Ayrancı; Bugün, 10 Aralık 2012. Biz Dünya Kadın Yürüyüşünün aktivitsleri, öğlen 12:00 ile 13:00 arasında ülkelerimizde eylemler yapacağız. Dünyada yaşananların ve kadın haklarına yönelik saldırılan farkında olduğumuzu göstermek, direniş hareketlerimizi ve alternatiflerimizi tanıtmak için Yeni Kalendonyadan başlayarak Seattlea ulaşana kadar dünyanın etrafını dolaşacak, 24 saat boyunca seferber olacağız.
Bundan sekiz yıl önce, uzun süren kolektif bir kurgu sürecinin ardından, 2004 yılında Raundanın başkenti Kigalide İnsanlık için Küresel kadın şartımızı kabul ettik. O zaman şöyle demiştik: Biz kadınlar, kadınların ezilmişliğini kınamak, bu ezilmişliği ortadan kaldırmak ve adaletsizliği, savaşı, fetihleri ve şiddeti besleyen tahakküme, sömürüye, ben-merkezciliğe ve dizginsiz kar arayışına son vermek için uzun bir süredir yürüyoruz
İtici güçleri, eşitlik, özgürlük, dayanışma, adalet ve barış olan bir dünya yaratıyoruz. Bizler böyle bir dünyayı yaratacak güçteyiz.
Bugün, 2012 yılında, sistemin bütününü etkileyen krizlerle ve bu krizleri derinleştiren yanlış çözümlerle karşı karşıyayken, ataerki, kapitaliz, ırkçılık ve lezbofobiye galip gelen bir hayatı örgütleyecek başka yöntemler bulma çabalarımız daha da anlamlı hale geldi. Kemer sıkma tedbirleri ve sosyal kesintilerle karşılanan ekonomik kriz istihdam sorununu daha da kötüleştiriyor.
Çevre krizine ve iklim değişikliğine verilen tek yanıt doğanın özelleştirilmesi oluyor. Kadınlar, hepimizin en temel ihtiyaçlarının karşılanmasının sorumluluğunu ve yükünü taşıdıkları için, bakım-işi krizi çoğunlukla kadınların omuzlarına yıkılır. Bu yanlış çözümler, toplumsal hareketlerin kriminalizasyonu ve artan militarizasyonu ile ve politik arenada hâkimiyeti ele geçirmiş olan şirketler ve mali teknokratlar tarafında topluma dayatılıyor.
Bunlar, muhafazakârlığı destekleyerek, farklı dinlere mensup fundamentalistlerin artan saldırılarıyla, kadına yönelik her tür şiddetin artmasıyla, bedenlerimizin kontrolü ve metalaştırılmasıyla, haklarımızı ve kadınların elde ettiği ilerlemeleri zayıflatarak kendilerini güçlendiriyorlar.
Sömürü, baskı, hoşgörüsüzlük ve dışlamanın artık var olmadığı ve herkesin bütünlüğü, farklılığı, hakları ve özgürlüklerinin saygı gördüğü bir dünya kurmayı öneriyoruz dedi.
Yorumlar