İskenderun Belediye Meclis Üyesi Av. Bülent Akbay, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü dolayısıyla basın açıklamasında bulundu.
Akbay; “AKP’liler her ne kadar demokrasi lafını ağızlarından düşürmeseler de birçok alanda olduğu gibi basın özgürlüğü konusundaki verilere baktığımızda da, en temel demokratik hakların birer birer budandığı ortaya çıkıyor” dedi.
Akbay konu ile ilgili açıklamasında; “Türkiyeli gazeteciler 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Gününü, basına yönelik tahammülsüzlüğün arttığı bir ortamda kutluyorlar.
Basın özgürlüğü; gazetecilere özgü bir hak olarak algılanır. Oysa basın özgürlüğü herhangi bir kesime veya gazetecilere özgü bir hak değil, demokratik toplumların ve demokratikleşmenin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Bu sebeple, basın özgürlüğü; işçisi, memuru, genci, yaşlısı, kadını erkeği, zengini, fakiriyle toplumsal yaşamın tüm kesimleri için elzem bir ihtiyaçtır.
AKP’liler her ne kadar demokrasi lafını ağızlarından düşürmeseler de birçok alanda olduğu gibi basın özgürlüğü konusundaki verilere baktığımızda da, en temel demokratik hakların birer birer budandığı ortaya çıkıyor.
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla Bağımsız İletişim Ağı (BİA) 33 sayfalık bir rapor hazırladı. BİA Medya Gözlem Masası 2010’un ilk üç ayını kapsayan rapora göre 69'u gazeteci toplam 216 gazeteci, yazar, yayıncı, karikatürist, siyasetçi ve yurttaşın düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek davalardan yargılandığını ortaya koyuyor. Geçen yılın Ocak-Şubat-Mart döneminde 60'ı gazeteci toplam 110 kişi yargılanmaktaydı. Anlaşılıyor ki basın camiasına yönelik baskılar son bir yılda %100 oranında artmış” dedi.
“Yetkililer Kayıtsız”
Akbay açıklamalarının devamında; “Diğer yandan ülkeyi sarsan gazeteci cinayetlerinin takibinde AKP sınıfta kalmaya devam ediyor. AKP hükümeti döneminde Ümit Kaftancıoğlu, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetlerinin hiç birinde azmettiricilere dokunulamadı. . Aynı tehlike, şimdi Hrant Dink cinayeti ve 18 Aralık 2009'da Bandırma'da öldürülen gazeteci Cihan Hayırsevener için de bulunuyor.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi, ''AİHM kararları çerçevesinde, insanlığın evrensel kabul görmüş değerleri, temel insan hakları, demokratik hukuk devleti ilkeleri dikkate alındığında; Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünün olmadığını” vurgulaması düşündürücüdür. Nitekim Türkiye Gazeteciler Sendikası basın özgürlüğü günü dolayısıyla yayınladığı bildirilerin başlığı genellikle “Gazetecilik Mesleği Her Yandan Saldırı Altında” mealinde oluyor. Geçtiğimiz ay yapılan Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Genel Kurulda ise, basın ve örgütlenme özgürlüğü konusunda hükümetin, Sabah-atv grevi ile ilgili engellemeler dolayısıyla işverenin uyarılması kararı alınmıştı. Başbakan’ın basına karşı tahammülsüzlüğü ise son bir yıl içinde iyice artmış durumda.
Diğer yandan yerel gazetecilerin hemen her gün karşılaştıkları şiddete ve tehditlere karşı yetkililer kayıtsızlıklarını sürdürüyorlar. Şiddete bulaşan devletin seçilmiş ve atanmış görevlileri ise yargı önüne çıkarılmıyorlar.
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla dünyanın dört bir yanında zor durumda olan ve basın özgürlüğü mücadelesi veren gazetecilerin gününü kutlarken, ülkemizdeki yetkilileri de basın özgürlüğüne darbe vuran girişimlerden kaçınmaya ve mevcut engelleri kaldırmaya çağırıyorum” dedi.
Yorumlar