Haber Hüseyin Güler
İskenderun’un mahallesi Sarıseki’de faaliyette bulunan Diler Termik Santral ile aynı bölgede yapımı süren Tosyalı, Atakaş santraları protesto ettiler.Protesto eylemine bisikletçi grup renk kattı.Termik Santrallerin yapılmasını karşı çıkan derneklerin yanı sıra CHP, Vatan Partisi, EMEP, Eğitim İş, Emekliler Sendikası, protesto eylemine katılarak destek verdiler.Eylemde Kömürden ölmek istemiyoruz, Havamızı kirletmeyin gibi sloganlar atıldı. Eylem basın açıklamasından sonra sona erdi. Protesto eyleminde basın açıklamasını Adana Kent Konseyi Çevre Grubu Başkanı Sadun Bölükbaşı ve İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara yaptı.Sadun Bölükbaşı konuşmasında soluduğumuz havayı, suyu bize ekmeğimizi veren toprakların kirlenmesine izin vermeyeceğiz. Ekmek parası peşinde olan masum halkı iş kapısı diyerek kandırdığınız termik santraller yüzünden tüm toplumun tükettiği ekmek kirlenmektedir. Kısaca biz çevreciler de ekmeğimizin temiz kalmasının peşindeyiz. Düşük ücretler ,kötü iş yeri koşulları ve etrafındaki havayı,toprağı, suyu kirleten yaşam düşmanı kirli ve çöp teknoloji sistemler halkımıza iş kapısı olarak dayatılmaktadır. "Sana iş veriyorum" denerek halkın susturulduğu ,toplum sağlığının yok edildiği bu düzen değişmek zorundadır. Halkın geleceğini yok etmeyecek, çalışanların hak ettiği ücretin ödendiği temiz iş alanları açmak işverenlerin ve devletin birinci görevi olmalıdır. Sarıseki/Payas bölgesi çok dar bir alana bu kadar kirleticinin yığıldığı kötü bir örnektir. Sarıseki/Payas bölgesinde yapılan ölçümler toprakta ağır metal kirliliğini göstermektedir.Partikül madde kirliliği ise gözle görülen boyutlarda belirgindir.Bu bölgede halkın yoğun şikayetçi olduğu kanser vakaları ve kronik akciğer rahatsızlıkları yukarıdaki nedenlere bağlı oluşmaktadır. Partikül madde ölçümleri de körfez havasının yasal değerlerin üzerinde kirlendiğini ortaya koymaktadır. İşte bu nedenle bugün Çukurova halkı olarak İskenderun Körfezinde SARISEKİ deyiz
Bugün ilan ediyoruz ki yaşamlarımızı çalan bu kirli düzene itaat etmeyeceğiz. Gerçek ve kötülüğe karşı aktif ama şiddet unsuru içermeyen direniş felsefesinin öncüsü Gandi gibi olacağız. Sarıseki'de,Arsuz'da ,Erzin'de,Yumurtalık'ta her yerde olacağız. Çevre kirliliği ile mücadele sadece o bölgede yaşayan insanlara bırakılacak bir yöntem değildir.Kirlilik özellikle hava yoluyla çok uzak mesafelere taşınabilmektedir. Tek gökyüzü altında aynı yeryüzünde yaşıyoruz ve başka dünya yok. Yaşam alanlarımızdaki kirlilik geri dönülemez noktalara gelmiştir. Mücadele için yarın çok geçtir Mücadele için yarın çok geçtir. Değişim için fosil yakıtlardan hemen bugün vazgeçmeliyiz. Dünya ısınarak yaşamın devamını sağlama anlamında yok oluşa gitmektedir.Bunun birinci sebebi kömürden elektrik üretmektir. Kömürden elektrik üretmek tüm dünyanın kabul etiği üzere en kirli yöntemdir.En iyi filtre sistemleri dahi zararlı etkileri sıfırlayamamaktadır. "Filtre taktık merak etmeyin hiçbir şey olmayacak" sözü kocaman bir yalandır.Nermin Yıldırım Kara ise tarım arazilerinin yok olmasına dikkat çeken bir açıklama yaptı.Türkiye'de mevcut termik santrallerin ortaya çıkardığı sağlık maliyeti yılda 11 milyar liradır.Bu para halkın cebinden çıkmaktadır. Hepimizin bildiği gibi Afşin/Elbistan termik santrali yerli kömür kullanmaktadır.Afşin/Elbistan termik santralinin etrafındaki tarım arazilerinde yarattığı radyoaktif kirlilik nedeni ile tarım toprakları kullanılamaz hale gelmiştir ve santral işletmesi çiftçilere tazminat ödemektedir.Yitip giden canların,geri dönülmez şekilde kirlenen toprakların para ile yerine getirilmesi mümkün değildir. Bu acı gerçeklere rağmen kömürden ve özellikle de yerli kömürden elektrik üretiminin devlet tarafından desteklenmesi büyük yanlıştır ve acilen vazgeçilmelidir. Kirleticinin yerlisi veya yabancısı olamaz.Yerli kömürde ithal kömürde ölüm demektir.Kömür yeraltından çıkarırken de yakarken de öldürmektedir.Kömürün yıkıcı etkisini görmek ve kömürden elektrik üretiminden vazgeçmek zorundayız. Bu bilimsel gerçeklere rağmen Körfezin Adana kıyılarına 12 İskenderun kıyılarına 4 yeni ithal kömürlü santral planlaması bize yaşam hakkı tanımayan anlayışın ispatıdır.
