O tarihte kötülüğün ve karanlık günlerin kapısı aralanmıştı.
Başkanlık hayali içine, kapağı ilk fırsatta saraya atmış bir zat, ülkeyi neredeyse geri dönülemez bir karanlığa sürükledi.
7 Haziran seçimlerinde “başkanlık” hayalinin suya düşmesine müteakip adım adım gerilim siyaseti yaşama sokuldu. İstikrarsızlık, şiddet , baskı, tehdit ve şantaj politikası toplumu adeta sersemletti.
Önce savaşın kıskacı altında tüm umutlarını yitirmiş olan çocuklara bir nebze umut olmak için ellerinde kitaplarla ve oyuncaklarla Suruç’a gelen pırıl pırıl gençlerimiz katliama uğradı.
Ardından ülkelerine barış getirmek için Ankara’ya gelen bu ülkenin temiz yürekli insanları önce bombalarla, sonra da polisin tomalı, gazlı saldırısıyla katliama uğradılar.
Oysa ne olduysa 7 Haziran 2015 tarihinde oldu.
O tarihte kötülüğün ve karanlık günlerin kapısı aralanmıştı.
13 yıldır devletin adeta sahibi gibi davranan yönetenler, ülke insanına “ rehine” muamelesi yapmaya başlamış ve başta muahalif basın olmak üzere hükümet aleyhindeki her aykırı ses susturulmak istenmiştir.
İktidar bu cüretkar tutumunu yargı erkini ele geçirmeden yaşama geçiremeyeceğini bildiği için 17-25 aralık operasyonundan sonra yargıyı zaptu-rapt altına alacak hamleler başlattı. İktidar yargıyı ‘sopa’ niyetine kullanmak maksadıyla olağanüstü yetkilere sahip, kapalı devre çalışan Sulh Ceza Hakimliklerini ihdas etti. Özgürlükleri ortadan kaldıran bu hakimliklere toplumla dalga geçercesine ‘özgürlük hakimleri’ adını verdi. Bu hakimliklerle artık ülkemizde bağımsız yargı, adalet ve tarafsızlık kavramları içi boş bir fanteziye dönüştü. Bu süreç 1 Kasım seçimleriyle sonuçlandı.
Oysa ne olduysa 7 Haziran 2015 tarihinde oldu.
O tarihte kötülüğün ve karanlık günlerin kapısı aralanmıştı.
İstikrar adına, akan kanın durması adına 1 Kasım seçimlerinde AKP’ye oy verenler dahil herkes bir şaşkınlık içine sürüklendi.
Basın özgürlüğü ve halkın bilgi alma hakkı Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasıyla iktidarın açık saldırısıyla karşılaştı.
Susturulamayan barış elçileri canlı yayında kurşunlara hedef edildi. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi herkesin gözü önünde öldürüldü.
İnsanlık adına utanç olabilecek bu uygulamalar şimdi sokağa çıkma yasaklarıyla, temelsiz gözaltı ve tutuklamalarla, kayyum kararlarıyla devam ediyor.
Oysa ne olduysa 7 Haziran 2015 tarihinde oldu.
O tarihte kötülüğün ve karanlık günlerin kapısı aralanmıştı.
Ancak insanlık tarihi bu kapıyı aralayanların bir gün mutlaka halka hesap vereceklerini ve asla başarılı olamayacaklarını bizlere anlatır.
Haklarımızı bilmek, uğruna bedeli ne olursa olsun mücadele etmek ve birgün hukukun, barışın ve demokrasinin tesisini sağlamaktır tek seçeneğimiz. Kötülüğe kapıları kapatmak, aydınlık bir geleceği inşa etmek kendimize, sevdiklerimize ve çocuklarımıza borcumuzdur.
Olay Gazetesi aracılığıyla karınca kararınca Sosyal Hukuk sayfalarını her hafta hazırlayarak ülkemizdeki barış, kardeşlik ve demokrasi mücadelesine katkı vermeye çalışacağız. Kötülük ve karanlık hepinizden uzak olsun.
Yorumlar