İnsan Hakları Derneği İskenderun Şube Başkanı Sadullah Çağlar, gezi parkı eylemlerini değerlendirerek, Ülke genelinde Taksim Gezi Parkıyla başlayan halkın barış istemine polis şiddet uygulayarak toplum gerginlik içine girmiştir. Türkiye insan haklarının yayınladığı rapora göre beş kişi hayatını kaybetmiş 11 bin 825 kişi yaralı ya da kimyasal gazdan etkilenerek hastaneye kaldırılmış, ayrıca hastaneye kaldırılmış 10 kişinin gözü çıktı dedi.
01 Temmuz 2013 Pazartesi 09:32
5 bine yakın gözaltı öldürülen Ethem Sarısülükün katil zanlısı serbest bırakılmıştır diyerek açıklamalarını sürdüren Çağlar; Antakyada öldürülen Abdullah Cömertin katili zanlısı faili meçhule karışmıştır.
Başbakan Tayyip Erdoğan, olaylarla ilgili polise ben emir verdim diye açıklama yaptı. Yine başbakan benim polisim destan yarattı diyerek şiddete destek vermiştir.
Aslında destanı Gezi Parkındaki genç kuşak, demokratik barışçıl eylem yaparak batıda yıllardır kayıp zannedilen bir direnişi ortaya koyarak, Türkiye halkının onurunu yıldızlara taşıdı.
Ak parti iktidarı orta çağın simgesi Osmanlı bayrağını savunarak toplumu geriye götürmek isteyen gerici güçler bilim karşıtları, yok saydıkları aydın iradesini gezi parkında gördüler.
Demokrasi yanlı sandıkta gören, hukuksal kurumları görmeyen, yargıyı, aydınları kabul etmeyen sağcı zihniyet sürekli toplumu germektedir. Özellikle insan yaşamının bir parçası olan sanatı tıkamak insanın özel yaşamına müdahale edecek kadar kadar ayrım yapanlar.
Biz ve onlar diye kitleleri ayıran anlayış demokratik olamaz.
Başbakan haykırıyor; Ayaklar ne zaman baş oldu diye. Baş ve ayak bir bütündür. Yani ayak takımı!
Tarihte çok yaşandı, sokaktan, halkın ayak takımı içinden gelip sonraları o yaratıcı sokağın insanına sırtını dönenler çok görüldü.
Dünya genelinde siyasi mücadeleler tarihine baktığımız zaman ayaklar hep önce olmuştur. Tıpkı Taksim Gezi Parkındaki gibi! Taksimdeki yaşanan olaylar eylemlerin arkasından günler geçmesine rağmen devletin baskısı devam etmektedir.
Bunun en son örneği Antalyada polisin kapalı oto parkta cop ve tekmelerle dövdüğü gençleri Akdeniz Üniversitesi Fen -Edebiyat Fakültesi öğrencileri olduğu öğrenildi. Aslında Türkiye genelinde baskılar ve gözaltılar devam etmektedir.
Şiddetin geneline baktığımız zaman bu uygulamanın bilimi savunanlara karşı olduğunu görebiliriz. Tıpkı 12 Eylül günleri gibi! İleri demokraside rejime alkış tutanlar Türk-İslam sentezinin ne olduğunu anlamayan ya da işine öyle gelen sermaye çevreleridir.
Siyasal olarak şiddet işine öyle gelen sermaye çevreleridir. Siyasal olarak şiddet hiçbir zaman çözüm olmamıştır.
Taksim gezisiyle başlayan barışçıl eylemler yarınların hukuk devletinin bütün haklarının barış içinde bir arada yaşamanın aydınlık sesleridir. Halk üzerindeki ölü toprağı üstünden almıştır dedi.
Yorumlar