banner110

Emperyalizme Karşı Birlik Olalım!

Akbay ile Gündemden Sorular ve Cevaplar....

26 Mart 2013 Salı 09:32
banner77
Emperyalizme Karşı Birlik Olalım!
Avukat Bülent Akbay, gazeteniz OLAY’a müzakere sürecini değerlendirdi. Süreç ile ilgili açıklamalarda bulunan Akbay, ABD’nin bu süreçte parmağı olduğuna değinerek, “AKP ve lideri Tayyip Erdoğan emperyalist güç odaklarının izni ve onayı olmadan su bile içemez” dedi. OLAY: Müzakere sürecine ABD’nin Müdahalesi oluyor mu? AKBAY: PKK ile müzakere sürecine ABD’nin ve emperyalist güç odaklarının doğrudan doğruya müdahalesi oluyor ve bu süreci yönlendirdiklerini düşünüyorum. AKP ve lideri Tayyip Erdoğan emperyalist güç odaklarının izni ve onayı olmadan su bile içmez. Çok uluslu emperyalist güçler yanlızca hükümetleri değil, aynı zamanda toplumsal yaşamda etkili olan tüm unsurları yönlendirmeye, etkilemeye ve belirlemeye çalışır. AKP bu etkiye direncin yaşanmadığı, ABD’nin gönüllü taşeronluğunu yapan bir harekettir. Türkiye’yi ABD’nin ileri karakolu yapan ve bu görevini ‘başarıyla’ yerine getiren bir oluşumdur. Tayyip Erdoğan’ın liderliğini yaptığı hareket omurgadan yoksun bir harekettir. OLAY : O halde müzakere sürecini neden destekliyorsunuz. Emperyalist güç odaklarının yönlendirdiği bir sürecin bu ülkeye ve insanlarımıza yararı olabilir mi? AKBAY: Müzakere sürecinden halkın ve emperyalistlerin beklentileri farklıdır. Toplumsal olaylara ve gelişmelere sadece siyah-beyaz süzgecinden bakılamaz. Çoğu zaman tarih onu geriye götürmek isteyenleri de ileriye sürükler. Empertyalist güç odakları müzakere sürecini başlatmak zorunda kaldı. Bu nedenle iki ayrı beklentiyi analiz etmek gerekir. Halkın beklentisi ile başlayalım; Bu ülkenin en önemli sorunu neredeyse yarım yüzyıldır devam eden çatışma ortamı. 80 öncesinde Sağ-Sol, 80′den sonra ise Türk-Kürt çatışmasıdır. Bu süreç ülkemizde barışın ve demokrasinin tohumlarının yeşermesine engel oldu. İnsanlarımıza sadece acılar ve gözyaşı reva görüldü. Bu çatışma ortamının sona ermesi, akan kanın durması hem ülkemiz açısından hem de bu topraklarda bugüne kadar rahat yüzü görmemiş insanlarımız açısından çok önemli. Bunu gerçekleştirmenin tek yolu diyalog ortamıdır. Kardeşin kardeşe kırdırılmasını engellemek için karşılıklı iletişim ve barışın diline ihtiyacımız var. Akan kan durursa bu oyunu bozmaya başlayabiliriz. Bu nedenle müzakere süreci olması gerekeni yaratmanın en önemli aracıdır. Barış ve demokrasiye, ekmek ile su kadar ihtiyacımız var. Emperyalist güç odaklarının bu süreçten beklentisi ise farklıdır. AKP ve emperyalistler Ortadoğu’da kürtlerle barışmış bir Türkiye’ye ihtiyaç duyuyorlar. Onlar İsraille birlikte Ortadoğu’yu tamamen kontrol etmenin peşinde. Bu sürecin sonunda Kürdistanın kurulmasını desteklemekten bir an bile tereddüt etmeyeceklerdir. AKP’de mutlak iktidarı için ülkeyi bölmekte tereddüt etmeyecektir. Suriye’yi yaklaşık 2 yıldır dize getiremeyen ve Ortadoğu’da giderek yalnızlaşan Türkiye ile bunu başaramayan emperyalistler, Kürt hareketiyle barışmış bir Türkiye ile bunu başaracaklarını düşünüyorlar. Suriye’ye yönelik planların yanında, Iran’a olası müdahalede Türkiye- İsrail