Her yanımızda bombalar patlıyor. Bu ülkede insanların ölümüne, hepimizin güvensizlik ve dehşet içinde yaşamasına sebep olan bu savaş neden sürdürülüyor? Bizim buna rızamız yok. Her gün artan ölümler, patlamalar, yerlerinden göç eden insanlar, şiddet ve tehdit olayları içerisinde yaşamaya mecbur bırakıldık. Buna rızamız yok. Çocuklar öldürülüyor. Çocukların öldürüldüğü bir ülkede nasıl bir gelecek kuracağız? Bizim buna rızamız yokTüm bunlar yaşanırken insanları bilgilendirmekle sorumlu olan medya kuruluşları susmak veya savaş kışkırtıcılığı ikileminde gidip geliyor. Biz kamu emekçileri barış ve hakikat hakkımıza sahip çıkıyoruz. Barış içinde yaşamak ve hakikati bilmek en temel hakkımız. Bizim bu savaşa rızamız yok! Şiddetin ortadan kalkması da, adaletin tesis edilebilmesi de, hepimiz için eşit ve özgür bir yaşam da ancak barış ortamında geliştirilebilir. Savaş hiçbir çözüm getirmezken, her gün acıları büyütürken sorunların bombalarla değil müzakereyle çözülmesine, hakikatleri konuşmaya ve barışa ihtiyacımız var. Buna hakkımız var. Ölümlerin, ablukaların, sokağa çıkma yasaklarının son bulması, bebeklerin ve çocukların hedef olmaması için bu ülkeyi yönetenleri, Meclisi ve hükümeti asli görevlerini yerine getirmeye barış içinde yaşama hakkımızın tesisi için göreve çağırıyoruz: Bu savaşın bir an evvel sonlandırılmasını, müzakerelerin yeniden başlatılmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yolları oluşturulmasını istiyoruz!Çatışmalar son bulsun ve bir an önce sokağa çıkma yasakları kaldırılarak yurttaşların sağlık hizmeti almasına çocukların eğitim hakkına engel olan tüm uygulamalara son verilsin.her insan ırk, din, dil, cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin doğuştan barış içinde yaşama hakkına sahiptir” 15.12.1978’de, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda oy birliği ile kabul edilen bildiri bunu öngörüyor. Barış içinde yaşamanın bir insan hakkı olarak kabul edilmesi belirli bir süreç sonunda gerçekleşti gezegenimizde yaşayan tüm insanlar kutsal bir hak olan barış içinde yaşama hakkına sahiptir bireylerin, grupların, halkların vazgeçilmez, adil, sürdürülebilir ve kalıcı barış içinde yaşama hakkına sahiptirler Bu hakkın sağlanması ve korunması sorumluluğunun devlete aittir Barış içinde yaşama hakkı, hem tüm insan haklarının bir ön koşulu hem de sonucudur. O nedenle, insan haklarının bütününden ayrı ele alınamaz. Türkiye’de, insanların barış içinde yaşama hakkı ağır bir biçimde ihlal ediliyor. Barışçı bir çözüm bulmak amacı ile müzakere süreci başlayınca, silahlar susar İçinde bulunduğumuz noktada, toplumun yüksek sesle ve bir ağızdan “barış içinde yaşama hakkı”na sahip çıkılması ve devletten ivedilikle bu hakkı sağlama yükümlülüğünü yerine getirmesinin istenmesi gerekiyor. Büyük bir barış çığlığına gereksinim var.çözüm yolları hayata geçirilsin! Ki barışa dair umudumuz, beklentimiz hayat bulabilsin. Barış için gerçek adımlar atılsın ki bu ülkenin çocuklarının bir geleceği olabilsin. Bizler barıştan asla vazgeçmeyeceğiz. Hiçbir savaş çığırtkanlığına, kışkırtıcılığına prim vermeyeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki ayrımcılığın ortadan kalkması, adaletin tesis edilebilmesi hepimiz için eşit ve özgür bir yaşam ancak barış ortamında mümkündür.“Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi” adıyla bir araya gelen 1128 akademisyenin imzaladığı, sivil ölümlerine ve savaş politikalarına dikkat çekerek Türkiye’yi anayasa ve uluslararası sözleşmelerle tanınan hakları daha fazla ihlal etmemeye ve barışa davet eden bildiriye resmi makamlar ve kurumlar tarafından verilen kin ve nefret dolu tepkiler oldukça kaygı vericidir. Öncelikle barış talebiyle kaleme alınan bu bildiriyi sahipleniyor ve bildiriye imza atan tüm akademisyenlerin yanında olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.Savaşın giderek tırmandırıldığı bir ortamda barış demenin ve barışta ısrar etmenin her şeyden önce insani bir sorumluluk olduğunu düşünüyor ve bu bildiriye imza veren ve vermeye devam eden herkesle bu sorumluluk bilinci ile ortak mücadele içinde olacağımızı bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz.Ülkede aklın, bilimin ve özgür düşünce ile özdeşleşen akademinin temsilcileri olarak barış talebini dillendiren akademisyenlere dokunulmamasını, ülkede barışın tesis edilmesini, yaşamın ve yaşatmanın esas alınmasını talep ediyor, bu talepler için mücadele eden herkesin yanında olduğumuzu ve bundan sonra da olmaya devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.Biz kamu emekçileri olarak en demokratik anayasal hakkımız olan yürüyüş ve gösteri hakkımız bile engellenerek soruşturmalara maruz bırakıldık. Bizlere bedenimizi açlığa yatırmaktan başka bir yol bırakılmadığını ifade etmek istiyoruz.bu Sabah itibari ile 2 günlük uyarı amaçlı açlık grevi başlattığımızı kamuoyuna duyuruyoruz.

Yorumlar