15 yıl. 15 koca yıl geçti gitti… Bazen boğulacak gibi oluyor insan ama devam ediyor yaşamaya, bu benim inadımdan değil, bu öylesine bir şey işte. İstemesen de yaşıyorsun, yaşamak zorundasın çünkü. Ömür dediğimiz şey hayata sunulmuş bir armağanmış, hayatta insana sunulmuş bir armağanmış. Eh be bacım, neydi derdi tanrının, senin armağanın böyle kısa olmuş. Senden alıp kime vermiş. Neden herkese cömert olan tanrı, sana cimri oldu? Kim hak ediyormuş da bunca uzun armağanı da sen hak etmedin. 95 yaşına kadar yaşayan hiç kusur etmedi de hep sen mi etmişsin kusuru, günahı. Neymiş ki günahın? Ne olmuşta sığdıramamışlar seni armağanlarının içine? Ne varmış ki biz hala sallıyoruz hayatın direksiyonunu, ne umut varmışta takarmışız emniyet kemerimizi, atarmışız vitesi beşe.. Ne yarın sevdalısıymışız, ne alçaklık ve ne küfürbazlık etmişiz.. Ne derdimiz varmış? Tam 15 yıl. Yukarda ki bu satırları senin mirasını devam ettiren senin o ele avuca sığmaz kardeşin Nihat DURMUŞ’un ….
Ama 15. yılında yazını yazmadı, yazamadı… Ah be bacım, ablam, yoldaşım meslektaşım. Kurumuş gözpınarlarımdan sana kalan iki damla gözyaşını akıtmak için her yıl senin miras bıraktığın gazeten OLAY’da Nihat’ın yazısını okurdum. Hani bizim o kara kuru, kabına sığmaz, yerinde durmaz, fren tutmaz kardeşimiz var ya. İşte be bacım tam on beş yıldır senin yasını ve acını bizim adımıza kaleme aldı… Ve ben de biriktirdiğim son damlalarımın gözyaşını senin adına yazılan gazetenin soluk ama senin gülen yüzüne düşürdüm. Ah be ablam, bu kez gazetenin soluk ama senin gülen yüzüne bırakacağım iki damla yaşımdan birini işte bu saatte senin yazını yazacak olan Nihat’ın yattığı ve tam bu harflere dokunduğu anlarda girdiği hastanenin ameliyat kapısı önünde bıraktım…
Tam on beş yıl senin içimizdeki ateşinin ayrılığını bizler adına sana ulaştıran Nihat’ın ağabey unutma yazıyı yaz derken dakikalar sonra gireceği ameliyat masasından önceki bu son sözleri sana olan özlemin ateşinin nasıl halen yüreğinde olduğunu dışa hastane odasında yüzüme vuruyordu. Evet, tam on beş yıl sonra senin bıraktığın özlemini bu kez DURMUŞ ailesi adına Nihat Durmuş benim üzerime vermişti.
Ah be bacım ne zormuş senin acının derinliğini içimde hissederken, Nihat’ın haberini de sana ulaştırmak. Ah be bacım, tam 15 yıl olmuş. 15 yıldır sensiz de seni sevdik. Özlemler vardır anlatılmaz gönülde yer eder, ama zaman gelir gözyaşları mürekkep olur duygular yazılır mısralara. Dünyadan sana güzel haberler vermek isterdim. Sen görmüyorsun ama, hiçbir şey de pek iyiye doğru gitmiyor. Yalan baharların kavurduğu bir coğrafyanın ortasında etrafımızdaki kıvılcımların sıcaklığıyla tutuşmamaya çalışıyoruz. Hangi yalan baharın hangi saate hangi ülkede kan çiçekleri açacağını bilmiyoruz. Her an her nokta da kan çiçeklerinin açtığı baharlar yaşıyoruz. Sana güzel haberler vermek isterdim. Senin özlemin olan ve mücadelesini verdiğin barışın ve kardeşlik türkülerinin söylendiği bir dünyanın haberlerini yazmak isterdim. Ama yazamıyorum. Ah be bacım aslında hiçbir şey yazamıyorum. Anlatılmayan özlemleri kelimelere dökmeye çalışıyorum sadece. Çünkü seni çok ama çok özlüyorum… Özlüyoruz… Mekânın Cennet Olsun…

Yorumlar