banner110

ONUR MÜCADELESİNE DEVAM..

İnsan Hakları Evrensel Bildirge’sinin kabul edilişinin 66. yıl dönümünde insan hakları değerleri için halklar ve toplumlar tarafından direnme hakkının kullanılarak etkili mücadeleler yürütülmeye devam ettiğini görüyoruz. Devletler tarafından uygulanan politikaların insan hakları değerlerinde yarattığı aşınmaya karşı insanlığın onur mücadelesi devam ediyor. 26 Haziran 1945 tarihli Birleşmiş Milletler Anlaşmasının başlıca amacının uluslar arası barış ve güvenliği korumak ve barışın devamı için tedbirler almak, halkların hak eşitliği ve kendi geleceklerini kendilerinin belirlemesi ilkesine saygı üzerine kurulmuş uluslararasında dostça ilişkiler geliştirmek olduğu belirtilmiştir.

11 Aralık 2014 Perşembe 09:44
banner77
ONUR MÜCADELESİNE DEVAM..
Şube Başkanı Coşkun Selçuk: 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin başlangıç bölümünde insanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan onurun ve bunların eşit ve devredilmez haklarının tanınmasının, dünyada özgürlüğün, adaletin ve barışın temeli olduğuna, insanın zulüm ve baskıya karşı son çare olarak hakları korunmuyor ise direnme hakkına başvurmak zorunda kalabileceğini belirtilmiştir. 2014 yılında gerek Türkiye’de gerekse de Ortadoğu’da barış için mücadele edildiğine, zulüm ve baskıya karşı ise aktif direnme hakkının kullanıldığına tanıklık ediyoruz.Dünyada ve Türkiye’de tüm baskılara karşın sokaklara çıkan, örgütlenen, yaşam alanlarını korumaya çalışan insanlar direnmeye, başka bir yaşam mümkün demeye çalışırken, otoriter rejimler polis şiddetiyle dünyanın her yanında bu direnci kontrol etmeye ve bastırmaya çalışıyorlar.Yıl boyunca dünyanın pek çok yerinde, iç çatışmalar, savaşlar ve işgaller nedeniyle başta yaşam hakkı ve işkence olmak üzere çok ağır insan hakları ihlalleri yaşanmıştır.  Bu hak ihlallerinin yoğunluğu ve yaygınlığı bakımında bölgemiz Ortadoğu,  öne çıkmaktadır. Maalesef 2014, ülkemizde de ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir yıl olmuştur. Elbette, Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi genel sorununun en önemli halkası olan Kürt Sorunu’nun barışçı yollardan çözümüne yönelik çabaların artması ve buna bağlı olarak savaş/çatışma nedeniyle kimsenin ölmemesi yıllardır özlemi çekilen çok önemli bir gelişmedir. İnsan hakları savunucuları olarak bizler de bu durumdan mutluluk duymakta ve kalıcılaşması için yoğun çaba harcamaktayız. Türkiye’de barış ve çözüm süreci ilerletilmeye çalışılırken, Suriye Kürdistanı olarak bilinen Rojava’da oluşturulan özerk yönetimlerin tanınmadığı ve bunlara karşı çeteci köktendinci grupları destekleyen Türkiye’nin bu tutumu tam bir çelişki oluşturmaktadır. Bu tutum Türkiye’de devam eden barış sürecini de zora koşmaktadır. Ekim ayı içerisinde yaşanan olaylar Hükümetin bu konuda toplumsal duyarlılığı anlamadığını ve Kürt sorununun çözümü konusunda ayak sürümenin nelere mal olacağını göstermiştir. Alevilerin taleplerini karşılama yerine kendi Alevisini yaratarak Aleviliği kendi inançlarına tabi kılma çabası devam etmektedir. Zorunlu din derslerinin kaldırılması bir yana daha arttırılarak yeni konulanın seçmeli hale getirilmesi söz konusudur.Bununla birlikte tüm toplumun maruz kaldığı polis şiddeti sonucu 2014 yılında toplanma ve gösteri hakları ihlallerinde adeta bir patlama yaşanmıştır. Haklarını kullanmaya çalışanlara karşı pervasız bir şiddet kullanılmış, her türlü demokratik gösteri hakkının kullanılması komplo anlayışı ile ele alınmış ve aşırı güç kullanılarak ölümlere neden olunmuştur. Çalışma yaşamına yönelik işçi ölümleri, yasaların işverene herhangi bir yaptırımı olmaması nedeniyle had safhaya ulaşmıştır. Soma ve Ermenek’te yaşananlar facia olarak değerlendirilmiş “fıtrat” yaklaşımı ile işçi ölümleri kanıksatılmaya çalışılmıştır. Düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlaller internet üzerinde insanların özel yaşamlarına müdahale düzeyine getirilmiş ve her türlü muhalif yazı hakaret ve icat edilen “hükümete karşı işlenen suç” olarak görülerek yasal düzenleme ile zapturapt altına alınmıştır. Cezaevleri ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. Başta hasta tutsaklar olmak üzere, cezaevlerinde yaşanan sorunlar toplumsal bir yara olmaya devam etmektedir. Daha dün İskenderun Cezaevi’nde çocuk tutuklulara yapıldığı iddia edilen kötü muamele basına yansımıştır. Kar hırsı ile hareket edilerek çevre tahrip edilmekte, hiçbir sınır tanınmamaktadır. Kadına yönelik şiddet toplumsal değerlerin dini referansla ele alınması ile kışkırtılmakta, farklı cinsel yönelimi olanlara ilişkin saldırılar artarak devam etmektedir.Yaşanan tüm bu sorunların çözümü daha demokratik bir yaklaşımdır. İnsan haklarının herkese lazım olduğu defalarca yaşanan deneyimlerle sabittir. Bu gün bu hakları ihlal edenlerin yarın haklarının ihlal edilmeyeceği konusunda hiçbir güvenceleri yoktur. İnsan Haklarının kullanabildiği, daha yaşanılabilir bir dünya umudu ile mücadele eden herkesi buradan bir kez daha selamlıyor ve “İnsan haklarıyla insandır” diyoruz.
                                                                                                    


Anahtar Kelimeler: ONUR MÜCADELESİNE DEVAM..

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99