Bu santraller yılda 50 milyon ton kömür yakacak ve bundan çıkan 5 milyon ton kül etrafımızda depolanacaktır. Kısaca tüm Çukurova kömür karasına boyanacaktır. Kirliliğin yasal limitlerin üzerinde olduğu Sarıseki de mevcut santralin yanına Tosyalı ve Atakaş Firmaları tarafından iki yeni kömürlü santral planlanması ise vicdanları yaralamaktadır.Aynı durum Adana/Yumurtalık'ta da yaşanacaktır.Mevcut santralin yanı başına 12 yeni santral planlaması olması akıl ve insanlıkla açıklanamayacak bir durumdur. Mevcut elektrik üretim tesislerimizin bile kapasite altında çalıştığı ve elektrik açığımızın olmadığını resmi açıklamalardan öğreniyoruz.Kirli ve çok elektrik tüketen Çimento ve Demir-çelik sektöründe ülkemiz ihtiyacı dışında üretimlere izin verilmemelidir.Elektrik ,çimento,demir-çelik satarak kalkınma modeli doğru bir model değildir.Bu modelde kalkınan halk değil şirket sahipleridir. Kayıp kaçak oranlarının düşürülmesi ve mevcut sistemlerin verimli kullanılması ile devam etmek mümkündür.Gelecekte oluşacak elektrik ihtiyacı da çevre dostu güneş ve rüzgara dayalı sistemlerden karşılanmalıdır. Ülkemizin ve bölgemizin ihtiyacı az elektrik harcayan teknolojik temiz y Asıl olan Sürdürülebilir Kalkınma değil Sürdürülebilir Yaşam'dır. Ayrıca gelişme ve kalkınma kavramı her yere beton döken ,ekosistemi yok eden kirli sistemlerin olduğu bir anlayış olarak uygulanmaktadır.Aksine daha yeşil,daha temiz,daha sessiz yaşam alanları bizim idealimizdir. Şu anda uygulanan Kirleten öder yerine önce kirletmeyeceksin mantığını hakim kılmak zorunludur.Ağır metallerle,radyoaktivite ile kirlenen toprakların para ile temizlenebilmesi mümkün değildir. Tıp sisteminde uygulanan koruyucu hekimlik anlayışının hastalık oluştuktan sonra tedavi etmekten daha kolay ve toplum sağlığını korumda önemli olduğunu biliyoruz.Bu bakış açısının çevre koruma yaklaşımında da hakim olması gereklidir.Koruyucu çevrecilik adındaki yeni bakış açısını uygulayarak çevre kirlenmeden olası riskleri önlenmek gerekmektedir atırımlar ve tarıma yönelik yatırımlardır.Bölgemizde ve ülke genelinde planlanan tüm termik santral projelerinden vazgeçilmesini istiyoruz. Her alanda yapılacak işlerde sosyo-kültürel,toplumsal maliyet ve kümülatif etki hesabının yapılması istiyoruz. Bugün şu anlarda bizim gibi yaşam alanları için mücadele veren
Yorumlar