banner110

SOSYAL HUKUK

EVLERE ŞENLİK HAKİMLER..... CEZA YARGILAMALARIYLA İLGİLİ İSTATİSTİKLER..... Dikkat! “Önce açıp ürüne bak, sonra öde” kuralı geliyor....

17 Mayıs 2016 Salı 08:51
banner77
SOSYAL HUKUK
EVLERE ŞENLİK HAKİMLER
Yargı kurumlarının mekânlarında, yargı mensuplarının amblemlerinde aynı kadın figürünün yer aldığını görüyoruz. Bu figür çoğunlukla bir heykel, bir resim veya bir rölyef olarak karşımıza çıkar. Adaletin ve evrensel hukuk değerlerinin sembolüne havi minyatürler ise biz avukatların çalışma ortamlarını süsler. Gözleri kapalı, elinde kılıç ve terazisiyle bu kadın figürü, ülkemizde özellikle son yıllarda bir süs olmaktan öte bir anlam taşımamaya başladı.
Adalet tanrıçasının sembolü kadın figürünün gözlerinin kapalı olmasının nedeni tarafsızlığı simgelemek içindir. Yargıç adaleti dağıttığı kişileri görmeyerek tarafsız kalabilir ve etkilenmemiş olur. Böylece yargıcın taraflı olması önlemiş olur.  Adaletin sembolü heykelinin elindeki “Kılıç” adaletin verdiği cezaların caydırıcılığını ve gücünü, “Terazi” ise adaleti ve bunun dengeli bir şekilde dağıtılmasını simgeler 
Ne yazık ki adaletin ve düzenin simgesi olan Themis veya diğer adıyla Justita’nın yüzyıllardır tüm insanlık için taşıdığı değerler,  ülkemizin idaresinden sorumlu olanlar tarafından sevilmiyor ve bilerek ve isteyerek tahrip ediliyor. 
Biri ülke gündeminden, diğeri İskenderun’dan iki somut olay üzerinden, adalet tanrıçasının temsil ettiği değerlerin nasıl yerle bir edildiğini açıklamaya çalışalım. 
Adamına Göre Hukuk 
MHP kurultay süreci, hukukun evrensel ilkeleriyle adeta dalga geçildiği, hukukun siyasi tahakküm altında yerle bir edildiği ve her yönden adalete olan inancın ortadan kalktığını gözler önüne seriyor. İlgili ilgisiz mahkemelerin birbirine taban tabana zıt kararları, Yargıtay’ın, valiliğin, polisin siyasi iktidarın müdahalesiyle ‘şaklabana’ döndüğü bir sürece tanıklık ettik. 
Oysa hukuk açısından çözümü çok basit bir konu vardı. Bir siyasi partinin delegeleri kurultay yapmak istiyor. Parti yönetimi ise kurultay yapmak istemiyor. Bu sorunu parti tüzüğü ve siyasi partiler yasası tartışmaya yer vermeyecek şekilde hükme bağlamış. Siyasi irade işin içine girince gün gibi ortada olan gerçek bir anda içinden çıkılmaz bir soruna dönüştü. “Evimizin yargıcı” tabirini hakettirecek şekilde önüne gelen “nazının” geçtiği mahkemeden karar almaya başladı. Adalet Bakanı yazılı talimatlarla ülkemizde hukukun ve adaletin kalmadığını belgeleyen işler yaptı. Halkın gözü önünde komik olduğu kadar trajik bir yargı tiyatrosu sergilendi. Hukuka ve adalete olan inanç ortadan kalktı. Bir kez daha hukuku bu hallere düşürenlere lanet okumakla yetindik. 
Yargı Tiyatrosu
Hukuk komedisinin bir diğer örneği İskenderun’da geçtiğimiz hafta sonu yaşandı. İskenderun’ u yöneten Kaymakamlık, Belediye ve bunlara bağlı kolluk kuvvetleri İskenderun’ da tiyatro, panel ve benzeri kültürel, sosyal faaliyetlere alerjik bir yaklaşım sergiliyor. Birileri bu şehirde her türlü hukuksuzluğu yapmaya kendine hak görürken, sayısız fedakârlıkla İskenderun’ u yaşanılır bir kent haline getirmek isteyen sivil toplum kuruluşlarına, demokratik kitle örgütlerine zorbalık derecesinde engeller çıkarılıyor. 
Kısa bir süre önce İskenderun Belediyesi hukuksuz şekilde kültür merkezini tiyatro ve panellere kapılarını kapatırken, geçtiğimiz Pazar günü ünlü sanatçı Füsun Demirel’ in rol aldığı tiyatro oyununu Kaymakamın talimatıyla İskenderun Emniyet müdürlüğü kayıt altına almak istedi. Oyun sırasında ve salonun içinden yapılmak istenen video kaydıyla sözde içerik kaydı yapacaklarmış. Sadece faşist düzenin egemen olduğu sistemlerde, her türlü sanat faaliyetini düşman gören zihniyetin tezahürü olan bu girişim bir kez daha demokratik ve tarafsız hukuk düzeninin rafa kaldırıldığını ortaya koyuyor.
Tiyatro oyununun sergilendiği sırada seyircileri ve canlı performans ortaya koyan oyuncuların polis tarafından videoya çekilmesinin haksız ve hukuksuz olduğu kadar aynı zamanda suç olduğu gözetilmeden, bu işleme karar veren idareciler hakkında soruşturma açılmadan hukuk, adalet ve tarafsızlık üzerine söylenen her söz en hafif değimle teranedir. 
Adamına göre, makamına göre, siyasi fikrine göre hukuk yaratanlar bu ülkede insanlığın yüzyıllara sarih tüm kazanımlarını ortadan kaldıranlardır. Türkiye’yi hukukun, adaletin, ahlakın ve eşitliğin olmadığı bir cehenneme çevirenlerdir. 

