Haber Hüseyin Güler
Panelin ev sahipliğini Hatay Büyük Şehir Belediyesi ile Hatay Tabip Odası üstlenirken, Adana, Mersin, Osmaniye Tabip Odaları ile Adana Tüketici ve Çevre Koruma Derneği ile İskenderun Çevre Derneğinin katkısıyla yapıldı. Panelin ilk oturumunda “İskenderun Körfezi’nde yeni kömür projeleri ve sağlığın durumu” ikinci oturumda “İskenderun körfezi için Sağlıklı bir enerji geleceği nasıl kurulur?” ana başlıkları altında konuşuldu.
Panele konuşmacı olarak Prof.Dr. Gülseren Ağrıdağ, Prof.Dr.Berkant Ödemiş, Prof.Dr.Necat Ağca, Prof.Dr.Ali Kocabaş, Prof.Dr.Tecattin İnandı, Dr.Umur Gürsoy, Dr.Sadun Bülükbaşı, Dr.Burhan Söker, Av,İsmail Hakkı Atar konuşmacı olarak katıldılar. Panel Hatay Büyükşehir Hizmet binasında gerçekleşti.
Açılış Konuşmasını Sağlık ve Çevre Birliği (HEAL) adına Deniz Gümüşel yaptı, Çanakkale, Aliağa ve İskenderun körfezinin kirlilik oranın yüksek olduğu yerler olduğunun altını çizdi. “İskenderun körfezi için en az 16 termik santralın sırada olduğunu biliyoruz. Bunun için bölgede mücadelenin yükseltilmesi gereken bölgemizden en önemli yerlerdir. Yerel güçler harekete geçmelidir. Zaten kirlilik oranı yüksektir ve birinci dereceden demir çelik üretim merkezidir. Ayrıca demir cevheri dışında hurda demirden demir üretilmekte ve bu demirde ağır metaller bulunmaktadır. Çocuklarımız için çok ciddi sağlık tehditir. İskenderun körfezi fosil yakıt enerji üretim merkezi olarak planlanmaktadır.”Oturumu yöneten Prof.Dr. Gülseren Ağrıdağ “Birincisi genetik olarak anne ve babamızdan aldığımız ikincisi ise çevremizden aldığımız her şeydir. Çevreyi uğraşmak ve iyileştirmek bir hekimlik görevidir. Bunu tek başımıza yapamayız, farklı disiplinlerden gelen uzmanlar tarafından başarabiliriz.” Dedi.Prof.Dr.Berkant ödemiş ise Hatay Turunçgil, meyvecilik, tarım alanlarından önemli bir yer olduğunu ifade ederek, buralara termik santral yapmanın anlamsızlığına dikkat çekti. “Hükümetin enerji politikası yanlıştır. Akdeniz ve Doğu Akdeniz bölgesine 35 adet termik santral yapımı için hükümet kolları sıvamıştır. Tarımsal üretimin yoğun şekilde yapıldığı bir bölgede son derece risklidir. İnsanlar bu bölgede tarımdan geçimini sağlamaktadır. Termik santraların yapılması bölge tarımının elden çıkması anlamına gelir. Bölgeyi ikiye ayırmak gerekir ve birincisi amik ovası 100 bin hektar tarım alanı ikincisi ise Erzin, Dörtyol narenciye üretim merkezleridir. Zaten İskenderun körfezi hava kirliliği açısından şu an bile Türkiye’nin kirlilik açısından üç noktadan birisidir. Sanayi tesislerinin kirliğine birde termik santral eklendiğinde riskin çok yükseleceğini düşünüyorum. Her bir termik santralın 5 milyon ton suyun kaynama noktasında deşarj edeceğini düşünürsek balıkçılık sektörünün elden çıkarılacağı değerlendirilmelidir. Yine havza planlaması yani su ihtiyacı baştan belirlenmesi gerekir. Kurak ve yarı kurak bir iklime sahiptir, su açısından da bir risk altında kalacaktır. Yer altı sularını tarım alanlarında kullanılacağından, tarımın bu sulardan kirlenmemesi mümkün değildir. Bölgedeki termik santraları şöyle düşünün bir odanın içine iki tane tüp gazı kapağını açın ve insanı içine koyun bu insanlar ne kadar yaşarsa, termik santralar sonrası öyle yaşanır. Bu bölgede enerji yatırımları yenilenebilinir enerji kaynaklarına yönelmelidir. Hatay bölgesi Türkiye açısından rüzgar enerjisi açısından en üst olduğu bölgedir. En yüksek rüzgar açısından yine ikinci bölgesidir. Bu bölgelerde yatırım yapılacaksa rüzgar santrallarına yatırım yapılması gerekir. Yine bölge nerdeyse ekvator kadar güneşlenme imkanına sahip bir bölgedir. Zaten her yıl yağışlar azalmakta ve ısının yükselmesi ile bu yağışlar daha da azalacaktır. Bu kadar zengin bir tarım alanlarının sanayi tesislerine kurban edilmesini kabul edemeyiz, Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmadı.” Dedi.Hatay Tabip odası başkanı Prof.Dr.Tacettin İnanda ise bu termik santral yapılması planlarına sağlıkçılar olarak karşı olduklarını ifade ederek şunları söyledi. “Hekim olarak öne çıkan enerji kaynaklarında şunu görüyorum. Bir fosil yakıtlardan elde edilen enerji var, bu enerji çevreyi kirletmektedir. Termik santraları savunanlar rüzgar ve güneş enerjisinden daha ucuz olduğunu iddia ediyorlar. Burada birincisi yatırım ikincisi işletme maliyeti olarak hesaplanır. Termik santral ucuz olabilir ama hesap etmediğiniz maliyet, yani sağlığını yitiren insanlar, hastalıkları, kanser olanların tedavileri, kirlettiğiniz denizi, denizde yok olan canlıları hesap ettiniz mi? Çevrenin yeniden temizlenmesi mümkün değilken, bunları değerlendirmeden fosil yakıtından enerji en pahalı enerji üretimlerinden biridir.”Mustafa Kemal Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr.Necat Ağca Erzin, Dörtyol bölgelerinde toprağı incelediklerini ve şimdi ise İskenderun bölgesini inceleyerek durumu değerlendireceklerini belirti. “Havanın, suyun kirliliği çok tartışılıyor ama emin olun dönüp, dolaşıp toprağa geliyor. Havanın, suyun kirlenmesi soncu toprakta ağır metalar oluşmaktadır. Bunun sonucu ise insanların yaşamlarına mal olmaktadır” dedi.
Yorumlar