6356’NIN 43. MADDESİ MUTLAKA DEĞİŞMELİDİR.
Bu madde toplusözleşme yapma usulü ile ilgilidir. Yasaya göre bir sendikanın toplu iş sözleşmesi yapabilmek için mutlaka Çalışma Bakanlığı’ndan yetki belgesi almasını öngörmektedir. Yasanın düzenleniş biçimi sendikaların özgürce sözleşme yapmak hakkını ciddi olarak kısıtlamaktadır. Bakanlık bu yetkisini kasıtlı olarak siyasi iktidarın yandaşı olan sendikalar yararına kullanabilmektedir. Bakanlığın belirlemesine itirazlar yargıda yıllarca sürünerek işçinin sözleşme hakkını kullanamama sonucunu yaratmakta veya bu süre içinde işverenin sendikalı işçileri cezalandırarak, onları işten çıkararak işçilerin sendikalaşma girişimlerini ve özgürlüklerini yok edebilmektedir. İskenderun demir çelik fabrikasında iki sendika örgütlü gibi görünmekte olup hala bir sendikaya yetki verilmemiştir. bu yetki karmaşasının yaşandığı bu dönemde işveren birçok işçiyi kapının önüne koyarken sendikalar yetkili olmadıklarını söyleyerek bu işçi kıyımına engel olmamışlardır. Oysa bu sorunun çözümü çok basittir. Bakanlığın belirlemesine itiraz halinde konuyu yargı yerine seçim sandığına taşımak ve işçilere istedikleri sendikayı seçmek konusunda referandum hakkı tanımak sorunu kökünden ve hiçbir itiraza yer vermeyecek şekilde kısa zamanda çözecektir.
4857 SAYILI İŞ YASASI’NIN 21. MADDESİ
Bu madde işçinin iş sözleşmesinin işverence feshine karşı korunması ile ilgilidir. 21. maddenin 1. fıkrası feshin geçersizliğine karar verilmesi halinde işçinin işe iadesine karar verilmesini öngörmektedir. Bu durumda işveren işçiye ya tazminat ödeyerek onu çalıştırmama ya da eski işine geri alma hakkını elde etmektedir. Uygulama da işçilere genelde tazminat ödenerek işçilerin çalıştıkları eski işlerine dönmeleri engellenmektedir. Oysa anayasanın 49. maddesi çalışmanın herkes için bir hak olduğunu kabul etmiştir. Bu hak 21. maddenin işverene tanıdığı imkânla ortadan kaldırılmaktadır. Yapılması gereken değişiklik tazminat veya işbaşı haklarından hangisini kullanacağını işverene değil işçiye bırakmaktır. İşçi kendi geleceği hakkındaki kararı kendisi vermelidir. AYM’nın 49 maddesindeki çalışma hakkını kullanmak istiyorsa bu hak işveren tarafından hiçbir şekilde engellenmemelidir. Halbuki şu andaki uygulamada işçinin çalışma hakkını kullanma özgürlüğü engellenmektedir. İşçi ve işveren barışının sağlanması ve taşeron çalışmalarının önlenmesi ve iş güvenliğinin sağlanması için iş yasalarının ILO sözleşmeleri ile uyumlu olması gerekmektedir. Bakalım TBMM milyonlarca çalışanın bu iki temel hakkını teslim edip gerekli değişikliği yapacak mı yoksa kuzuların sessizliği içinde bu hakların yok edilmesine seyirci mi kalacak göreceğiz.
Yorumlar