Av. Bülent AKBAY 


CEZA YARGILAMALARIYLA İLGİLİ İSTATİSTİKLER

Ülkemizde ceza mahkemelerinde 2015 yılında verilen kararlarda ait istatistikler açıklandı. Buna göre 1 milyon 531 bin 696 mahkûmiyet, 788 bin 18 beraat kararı ve diğer kararlarla birlikte toplam 3 milyon 828 bin 481 dosyada karar verildi. Kabaca bir hesapla ceza mahkemelerinde geçen yıl, her 2 mahkûmiyet kararına karşı 1 beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır.

Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ nün açıkladığı verilere göre, çeşitli suçlardan yargılamaların yapıldığı ceza mahkemelerinde 2014'te 3 milyon 929 bin 262 olan karar sayısı, geçen yıl yüzde 2,6 azalarak 3 milyon 828 bin 481'e düştü.

Yargılamalar sonrasında kararlardan 1 milyon 531 bin 696'sında sanıklara çeşitli cezaların verilmesinin öngörüldüğü mahkûmiyetlere hükmedildi. Bu kararlardan 1 milyon 122 bin 308'ini asliye, 234 bin 362'si de ağır ceza mahkemelerindeki yargılamalar sonrasında çıktı. Çocuk ceza mahkemelerindeki mahkûmiyet kararı sayısı 48 bin 975 olurken, çocuk ağır ceza mahkemelerinde ise 3 bin 339 mahkûmiyet kararına hükmedildi.

431 BİN HAPİS CEZASI KARARI VERİLDİ

Geçen yılın mahkûmiyet kararlarından 431 bin 81'ini hapis cezası, 404 bin 663'ünü ise adli ve idari para cezası oluşturdu. 92 Bin 207 kararda ise hükmedilen hapis cezası ertelendi.

Mahkemelerde verilen 788 bin 18 beraat kararının 612 bin 488'i asliye ceza, 117 bin 619'unu ise ağır ceza hâkimleri verdi. Çocuk ağır ceza ve çocuk ceza mahkemelerinde hâkim karşısına çıkan çocuklara ilişkin ise 27 bin 126 beraat kararı çıktı.

Davanın düşmesi, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hüküm verilmesine yer olmadığı, davanın reddi, özel yasalar gereğince erteleme, yetkisizlik, görevsizlik ve birleştirme gibi kararları içerenlerin sayısı ise 1 milyon 508 bin 767 oldu.

