banner110

SOSYAL HUKUK

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı istifa ediyor. Seçimsiz, gensorusuz, protestosuz. Cumhurbaşkanı ile görüşüyor ve bir gün sonra Akp Genel Başkanlığı’ ndan ve Başbakanlıktan istifa ediyor. Giderken söylediklerine bakılırsa çok da başarılı bir siyasi kariyerle görevini bırakıyor.

10 Mayıs 2016 Salı 16:25
banner77
SOSYAL HUKUK
Bir Garip Başkanlık Masalı
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı istifa ediyor. Seçimsiz, gensorusuz, protestosuz. Cumhurbaşkanı ile görüşüyor ve bir gün sonra Akp Genel Başkanlığı’ ndan ve Başbakanlıktan istifa ediyor. Giderken söylediklerine bakılırsa çok da başarılı bir siyasi kariyerle görevini bırakıyor. Konuşurken çenesi titriyor. Ha aktı ha akacak gözyaşı; anlatıyor da anlatıyor. Güneydoğu’ da süren operasyonlarda kararlılık vurgusu yapıyor. Tüm seçim vaatlerini yerine getirdiğinden dem vuruyor. Her şey güllük gülistanlık ama istifa ediyor. 
Sayın Davutoğlu görevden el çektirilişini torunlarına nasıl anlatır bilemeyiz ama biz çok eğlendik. Türkiye’ nin tek adamlı demokrasi anlayışında hangi aşamada olduğunu bir kez daha gördük. Hazin olana güldük. İktidar Komedyasına güldük. 
“Millet Başkanlık İstiyor” argümanı vatandaşlara dayatılıyor. Koca koca Profesörler, üniversite hocaları ekranlarda ahkam kesiyor. Çünkü ne vatandaşın geçim sıkıntısı ne de ülkede her gün yaşanan terör başkanlıktan önemli olamaz! Taliplisi övüyor da övüyor. Muhtarları topluyor. Yediriyor, içiriyor, anlatıyor. Çünkü başımıza ne geldiyse hep bu parlamenter rejimden gelmiş. Gelmiş de haberimiz yokmuş hatta. Bazıları ülkeyi bir kukla tiyatrosuna çevirmiş. Bedelini yine vatandaş ödüyor.
Kimseye güvenmemekte ne kadar haklı olduğunu bir kez daha vurguluyor baştaki zat. Ardından yandaş kanalların birinde damadı Berat Albayrak konuşuyor. Ama ne konuşma! Ülkenin enerji politikasıyla ilgili verileri, sayıları sıraladıkça sıralıyor. O mimikler, o el hareketleri aynı kayınbabası. Hanedana dayalı demokrasi adım adım geliyor!
Vatandaş,  Türkiye’ de tek adam rejiminden kaynaklı bir darbe yaşanıyor. 
Mesele “ceketimi aday göstersem seçilir” anlayışından ibaret. Mavi, kare desenli ceketi iyi biliyoruz artık.
Cumhuriyetin kazanımları iktidarıyla muhalefetiyle bir bir harcanıyor. 
Sayın Bahçeli köşeye sıkışmış, konuşuyor. Hükümete verdiği fiili desteği hukuki boyuta da taşıyabilirmiş. Artık bu kadarına da pes!Koltuk sevdalı muhalefet yeri geldiğinde şahsi menfaatleri doğrultusunda kırmızı çizgilerini geçmeyi dert edinmiyor. Gocunmuyor. 
Türkiye Partisi olma sözü verenler girdikleri çıkmazdan gerilla marşlarıyla kurtulmaya çalışıyorlar. Kürt halkının kaderini yine çatışmalar, savaşlar, yıkımlar şekillendiriyor. Bu güne kadar onarılamamış yaralara merhem olma vaadiyle oy toplayanlar yıllarca maruz kaldıkları şiddeti bu kez kendileri meclise taşıyorlar.
Tüm bu yaşananların gölgesinde laiklik, çoğulcu demokrasi ve tüm özgürlükler can çekişiyor. 

