İTSO Başkanı Halil Şahin, Bugün görülüyor ki dünya ekonomisinin sağlığı bozuk. Ekonomiler sanki tıkandı gibi görünüm sunuyor dedi.
25 Nisan 2012 Çarşamba 08:35
Bol para basarak bu soruna çözüm aranıyor diyen Şahin; Sorun yapısal olduğu için bu çözüm ancak vücuttaki ağrıları geçici olarak gideriyor. Aspirin gibi. Borç krizleri çözülse de dünya ekonomisindeki sorunlar bitmeyecekmiş gibi görünüyor. Çünkü küreselleşmede amaç dünya kaynaklarının daha iyi kullanımı ülkelerdeki ekonomik bütünleşme, reel ve finansal sektör arasında dengenin sağlanması ve toplumların refah düzeylerinin artması hedefi güdülürdü.
Ama küreselleşmedeki bu amaçlar arzulandığı gibi olmadı. Onun yerine spekülatif sermaye, hareketlerini artırdı ve kriz aralıklarını daralttı. Zengin ile fakir arasındaki farkı da artırdı dedi.
Türkiyeye gelince; Küresel kriz sonrasında özellikle büyümede gösterdiği başarı Türkiyenin görünümünü son derece olumlu etkilemiştir. Siyasi istikrarımız ve uygulanan sağlam ekonomi politikalarımız sayesinde dünyada yaşanan krize rağmen Türkiye, başarılı bir sınav vermiştir. Bu konuda başta Sayın Başbakanımız olmak üzere tüm bakanlarımıza teşekkürü bir borç bilirim.
Ancak bu olumlu tarafların yanında, ekonomimizdeki bazı temel yapısal aksaklıklar halen devam etmekte. Bunların başında tasarruf oranımızın düşüklüğü gelmektedir ki bu, yüksek cari açık sorunumuzun da temel nedenlerinden biri. Yatırımlar düşük olunca istihdam üretim ve milli gelir de düşük olmakta, dolayısıyla tasarruflar da düşük kalmaktadır.
Nitekim Türkiyede tasarruf oranı % 22lerden, 2011de % 12lere düşmüştür. (2011 yılı cari açığımız 77 milyar dolardır. Yani milli gelirin % 10dur) Cari işlemler açığı bizden büyük 4 ülke var. Güney Kıbrıs, Portekiz, İzlanda ve Yunanistan!
Türkiye, tasarruflarını artırmayı başararak, yatırımlarını ve büyümesini, mümkün olduğunca kendi öz kaynakları ile finanse edebilecek bir noktaya gelebilmelidir.
Kapasite kullanım oranına bakacak olursak, Ocak ayına yüzde 74,7lik kapasite kullanımı ile başlamıştık. Bu oran Şubatta yüzde 72,9, Martta da yüzde 73,1 olarak gerçekleşti. Dolayısıyla yılın ilk çeyreğinde kapasite kullanımında düşük bir tablo ile karşılaşıyoruz.
Eğer uygulanan ekonomik model cari açığa dayalı bir büyüme modeli ise sanayide ara malı ve hammadde ithalatı % 73lere çıkıyorsa, KOBİlerin rekabet gücünü azaltıp yaşamla mücadele sürecine itiyor ve yerli sanayi bu modelden olumsuz etkileniyorsa hem dış dünyaya kaynak transferi yapıyor ve hem de ülke içinde fakirden zengine kaynak transferi yaparak halkı fakirleştiriyoruz demektir dedi.
Yorumlar