Avrupa Konseyine üye ülkelerde ortalama her 100 bin kişiye 20 hâkim ve 12 savcı düşmekte iken ülkemizde bu sayılar 13,5 hâkim ve 6,5 savcı olarak istatistiklerde yer almaktadır. Ülkemizde, Avrupa ortalamasının ancak yarısına erişebilen hâkim ve savcı mevcuduyla gerçekleşen yukarıdaki istatistik verilerinin bir başarı olamayacağı açıktır. Verilen kararların yerindeliği ve hakkaniyete uygunluğu adil yargılanma hakkının gereği olacaktır. Bir kez daha unutulmamalıdır ki verilmiş karar sayısının niceliğinden öte niteliği doğru işleyen bir adalet mekanizmasının öncelidir. 

Av. Ömer Gökhan Çelik
 
Dikkat! “Önce açıp ürüne bak, sonra öde” kuralı geliyor

İnternetten ya da telefonla alışverişte kapıda ödemek isteyenlerin farklı ya da hasarlı ürün çıkması gibi şikâyetleri son zamanlarda iyice arttı. Yapılan şikâyetler arasında en çok kargodan çalma, sipariş edilen ürün yerine başka bir ürünün çıkması ya da orjinalinin yerine maketinin gönderilmesi söz konusu.

İnternetten ya da telefonla yapılan alışverişlerde kapıda ödeme seçeneğini tercih edip dolandırıcıların tuzağına düşen ya da mağduriyet yaşayan vatandaşların sayısı azımsanacak gibi değil.

            Gümrük Bakanlığı çok sayıda gelen şikâyetler üzerine, e-ticaret ve kapıdan satışlarla ilgili bir adım atarak kargo firmaları ve tüketici hakem heyetlerini de kapsayan bir çalışma başlattı. Öne çıkan çözüm “kapıdan ödemeli satışlarda alıcının kargo paketini açıp ürünü gördükten sonra ödemeyi yapması” ancak şu anki uygulamada, kargo firmaları bu sorumluluğu üstlenmekten kaçınmaktalar.

Kapıdan satışlara ilişkin usul ve esasları belirleyen yönetmelikle kargo şirketinin farklı ürün ya da hasarlı olması halinde ürünü firmaya geri götürmesi sorumluluğunun net olarak düzenlenmesi planlanıyor. Tüketici hakem heyetleri üzerinden ise bu konuda bilgilendirme ve bilinçlendirme kampanyası başlatılması planlanıyor.

Yapılan bilgilendirme ile vatandaşlara “Gelen kargoyu açıp kontrol etmeden, kargo görevlisinin uzattığı, teslim aldığınızı gösteren tutanağı imzalamayın. Bu kâğıdı imzaladıktan sonra ürünü resmi olarak teslim almış oluyorsunuz ve kargo şirketinin rolü bu noktada bitiyor” bilgisi verilecektir.

 Böyle bir düzenlemenin şuan da uygulanması gerekirken bu konuda geç adım atılmış olması çok sayıda vatandaşımızın mağduriyetine hem de piyasayı bu şekilde dolandıran insanların artmasına sebebiyet vermiştir.  

Günümüzde E-ticaretin önemi yadsınamayacak bir gerçektir. Ticaret ekonomik bir olgu gibi algılansa da sosyal ve kültürel alanlarda da etkiler oluşturmaktadır. Bireylere alışveriş, bilgi ve hizmetlere erişim, kamu ile etkileşim konularında fiziki uzaklık ve zaman kısıtlarını ortadan kaldıran yeni yollar sunmaktadır. Bütün bunlar, insanların iş dışında boş zamanlarını artıracaktır. Bu yönüyle elektronik ticaretin hem ekonomik hem de sosyal etkileri olacaktır. Kişiler bulunduğu yerden gece gündüz demeden ihtiyaç duyduğu her şeye ulaşabilmektedir.

Bu nedenle yapılacak yeni düzenlemenin hem iş hacmine katkısı olacağı hem insanların gönül rahatlığıyla e- ticareti daha çok kullanacağı inancındayım.  Aksi takdirde kutudan “HIYAR” mı çıkar başka bir şey mi bilinmez!

Av. Zeynep Şahin

 

 

Anahtar Kelimeler: SOSYAL HUKUK

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99