Av. Ömer Gökhan Çelik

YARGITAY 2. EŞİN YOLUNU AÇTI

Geçtiğimiz aylarda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yine çok tartışılacak bir konuyaimza attı. Aldatan kocasını affeden kadın bir kez daha aynı kadınla kocasını yakalayınca soluğu mahkemede aldı. Davacı kadın mahkemeye kocasının kendisini birinci kez aldattığında yuvasını korumak için affettiğini ama aynı kadınla ikinci kez aldattığını belirterek tazminat talebinde bulundu. Ancak yargılama sonucu davacı eş davayı kaybetti. “Aldatan kocayı eşi bir defa affetmişse; kocanın aynı kadınla tekrarlanan birlikteliği aldatmak sayılmaz, bu nedenle koca boşanmada ağır kusurlu değildir” diyen mahkeme, kararında ayrıca “Kocanın eşini, ikinci defa aynı kadınla aldatması ile eşin kocaya hakaret etmesi eşit oranda kusurdur” tespitinde bulundu. Yerel mahkemenin bu kararı davacı eş tarafından son umut temyiz edilse de  Yargıtay verilen kararı yerinde bularak onadı.  
Anladık ki eşini aldatan-bu kişi kadın yada erkek fark etmez- ya hiç affetmeyecek ya da ömür boyu bu duruma katlanacak, ben bu karardan şahsen bunu anlıyorum. Yargıtay açık ve net bir biçimde eşlerden biri diğeri tarafından aldatılıp affedildikten sonra ikinci kez aynı kişiyle aldatılabilir, bunda bir kusur yok! Senin aldatman kusurlu değil sen eşini bir kez aldatmış ama sonra affedilmişsin artık ikinci kere aldattığında durum süreklilik arz etmiştir ve sen kusurlu sayılmazsın bu senin artık hakkın diyor. Yani galiba.  Verilen karardan siz de bunu anlamıyor musunuz? Çok ilginçtir ki daha önce de aynı hukuk dairesi vermiş olduğu kararında aldatma olayının süreklilik arz etmemesi ve bir defalık bir davranış olması sebebiyle aldatılan eşin boşanma kararını bozmuştu. Yargıtay önceki kararında“Davalının bu suçu bir kere işlemiş olmasının tek başına boşanmaya neden olmayacağı vicdani kanaatine” varmıştı. Bu kararda Yargıtay işin içerisinde tek başına sadakatsizlik olmasını yeterli görmüyor, beraberinde süreklilikte arıyor. Sanırım Yüksek Mahkemenin kafası iyice karışmış. Bazı eşlerin de kafası karışmış olmalı.Acaba bir kere mi olacaktı yoksa ikinci kez olunca mı sıkıntı doğurmuyor? Diye soracaklar şimdi. 
Evlilik nedir peki? İki eş ruhun bir araya gelmesi mi? Saygı mı? Sevgi mi? Hoşgörü mü? Yoksa bunların hepsi olup karşılıklı hoşgörü, sevgi ve saygıyla birlikte yaşama arzusu mu?Evet bu tanım bana göre evliliğin tanımı. Bana göre diyorum zira Yüksek Mahkemeye(!) göre tanım çok daha farklı. Yani Yargıtay sana diyor ki eyy sevgili eş kocan seni aldatıyor olabilir, tamam, ama sen de sırf bunun yüzünden kocana hakaret etmişsin, olur mu böyle şey, senin kabahatinle onun seni aldatması arasında bir fark yok.
Ne yapmak gerekiyor diye sorarsanız yapılacakpek de fazla bir şey yok. Yargıtay nihai kararında ya ‘’bir kereden bir şey olmaz’’ diyecek ya da “süreklilik arz etmiştir’’ deyip davanızı reddedecektir.Ama telaşlanmayın her iki durumda da aldatan açısından problem yok. Şimdi aldatılan düşünsün.
Malum Yargıtay’ın ne karar vereceği belli olmaz…
Av. Zeynep ŞAHİN


