Av.Bülent Akbay, iş kazalarında ölen işçilere ve zor şartlar altında çalışan emekçilere dikkat çekti
11 Mayıs 2012 Cuma 08:47
Tek tek öldüklerinde haber bile olamıyorlar diyen Av.Bülent Akbay; Gazetelerde haber olabilmeleri için topluca ölmeleri gerekiyor. Geçtiğimiz Mart ayında İstanbulda bir AVM inşaat şantiyesinde 11 işçi yaşamını yitirince renkli ekrana son dakika gelişmesi olarak haber olabildiler. Ertesi gün yetkililerin artık ezberlenen beyanlarına yer verildi ve olay Türkiye için kapatıldı dedi.
İnşaat şantiyesinde kalan işçiler evlerine geri dönebilecek parayı bulamadılar diyen Akbay; Eve dönmek için bile içinde rehin kaldıkları hastanelerde, çocuklarını okutamadıkları okullarda ve misafir bile olamayacakları villalarda çalıştılar. İnsanlıkla bağdaşmayan koşullarda alın teri döküp ölmeye veya yaralanmaya devam ettiler. Patronlarından, devletten veya herhangi bir yetkiliden vefa veya merhamet görmediler. AKP hükümeti emekçilerin çalışma koşullarındaki sefaleti, iş cinayetlerini yok sayıyor.
Avrupa Şampiyonu!
Oysa bu ülkede her 6 dakikada bir iş kazası gerçekleşiyor diyen Av.Bülent Akbay; Günde ortalama 3 işçi iş kazalarında yaşamını yitirirken onlarcası yaralanıyor veya sakat kalıyor. 2012nin Mart ayında da o herkesin bir günlüğüne duyduğu çadır faciasından sonra 48 işçi daha patronları para kazansın diye öldüler.
Geçtiğimiz ay, yani 2012nin Nisan ayında iş kazalarında ölenlerin sayısı artmaya devam etti. Nisan ayında tespit edilebilen iş kazalarında ölenlerin sayısı en az 87 iken iş kazalarında yaralanan veya sakat kalanların sayısı 200 civarında gerçekleşti.
İş kazalarında Avrupa şampiyonu olan ve dünya sıralamasında ilk sıralarda yer alan Türkiyenin yöneticileri ne yazık ki insana ve insan emeğine değer vermeyenlerden oluşuyor dedi.
Çocuklar Tehlikeli İşlere!
Akbay; AKPli yöneticiler sendikaların emek örgütlerinin baskısıyla nisan ayında TBMMye konuya dair bir yasa tasarısı sundu. AKPnin iş kazalarını önleyecek dediği taslak, bırakın iş kazalarını önlemeyi çocuk işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalışmasına ve çocuk işçilerin ölüme sürüklenmesine imkân yaratıyor. Yani emekçilerin iş cinayetlerinde döktüğü kan yetmemiş şimdi de çocuklarının kanını istiyorlar.
Taslakta çocuk işçilerin tehlikeli işlerde çalışmasını yasaklayan 4857 sayılı İş Kanununun 85inci maddesi ve bu kurallara uymayan işverenlerin cezalandırılmasını düzenleyen 105nci maddesinin kaldırılması öngörülüyor. Aynı taslakta iş kazası tanımı sadece işyeri sınırları içinde gerçekleşen ve vücut bütünlüğünü bozan olay olarak tanımlanıyor ki; böylece iş kazalarının tanımı değiştirilerek, iş kazalarının sayısı düşük gösterilmek isteniyor. AKP nasıl ki parametrelerde değişiklik yaparak bir gecede milli geliri üç katına, işsizliği yarıya indirdiyse şimdi de kavram değişikliği ile iş kazalarını yarıya düşmüş gibi göstermek niyetinde dedi.
Devletin Kapısı; Kanlı bir duvar!
Ancak bir gerçek var ki o da bu ülkede her yıl binlercesi ölen, on binlercesi yaralanan gün be gün tükenen işçilere devlet ve sermaye dirisine sahip çıkmadığı gibi ölüsüne de sahip çıkmıyor diyen Akbay; Maliyetli arttırıyor diye sayısız emekçinin cesedi hala toprak veya su altında bırakılıyor. Eşleri, çocukları ve aileleri de sağır bir sessizlikle arkada bırakılıyorlar. Türkiye bir emek cehennemine dönmüş. Devletin kapısı kanlı bir duvar
Gazeteler, radyolar, televizyonlar yoksul insanların ekmek mücadelesini ve acılarını görmüyor. Üçüncü sayfa haberleri içinde geçiyor isimleri. O da bazen. Türkiyede iş kazalarının en yoğun yaşandığı sektörlerden biri inşaat sektörüdür. Ekonominin lokomotif sektörü inşaat, tam gaz ilerlerken, inşaatlarda iş cinayetine kurban gidenler değil, bu sektörün ağalarının ve Ağaoğlularının hayatı ekranlara yansıtılıyor. Her ne kadar Ağaoğlu gibilerin hayatları, inşaat işçilerinin cesetlerinin üzerinde yükseliyor olsa da dedi.
Emekçiler Hazır, Ya Siz..?
Taşeronlaşma emeğe yönelik en ciddi saldırılardan biri kuşkusuz diyen Akbay; Taşeron işçilerinin sendika üyeliğini zorunlu hale getirmek ve sendikalara iş güvenliği konusunda denetim imkânı tanınması iş kazalarında önemli ve etkili bir önlem olacaktır. Bu gerçeği yıllardır emek örgütleri dile getiriyor. İşadamından siyasetçesine kadar bu ülkede hemen herkes bu basit gerçeği bildiği halde önlem alınmasına yanaşmıyor. Ülkemizi ucuz işgücü cennetine çevirenler, kölelik koşullarında istihdam yaratan taşeronlaşmadan vazgeçmek istemiyor. Taşeron köleliğini sermaye ve devlet çok seviyor ve bu konudaki her talebi geri çeviriyorlar. Tüm emekçileri üç kuruşluk tedbirlerle üç kuruşluk bir hayata zorluyorlar. Bu amaçla AKP hükümeti üç kuruşluk bir yasa tasarısını meclise taşıdı. Şimdi sıra üç kuruşluk bir hayatı halkımıza reva görenlere gerek mecliste gerekse sokaklarda gerekli yanıtları vermektir. 1 Mayısta meydanları dolduran emekçiler gerek taşeronlaşmaya gerekse iş cinayetlerine dur demeye hazır. Peki, emek örgütleri ve muhalefet partileri hazır mı? dedi.
Yorumlar