25 Kasım'ın sembol isimleri olan Mirabel kardeşlerin en temel hakları olan özgür düşüncelerini ifade etmesine karşı uygulanan şiddet aslında bugün dünyadaki milyonlarca kadına uygulanandan farksız. Türkiye'de 2014 yılında 142 kadın taciz ve tecavüz şikâyetinde bulundu. 202 kadın fuhuşa zorlandığı sebebiyle emniyet güçlerine başvurdu. 2014’ün ilk 10 ayı içerisinde 255 kadın erkek cinayetine kurban gitmiş durumda. Peki, kadına şiddet sadece ona fiziksel müdehale midir? Kadına uygulanan manevi şiddet de ülkemizde almış başını yürümüş vaziyette! İSKENDERUN KADIN PLATFORMU DÖNEM SÖZCÜSÜ MELEK DEMİR: Erdoğan, ‘Eşitlik fıtrata ters’ diyerek; kadınların her geçen gün mücadele ile elde ettiği kazanımlarından korkmaktadır. Biz AKP’nin 12 yıllık iktidarı döneminde başbakan olan Erdoğan’ın fıtratını çok iyi biliyoruz. İktidar, hem toplumsal yaşamda hem de çalışma yaşamında neoliberal ve muhafazakâr politikalarıyla kadını yok sayarak kadın cinayetlerinin önünü açmış, kadınları esnek güvencesiz çalışmaya mahkûm etmiştir. Her gün bir kadın cinayetiyle güne başladığımız ülkemizde Erdoğan fıtrat diyerek, kadın katliamlarını meşrulaştırıyor.Biz biliyoruz ki Erdoğan’ın fıtratında ayakkabı kutularını var, iş cinayetleri var, koruma altındayken katledilen kadınlar var.Senin adalet önünde eşitlikten anladığın;Devlet korumasındaki kadınları katletmek mi?Her gün en az üç kadının öldürüldüğü ülkede, katillere ‘tahrik indirimi` vermek mi?Şiddete karşı koruma talep eden kadınların başvurularını kabul etmemek mi?Tecavüze uğrayan kadınlara ‘Senin o saatte orada ne işin var?` diye sormak mı?Balık istifi gibi dolduruldukları minibüslerde bedenleri yollara saçıldığında Kader mi demek?Biz İskenderun kadın platformu olarak ekonomik, sosyal ve politik alanda köleleştirmeye karşı eşitlik, özgürlük ve demokrasi için her alanda sesimizi yükselteceğiz. Bizim fıtratımızda mücadele var, özgürlük var eşitlik var. Patria, Minerva, Maria Teresa’dan Arin ve Kader’e, Yırca ve her yerde ‘doğa talanına’, ‘mülksüzleştirmeye’ karşı bedenlerini siper eden köylü kadınlara, Yalvaç’ta katledilen mevsimlik kadın tarım işçilerine, Çocuk gelinlere ve çocuk işçi kadınlara, Adlarını sayamayacağımız kadar isimsiz ‘töre, koca, erk-ek devlet’ şiddeti ile yaşamları ellerinden alınan, taciz ve tecavüze uğrayan kadınlara, Dünyanın “iki kere lanetlileri” olan, evde bakım işçiliğine mahkûm edilen, güvencesiz Ermenek’te madenin ağzında ağlaşan kadınlara, Dünyanın ‘iki kere lanetlileri’ olan bütün kadınlara! Neden örgütlü değiliz? Neden bu kadere razıyız? Neden kendi kaderimizi kendi ellerimize alamıyoruz? Soruları dökülüverecek aynı anda dudaklarımızdan. Birbirimizin gözlerine bakacağız konuşmadan anlaşacağız. Baskının olduğu her yerde isyan etmek meşrudur. Sustukça sıranın bir gün herkese geleceği unutulmamalıdır. Onaylanması ya da meşrulaştırılmasına seyirci kalınması beklenmemelidir.

Yorumlar