Siyaset Haberleri Tümü

SAVAŞA HAYIR!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir TV kanalında dile getirdiği; “Eğer 400 milletvekilini alabilecek veya bir anayasayı inşa edebilecek sayıyı bir siyasi parti yakalamış olsaydı durum bugün çok daha farklı olurdu" biçimindeki sözleri ise tabloyu tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
Bizler bu ülkede yaşayan halklar, emekçiler, kadınlar, gençler; savaşın ne olduğunu, neye mal olduğunu biliyoruz.
Savaş; binlerce insanın ölmesi, anaların gözyaşlarının akması, halklar arasında derin bir kamplaşmanın yaşanması; ortak yaşamın imkânsızlaşması demek. 
Yeter savaş son bulsun, bu topraklar kana doydu. 
Hemen yarın bu gidişatı durdurmazsak, bu ülkede huzur içinde ve mutlu bir gelecek kurma şansımız kalmayacak. Kürt illerine yol alan yolcu otobüsleri taşlanıyor. Parti binaları yakılıyor. Gazeteler basılıyor. İnternet sitelerine erişim engelleniyor. Gazete binaları, milletvekili eşliğinde basılıyor. Ölerek ve öldürerek toplumu, vicdanımızı, geleceğimizi çürüteceğiz. Birlikte yaşama imkanını ortadan kaldıracağız. 
Cizre bir haftadır kuşatma altında, Cizre’de bebekler, çocuklar ölüyor, Cizre ölülerini gömemiyor. Cizre, Kerbela misali suya, ekmeğe, ilaca muhtaç. Cizre bize muhtaç.
Koca kentleri ablukaya almak sokağa çıkma yasağı ilan etmek akıl utulması değilse nedir? Her gün HDP'yi hedef gösterip, Linççi grupların HDP binalarını yakıp yıkmasını seyrederek;  huzuru, Türkiye’nin Suriyeleşmesini engelleyemezsiniz. HDP'yi hedef yapan halkı HDP'ye karşı kışkırtanlar bu işin sorumlularıdır.
Aynı gece içerisinde düğmeye basılmış gibi aynı gruplar sokağa çıkıp nefret sloganları atıyor. HDP binalarının genel merkezinin kundaklanabildiği bir iklim yaratılıyor. Hürriyet Gazetesi iki defa saldırıya uğruyor. Bu endişe verici süreç, bu ülkede yaşayan halklar arasındaki kardeşlik ve dostluk duygusunu dinamitlemekte teleafi edilmesi mümkün olmayacak ayrışma ve kamplaşmalar yaratmaktadır. Yakın bir zamana kadar savaş istemediğini açıkça ifade eden bir toplum, şimdi başlatılan çatışma ve savaşta taraf olması için maniple edilmektedir.
Ülke yanmakta, alevler yayılmakta, asker, polis, gerilla ve sivil halk cenazeleri artmaktadır. Her gün ölümler yaşanıyor. Üçer, beşer cenazeler geliyor. Yeni ateşler düşüyor ocaklara.
AKP Hükümetinin bu politikası; Türkiye’yi tehlikenin içine sürüklemiş bulunuyor. Kürt sorununu eşit haklara dayalı, barışçı ve demokratik biçimde çözmek yerine, savaş politikasında ısrar, çözümsüzlük, kaos ve yeni ölümler demek, savaş demek, iç savaş demektir. 
Eller bir an önce tetkikten çekilmeli, silahlar susmalıdır. Operasyonlar, çatışmalar durmalı ve daha önce olduğu gibi sorunlar diyalog içinde konuşarak çözülmelidir. Kürt sorununda çözümsüzlüğü dayatan yeniden savaş ve çatışma ortamı son bulsun; Müzakereler Parlamento zemininde yeniden şeffaf ve demokratik olarak başlatılsın.
Türk Kürt, Arap her milliyetten halkımızı, birlikte yaşama olanaklarını ortadan kaldıracak kışkırtıcı söylemlere itibar etmemeye sağduyulu davranmaya çağırıyoruz.
Sokaklarda silah sesleri değil barış çağrıları ve türküleri duyulsun.
Çatışmalı ortamın tarafları acilen bu sese kulak vermelidir. AKP, uygulamaya koyduğu savaş konseptine artık son vermeli ve demokratik siyasetin önünü açılmalıdır. Aksi taktirde geriye dönüş imkanı her geçen gün biraz daha azalacak ve Türkiye hızla içinden çıkılmaz bir felaketin içine sürüklenecektir.

Paylaş
Tweet Paylaş Paylaş

Facebook Yorumları