Sanayi, enerji, turizm, tarım, ulaşım, sağlık, çevre, eğitim, kent, kültür ve sanat politikaları bir arada gerçekleştirilmedikçe ve önem verilmedikçe arzu ettiğimiz kent yaşamı gerçekleşmeyecektir.
* Demokratik, katılımcı ve etkin bir yerel yönetim talep ediyoruz. Kentsel hizmetlerin sunumunda eşitlik, kaynakların programlı kullanılması ilkelerine uyulmasını talep ediyoruz.
*Kamu yararına ve çağdaş şehircilik anlayışına uygun, uzmanların ve toplumun katılımına açık bir yerel yönetim talep ediyoruz.
*Çevreye duyarlı, altyapı hizmetlerini yeterli düzeyde sağlayan bir yerel yönetim talep ediyoruz.
*Kentte yaşayan bütün kesimlerin sağlığını öncelik alan, içme suyu, atık su, katı atık ve ısıtma hizmetlerinde insan sağlığına uygun yatırımlar yapılmasını talep ediyoruz.
*Uzun ömürlü, kalıcı ulaşım altyapısı ve hizmetleri talep ediyoruz. Kentlerimizin kendine özgü karakterini, kimliğini, tarihi mirasını koruyan ve geliştiren yatırım ve hizmetler talep ediyoruz.
*Kentlerimizin engelliler, yaşlılar ve çocuklar için güvenli, ulaşılabilir olmasını, dezavantajlı olan bu kesimlere kalıcı ve sürekli destek verilmesini, hizmetlerden yararlanmasına olanak sağlanmasını talep ediyoruz.
“KENTE KARŞIN İŞLENEN SUÇLARA SON VERİLMELİDİR”
*Kentin kaynaklarını belirli kesimlere aktaran yolsuzluklara, rant amaçlı yatırımlara, kente karşı işlenen suçlara son verilmesini talep ediyoruz.
*Ekonomik ve sosyal yaşamın desteklenmesini, kentlerimizin gündüz ve gece canlı olmasını, sosyal, kültürel ve spor amaçlı etkinliklerin sürekli olmasını talep ediyoruz.
Bu taleplerin karşılanabilmesi için duyarlı, etkin ve üretken bir yerel yönetim politikasının hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Yerel yönetimler ekonomik ve toplumsal politikaların önemli bir uygulama alanını oluşturmaktadır. Siyaset ve sermaye kesimlerinin bu ilgisi, maalesef kente ve kentsel yaşama olumlu yönde yansımamaktadır.’ Kentlerde yaşayanlar, eğitim, sağlık, barınma ve beslenme gibi temel haklardan yoksun bırakılırken, sosyal donatı ve teknik altyapı hizmetlerinin sağlanmasında kullanılması gereken hazine arazileri gibi kamusal varlıklarımız özelleştirmelerle yerli ve yabancı sermayenin hizmetine sunulmaktadır.’ Bununla birlikte kentsel altyapı, ulaşım, eğitim, kültür, sağlık, çevre vb. alanlarda temel kamu hizmetleri ticarileştirilmekte, kamusal kaynaklarımız bir avuç azınlığa aktarılmaktadır.
Mimarlar Odası, kentlerimizde var olan sorunların aşılması, sağlıklı kentsel çevrelerin oluşturulması ve kentsel yaşam kalitesinin iyileştirilmesi doğrultusunda, toplumun büyük bölümünün dışlayan, halkın katılım ve denetimine kapalı yerel yönetim biçiminin aşılmasını, kent halkının ve meslek örgütlerinin demokratik katılımı ve denetimini sağlayacak bir anlayışın geliştirilmesini, öncelikli olarak görmektedir.
”KENTİN SAKİNİ DEĞİL, SAHİBİ OLALIM”
Mimarlar odası olarak , “bir kente sahip çıkacak o kentte yaşayan bireylerdir” demekteyiz.
Kente dair her türlü kararda kentlilerin katılımının sağlanmasını istemek ve kentli haklarını savunmak vazgeçilemez bir görevimizdir. Mimarlar odası “Kentin sakini değil sahibi olalım, bunun için mücadele edelim”. Toplumsal alan ile bilimsel alanın sentezini yapan Mimarlar odası , ülkemizin sorunlarıyla, siyasal sorumluluk anlayışıyla, mesleki sorumluluklarımızı aynı çerçevede değerlendirmektedir.
Toplum adına gönderilen bu mektubumuzun adreslerine ulaşmasını bekliyoruz.
Sonuç olarak bu kent ne bizim , ne sizin..
Bu Kent Hepimizin…
Yorumlar