Tür seçiniz:
Gırtlağına kadar rüşvet ve yolsuzluk batağına saplanmış siyasal iktidar bunları örtebilmek için yargıya ve emniyet teşkilatına operasyonlar düzenlemekte, bunları dile getirmeye çalışan her kesimi susturmaya çalışmaktadır. Ülkenin neredeyse bütün meydanları, parkları, mahalleleri ve kentleri abluka altına alınmakta, polis şiddeti nedeniyle kaybettiğimiz yurttaşlarımızın cenazesinde bile bir araya gelmemiz engellenmektedir. Talan ve yağma ekonomisi olan küreselleşmenin Türkiyedeki taşeronu AKP, bir torba kömüre muhtaç ettiği yurttaşlarımızı göçük altında iş cinayetlerine kurban etmiştir. Bu göçük 13 Mayısta gerçekleşmemiştir. Bu göçük aslında babalar gibi satmaların, pazarlamaların başladığı gün olan 24 Ocak 1980lerde gerçekleşmiştir. Bu göçük aslında 12 Eylül Anayasa referandumu ile yasama, yürütme ve yargı erkinin tek elde toplandığı gün gerçekleşmiştir. Yüzlerce maden işçimizin iş cinayetine kurban gittiği Somada Başbakanın bir maden işçisini tokatladığı, iki polis tarafından yere yatırılmış vatandaşımızın Başbakan müşaviri tarafından tekmelendiği fotoğraf, Türkiyede demokrasi ve özgürlüklerin de katledildiğinin en somut fotoğrafıdır.Camiye ayakkabıları ve bira şişeleri ile girdiler yalanını meydan meydan söyleyen, kendisini yalanlayan cami müezzinini sürgün eden Başbakanın Cem evinde bir cenaze nedeniyle bulunan yurttaşımızın polis kurşunuyla öldürülmesinde bile Polis bu kadar nasıl sabrediyor demesi, canlarımızı vuran polislerin ellerini kollarını sallayarak gezmeleri, ülkemizin polis devletine dönüştürüldüğünün en açık göstergesidir.Ancak bilinmelidir ki; AKP iktidarının çaresizliğinin ve korkaklığının göstergesi olan bu kirli politika, şiddet ve adaletsizliğe karşı bizler; sarsılmaz bir sağduyu ve kararlılıkla direnmeye devam edeceğiz.Ülkemize, aşımıza, işimize sahip çıkmak, emperyalizmin talan ve yağma ekonomisine karşı insanca, hakça bir düzen için yine Gezi ruhuyla hep alanlarda olacağız
Yorumlar