir hızla karşı öfke oluşması kaçınılmaz bir durumdur. Böyle bir ortamda mutlaka arada anlaşmazlık ve kavga olacak, iki öfkeli insanın ise aralarındaki anlaşmazlığı çözme ihtimali çok düşük olacaktır.
İnsan psikolojisinde mutlaka dediğini kabul ettirme hırsı da vardır. İnsanın karşısındaki insanla bağlantıya geçerken nefsin bu oyununu da dikkate alarak hareket etmesi gerekir. Kişilerin karşılıklı olarak mutlaka birbirlerinin haklı yönlerini arayıp ortak bir noktada buluşmak için birlikte bir çözüm üretmeleri gerekir. Aksinde iki taraf da dediğinin yapılması için ayak diretecek, ancak kimse geri adım atma olgunluğunu göstermediği için konu çözülemeyecektir.
Kardeşliğin pekişmesi, sevginin oluşması, insanlar arasında huzurun yaygınlaşması için insanın mutlaka tek taraflı olarak yatıştırıcı, hep olayların güzel ve olumlu yönlerini gören, affedici, merhametli ve sükunetli bir karaketeri ruhunda hakim kılması gerekir.
Öfkeyi tutup yenmek bir büyüklük, olgunluk ve hepsinden önemlisi derin imanın bir göstergesidir, bir lider vasfıdır. Allahın Kuranda bizlere bir emridir. Müslümanın da en önemli özelliklerinden biridir. Bütün olayları ALLAH kaderde bir hayırla yaratır. O yüzden karşılaşılan şer gibi görünen her olayda hayır olduğunu bilerek ona gore itidalli, yatıştırıcı ve teveküllü bir tavırda bulunmak Müslümana yakışır.
https://www.facebook.com/merve.buyukbayrak
https://twitter.com/MrvBuyukbayrak
mervebuyukbayrak@yahoo.co.uk
Yorumlar