banner110

Sorun derinlerde, oysa yönetmen üstünü kazmada dağın

Son 'büyük' derbi de gösterdi ki, içimizde vaktiyle küllenmiş kalıntıların alevlenmesi için bir...

09 Haziran 2010 Çarşamba 18:23
banner77
Sorun derinlerde, oysa yönetmen üstünü kazmada dağın

Toplum katmanlarımızda üzerine gidilmiş o kadar çok 'refleks' var ki, artık kaşınmasa da, onlar bir değer yargısı haline gelmiş durumda. Bu konuda, bir futbol maçında yaşananların son sıralarda yer alacağı uzunlukta 'sosyolojik vaka listesi'ne sahibiz. Aydın Bulut, ilk uzun metrajlı filminde, bu listenin en çok göze batan maddelerini bir senaryoda toplamaya çalışmış. Bunu yaparken de bilinçli bir şekilde, politik değil polisiye bir anlatımı tercih etmiş. Bulut, önce ateşi gösteriyor, sonra da seyirciyi 'Kıvılcımı kim çaktı?' sorusunun peşine düşürüyor.

Yönetmeninin 'kaybedenlerin hikâyesi' dediği 'Başka Semtin Çocukları', Gazi Mahallesi'nde geçiyor. Film boyunca ara ara gördüğümüz 'kahramanlıklarından' dolayı erken terhis olan Semih, askerden döndüğü gün, kardeşi Veysel'in cenazesiyle karşılaşır. Kardeşi, Sünni bir kızı sevmiştir. Tahmin edilebileceği gibi Veyseller, Alevi'dir ve başta kızın ağabeyi olmak üzere neredeyse herkes bu aşka karşıdır. Semih, kardeşinin katilini ararken biz de, çok başarılı bir 'mahalle' atmosferi eşliğinde, arada kalmış insan tiplerini, önyargıların duvar ördüğü bir dünyada filizlenen aşkı, şiddetin nasıl da çözümsüzlüğün çıkış yolu olduğunu izleriz. Hikâye şöyle de anlatılabilir: Alevi genç, Sünni kızı sever ve daha sonra öldürülür. Gencin ağabeyi de katili bulmaya çalışır.

Başta da söylediğimiz gibi, 'Kim yaptı?' sorusu üzerinden ilerleyen film, polisiye kurguya sığınarak kendini politizasyondan uzak tutmaya çalışıyor. 3 ödül aldığı, geçtiğimiz yılın Altın Portakal'ındaki tartışmaların önemli bir bölümü de buna dayanıyordu. Senaryoya da imza atan Bulut'un, Gazi Mahallesi'ne konuşlandırdığı hikâyeyi, o bölgenin 'siyaseten' sorunlu damarlarına akıtmasını beklemek gayet doğal. Film, bu damarlara uğramıyor da değil. Türkü bara sevdiği kadını görmeye gidip de Kürtçe şarkı söyleyenleri görünce PKK'yla özdeşleştirdiği için, 'Kürtlerin ne işi var burada?' diyen Gürdal, çocuk Alevi olduğu için kız kardeşinin aşkını onaylamayan bir ağabey tam da o damarlar üzerinde duran karakterler. Ancak hikâye; umutsuzluk, daha iyi bir hayat için uzaklara kaçma, kapana sıkılmışlıktan, arada kalmışlıktan kurtulma olgularına odaklanınca sadece Gazi Mahallesi'nin değil, tüm varoşların hikâyesi oluyor. Kimlik çatışmalarının yanına, aidiyet sorunları da ekleniyor. Aidiyetin korkutan yüzüyle ortaya çıkmanın varoşlardaki getirisi, şiddetin karanlık dehlizlerine götürüyor gençliği.

Çekimlerde 21 günlüğüne mesken tutulan mahallenin politikadan uzak yansıtılması, günümüz gençliğiyle iligili bir durum olabilir. 'Yırtma' derdinde olan gençlik, 'kurtuluş' yolunda politikayla değil, nefretle ilerliyor. Bu anlatım tercihi, yönetmene genelde Türkiye'de yaşanan, ama 'başka semtin' çocuklarında daha baskın bir şekilde hissedilen önyargıları başarılı bir şekilde yakalama fırsatı vermiş. Filmin başarı hanesine kaydedilebilecek bu durum, hikâye ilerledikçe, son yıllarda türeyen bir 'yerli yönetmen hastalığı'ndan dolayı dezavantaja da dönüşebiliyor. Öyküde ve -sonuna kadar- filmde başarılı olan Bulut da, Alevi meselesinden, Kürt 'sorunsalı'na, mafyatik şiddet eğilimlerinden kabuğunu kırıp 'yırtma hikâyesi'ne kadar pek çok 'arızalı' konuyu bir filmin bünyesine sıkıştırma hatasına düşmüş. Bütün bunların senaryoya yedirilmesi çok göze batmasa da, filmin çoğu kişide dizi havası uyandırmasına bir sebep olabilir. Televizyondan beyazperdeye geçen her yönetmenin karşılaşacağı sorularla, Ihlamurlar Altında ve Sultan Makamı gibi dizilerin yönetmeni Aydın Bulut da cebelleşecek anlaşılan.

Yeni Sinemacılar'dan kalma 'erkeksi' havanın yer yer hissedildiği filmin oyuncu kadrosu çok başarılı. Ödüllü Volga Soru başta olmak üzere Mehmet Ali Nuroğlu, İsmail Hacıoğlu, Bülent İnal, Ertan Saban, Eyşan Özhim, Serkan Keskin yan hikâyesi bol filmin taşıyıcıları olmuş. Son tahlilde, 'Hasret, külüngü vurduğum yerdir' diyen şairin ilhamıyla söylersek, film sorular sorarak 'sorun'ların etrafında geziniyor, ama külüngü doğru yere vurmuyor. Sorun derinlerde, oysa yönetmen üstünü kazmada dağın. ZAMAN

Kaynak: www.zaman.com.tr

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99