Haberleri Tümü

Kadın cinayetleri en çok eşlerin boşanmak istemelerinden kaynaklanıyor

Kadın cinayetlerinde Marmara bölgesi birinci, Ege ve Akdeniz bölgesi de ikinci sırada yeralıyor. Kadın cinayetlerinde göç ve buna bağlı olarak adaptasyon sorunu öne çıkıyor. Yapılan istatistiki raporlara göre, kadınlar en çok kocalarından şiddet gördüğü ve boşanmak istedikleri için öldürülüyor. Uzmanlar, eşlerin evlenmeden önce evliliğe hazır olmaları kapsamında birbirinini iyi tanımaları gerektiğine dikkat çekiyor.

Antalya Demokratik Hukuk ve Evrensel İnsani Değerler Platformu Başkanı Avukat Mücahit Gündoğdu, kadın cinayetlerinin toplumda kanayan bir yara olduğunu, acil önlem alınmaması durumunda da kangrene dönüşeceği uyarısında bulundu. Gündoğdu, ülkede 2010 yılında değişik şiddet unsurlarına bağlı ölen kadın sayısının 50 ve geçen 14 yıllık süre bu rakamın 256'ya ulaşmasının ürkütücü olduğunu söyledi. Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet unsurlarıyla ilgili Manavgat'ta açıklama yapan Gündoğdu, 2014 yılının ilk 8 ayında şiddete bağlı hayatını kaybeden kadın sayısının 148'e ulaşmasının üzüntü verici olduğunu kaydetti.
Geçen yıl ülkede Emniyet kayıtlarına göre 167 kadın ve kız çocuğuna tecavüz girişiminde bulunulduğunu hatırlatan Gündoğdu, toplumda kadına yönelik, taciz, şiddet ve kötü muameleye karşı sivil toplum kuruluşlarının tek vücut olarak mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.

Kadın cinayetlerine bakıldığında birinci sırada Marmara, Ege ve Akdeniz ikinci sırada geldiğini belirten Gündoğdu, kadın cinayetlerinde göç ve göçle birlikte adaptasyon sorunun iyi bir şekilde irdelenmesi gerektiğini kaydetti. 10 gün önce Antalya'da 14 yaşındaki kız çocuğunun üvey baba şiddetine bağlı hayatını kaybettiğini ve geçen yılda Manavgat'ta 4 kadının ateşleyici silahlara bağlı hayatını kaybettiğini hatırlatan Gündoğdu, "Kadın cinayetleri toplumun kanayan yarası. Yapılan istatistiki raporlara göre kadınlar en çok kocalarından şiddet gördüğü ve boşanmak istedikleri için öldürülüyor. Ülkemizde geçen yıl öldürülen 256 kadından yüzde 19'u eşinden boşanmak istediği için kocası tarafından öldürüldü. Bu ürkütücü bir durum. Bu bağlamda eşlerin evlenmeden önce evliliğe hazır olup olmadığı iyi araştırılmalı. Çiftler biribinini iyi tanıdıktan sonra evlendirilmeli. Ülkemizde ne yazıkki 'sorunların çözümünde tıkanıldığında 'ya benimsin yada kara toprağın sın anlayışı var'. Bu kötü anlayışın önüne de ancak; evlilik öncesi eşlerin biribirini iyi tanıması ve ona göre yuva kurmasıyla geçilebilir. Sonuç ortaya çıktıktan sonra ah vah etmenin bir önemli yok, Nasrettin Hoca hesabı su testisi kırılmadan önlem almak gerekir." diye konuştu.

Bir avukat olarak bugüne kadar çok sayıda boşanma davasına girdiğinin altını çizen Gündoğdu, boşanmaların yüzde 75'nin ailelerin zorla evlendirmesi, kızın sevmediği biriyle evlenmesi, eşler arası diyalogun olmaması, göç, ani öfkeye bağlı erkeğin hemen şiddet uygulaması, eşlerin öfkeli olduğu zaman sorunu büyütmesi ve öfke kontrolü yapamamaları olduğunu kaydetti.
Her anne ve babanın kızını telli duvaklı gelin etmesi hayali olduğunu ve gelin ettikten sonra üç beş ay sonra yüzü ve gözünün morarmış bir halde eve gelmesinin hiç istenilmeyecek bir durum olmadığını vurgulayan Gündoğdu, "Maalesef anne ve baba kızı gelin ettikten üç beş ay sonra kızının şiddet görmüş vaziyette görüyor. Özellikle şiddet eğilimli erkeklerin evlenmeden önce mutlaka bir sağlık kontrolünden geçirildikten sonra evlendirilmesi gerekir. Evlendirme daireleri ve nüfus müdürlükleri evlenecek çiftlerden Akdeniz Anemisi(Talesemi) raporu istiyor. Bence bundan daha önemli olan şiddet eğimli kişilerin bir psikiyatriden rapor aldıktan sonra evlendirilmesi gerekir. Çoğu ailelerin çocuklarının şiddet eğilimli olduğunu bildiği halde bunu evlenecekler inde saklıyorlar. Kadın cinayetlerinin yüzde 70'i şiddet eğilimli ve evlenmeden önce yakın akraba ve arkadaş çevresine şiddet uygulayan kişiler yapıyor. Cinnet geçirme hali ayrı kanayan bir yara. Bu yara çok kötü kanıyor. Ülke olarak ailenin korunması konusunda çok kötü durumdayız ve kan kaybediyoruz. Siz, babası tarafından annesinin gözleri önünde öldürülmüş bir çocuğun ruh dünyasını düşünebilir musunuz?" ifadesini kullandı.
Gündoğdu, son 5 yıl içinde de Antalya bölgesinde şiddete bağlı 16 kadının hayatını kaybettiğini ifade etti.
Gündoğdu, Hacattepe Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre evlenmiş kadınların yüzde 39'nun fiziksel şiddete, yüzde 15'nin cinsel şiddete ve yüzde 44'nün de duygusal şiddete maruz kaldığını ifade etti.
Eğitim düzeyi yüksek kadınlarında şiddete maruz kaldığına dikkat çeken Gündoğdu, toplumda her 10 kadından üçünün fiziksel ve cinsel şiddete maruz kaldığını sözlerine ekledi.

Paylaş
Tweet Paylaş Paylaş

Facebook Yorumları