İskenderun Şube Başkanı Coşkun Selçuk ;F tipi, tüm bu deneyim ve birikimden süzülmüş en son biçimdir. Ne var ki inceltilmiş halde de olsa, önceki örneklerden öz itibarıyla farklı değildir. Türkiye 19 Aralık 2000 sonrası cezaevi uygulamaları ile yeni bir döneme girmiş; F Tipi uygulaması ile başlayan süreçte hak ihlalleri artmış; ceza infaz yasası, tüzük, genelge ve yönetmeliğe bağlı olarak geliştirilen tecrit uygulamaları ile sürekli gündemde olmuş ve aradan geçen 14 yıla rağmen herhangi bir iyileşme sağlanamamıştır. Özenle ve tüm sonuçları hesaplanarak uygulanan F Tipi, yüzyıllardır bu topraklarda yaşanan insana karşı işlenen her türlü işkence ve zulmün sistemli hale getirilmiş şeklidir.14 yıldır Cezaevlerinde uygulanan tecrit, ölüm kusmaya, hastalık üretmeye, ağır sonuçlar doğurmaya devam ediyor.F Tipleri neden olduğu tüm bu sonuçlar ile yasa ve yönetmelik adı altında dayatılan uygulamaları, hasta tutsakları daha da fazla etkilemektedir. Hasta tutsaklar “sağlığa erişme, ilaç alabilme, tedavi olabilme, vb.” gibi hayati sayılabilecek ölçülerde birçok ihtiyaçları giderilmemektedir. Ayrıca “hastaneye sevk, doktor muayenesi, tetkiklerin yapılması” tutsak için bir eziyete/işkenceye dönüştürülmüştür. Hapishanelerde uygulanan tecrit, cezaevlerinin sağlıksız koşulları, yeteri kadar besin alamamak, hastalıkları kronik hale getirmiştir. Ölümcül hastalıklar artmıştır .Hapishanelerde 228 ağır, 578 hasta tutsak bulunmaktadır. Hasta tutsaklarla ilgili sorunların başında, hayati tehlikesi olan hastalığa yakalanmış tutsakların hem tedavi edilmeyerek, hem de serbest bırakılmayarak adeta ölüme terk edilmesi gelmektedir. Adalet Bakanlığı’nca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenen raporlarının Adli Tıp Kurumu’nun onayına sunulması ile ilgili düzenlemenin kaldırılması gerekmektedir. Adli Tıp Kurumu genellikle de verilen raporları onaylamamaktadır. Bu nedenle yasanın bu hükmünün değiştirilerek hapis cezasının hastalık nedeniyle ertelenmesinin Adli Tıp tekelinden çıkarılması gerekir.Yasada Ocak ayında yapılan değişikliğe bile Adli Tıp Kurumu direnmektedir. Yasa değişikliği ile hayati tehlike kriteri yerine yaşamını tek başına idame ettirememe kriteri getirilmiştir. Ancak bunun yanı sıra Cumhuriyet Savcılarına geniş bir takdir yetkisi tanınarak toplum güvenliği bakımından tehlikeli kabul edilecek tutsakların hastalığına rağmen tahliye edilmemesi düzenlenmiştir. Kanundaki bu kriterin mutlaka kaldırılması gerekmektedir.Başta hantal bürokrasi olmak üzere, kasıtlı geciktirmeler ve engellemeler de dahil, çeşitli nedenlerle bu rapor alınamadığı ya da geç alındığı zaman örnekleri görüldüğü gibi ağır hasta tutsaklar son günlerini sevdiklerinin yanında geçiremeden, cezaevinin insanlık dışı koşullarında ölüme mahkum edilmektedir.Hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetme riski altında bulunan hükümlüler daha iyi tedavi koşulları için; yakın ölüm tehlikesi altında bulunanlar veda ve huzur hakkı kapsamında tahliye edilmelidir.Cezaevlerinde yaşanan bu insanlık dışı koşullar bir türlü ülke gündemine girememekte, kamuoyunun dikkatini çekememekte, dolayısıyla en küçük bir iyileşme umudu yeşerememektedir.Biz insan hakları savunucuları her ay merkezi olarak bir çok ilde bulunan şubelerimizle ortak etkinlikler düzenleyerek ülkenin her bir yanındaki hapishanelerdeki tutsakların sesini duyurmak soruna çözüm olmak için sesleniyoruz .Hasta tutsaklar serbest bırakılmalıdır.Tutsakların tabutlarla değil, umutla yaşama dönmelerini istiyoruz .
Yorumlar