“Kiralık İşçi” Yasası
Tam da 1 Mayıs sonrası İktidardan emeğin sömürüsüne yeni bir boyut getirecek yasal düzenleme  sendika ve işçilerin karşı çıkmasına rağmen, AKP’nin oylarıyla Meclis’te kabul edildi.İşveren olarak Özel İstihdam Bürolarına(ÖİB) aracılık ve yönetim yetkisi veren düzenlemede ana başlıklar şu şekilde:
-Geçici iş ilişkisi, Özel İstihdam Bürolarıyla ya da holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde görevlendirme yapılarak kurulabilecek. Türkiye İş Kurumu’ndan geçici iş ilişkisi kurma yetkisi alan ÖİB’ler, işveren ile sözleşme yaparak işçisini geçici olarak işverene devredecek.
-Mevsimlik tarım işlerinde, temizlik işleri ile hasta, yaşlı ve çocuk bakım hizmetleri gibi ev hizmetlerinde, süre sınırı aranmadan işçi kiralanabilecek.
-Doğum izni ve doğum sonrası kısmi çalışma hakkı kullanan, askerlik hizmetini yapan ve iş sözleşmesi askıya alınan çalışan yerine başka bir işçi ile geçici iş ilişkisi, bu hallerin devamı süresince kurulabilecek.
Belli kriterler çerçevesinde “Modern Kölelik” olarak tanımlanabilecek düzenlemeye göre;
-İşletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürülen işlerde, iş sağlığı ve güvenliği bakımından acil olan işlerde veya üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması halinde, işletmenin iş hacminin öngörülemeyen şekilde artması halinde ve mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları halinde, en fazla dört ay süresince kiralık işçi çalıştırılabilecek.
-İşletmenin iş hacminin öngörülemeyen ölçüde artması halinde kiralanacak işçi sayısı, işletmedeki toplam işçi sayısının dörtte birini geçemeyecek. Ancak on ve daha az işçi çalıştırılan işyerlerinde, beş işçiye kadar geçici iş ilişkisi kurulabilecek.
-İşveren, iş sözleşmesi feshedilen işçisini fesih tarihinden altı ay sonra geçici iş ilişkisiyle çalıştırabilecek.
-Geçici işçi sağlama, mevsimlik işler hariç dönemsellik arz eden iş artışları haricinde, toplam sekiz ayı geçmemek üzere en fazla iki defa yenilenebilecek. Sürenin sonunda aynı iş için altı ay geçmedikçe geçici işçi çalıştırılamayacak.
-Grev ve lokavt uygulaması sırasında geçici iş ilişkisi kapsamında işçi çalıştırılamayacak.
-Kamu kurum ve kuruluşlarında, madenlerde kiralık işçi çalıştırılamayacak. Toplu işçi çıkaran işyerlerinde ise 8 ay sonra işçi kiralanabilecek.
“Uzaktan çalışma” kavramı düzenlemede “işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisi” olarak tanımlanıyor.
Taşeronluğu kaldırma vaadi bulunan iktidarın emekçi sınıfa bakış açısı bu düzenlemeyle bir kez daha gözler önünü seriliyor. Zira düzenleme kıdem ve ihbar tazminatını kapsamıyor. İş akdinin işverence keyfi feshi ve işe iade konuları düzenlemede yer almıyor. 
Düzenlemenin kayıtdışılığı önlemek amacıyla çıkarılacağı iddiasına karşın, tasarıda işçinin istihdamının devam edeceğine ilişkin hiçbir düzenleme bulunmuyor. Kiralama süresi bittiğinde ÖİB’ye dönen işçi ikinci bir işe başlatılmazsa ücret alamayacak ve ÖİB ile iş akdi askıya alınacak.
Yeni Türkiye’ de sermaye, en yüce değer olma vasfını korumaya, emek ise hor görülmeye ve ezilmeye devam ediliyor!

Stj. Av. Feyza Gezmen

Anahtar Kelimeler: SOSYAL HUKUK

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99