işbirliğinin önemi büyük. Türkiye’nin üslerini İsrail kullanacak. Yani Suriye’den sonra sırada İran var. Bunun için Kürtleri de ikna etmeliler. Bu yüzden İsrail jet hızıyla özür de diler, el de öper… Yani müzakere sürecinden, emperyalistlerin beklentisi; Ortadoğu’da emperyalist işbirlikçilerini güçlendirmektir. Bu farklı beklentiler kafaları karıştırıyor. Ancak diyalog ve barış ortamı olmadan emperyalistlerle ve yerli işbirlikçileriyle başedemeyiz. Müzakere sürecini bu yüzden destekliyor ve Diyarbakır’da verilen barış mesajını önemsiyorum. Unutulmamalı ki sol hareket hümanizmden, barıştan ve bilim ile kardeşlikten beslenirken, emperyalist hareket diktatörlükten, kan ve gözyaşından beslenir. Farklı beklentilerle atılan adımlar, mücadelenin yeniş zeminde ve yeni koşullarla devamına yol açar. Ülkemizde silahlı çatışmaların yaşanmadığı bir ortam emperyalizme karşı mücadelenin imkanlarını arttırır. O sebeple etnik kimliklere bakılmaksızım, en kısa sürede bu ülkenin geleceğinin sorumluluğunu taşıyanlar kucaklaşmalı ve elbirliği ile emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı direnişi örgütlemeliyiz. Türkler ve Kürtler bana kalırsa bir kez daha önemli bir sınav vereceklerdir. Ya barıştan ve kardeşlikten yana bir gelecek çizecekler ya da emperyalist güç odaklarının çizdiği kaderlerine teslim olacaklardır. OLAY: Öcalan’ın mektubu, bayrak krizi ve Suriye olayları konusuna bu müzakere süreci cephesinden bakabilir misiniz? AKBAY: 21 Mart’ta Diyarbakır’da okunan mektup müzakere sürecinin ilk sonuçlarını ortaya çıkardı. Bu mektuptan çıkardığım sonuç Kürt halkı bölünmeme fikrini sevdi ve birlikteliğe sahip çıktı. Yani bu ülkede bölünme için çaba harcayanların eli düne nazaran zayıfladı. İkinci sonuç ise silahların susması ve PKK’lilerin sınır dışına çekilmesi talebi. Bu talep akan kanın durması açısından çok önemli fırsatlar doğuruyor. Umarım bugünden sonra hiç kimsenin burnu bile kanamaz. Şiddetten beslenenler için kara bir gün oldu 21 mart. Mektuptan çıkardığım üçüncü sonuç ise barış emek ve çaba gerektiren bir süreçtir ve bunun gereği tek taraflı yaklaşımlarla gerçekleştirilemeyeceği. Bu sebeple önümüzdeki günlerde Meclis başta olmak üzere AKP barış ve demokrasi konusunda önemli sınavlar verecek. Hükümetin bu konuda samimi davranmayacağı ve yalpalayacağı kanaatindeyim. AKP güven vermiyor. Basın ve ifade özgürlüğünün olmadığı, hoşa gitmeyen her yazının sansürlendiği, yazmakta diretenlerin kapı önüne konulduğu, daha kötüsü tutuklandığı bir ülkeye gelecek olanın adının barış olması düşünülemez. Bu köklü sorunu çözmek değil, yönetmek isteyen Başbakanın amacı, içindeki diktatörün “başkan” sıfatıyla anılmasıdır. Bu sebeple özellikle CHP’nin ve aydınlarımızın barıştan ve demokrasiden yana tutumu çok önemli. CHP ilk günün şaşkınlığı ve yılların alışkanlığıyla anlaşılması güç bir tutum aldı. Ama kısa sürede toparlanacağını düşünüyorum. Barıştan yana demokratik adımların öncüsü ve belirleyicisi CHP olmalıydı. Olmadı, ama o-la-cak… Bayrak konusuna gelirsek. Okunan mektup’ta ve sonraki açıklamalarda bayrak konusunda çok olumlu açıklamalar yapıldı. Öcalan ve BDP’nin en etkili ağızları belkide ilk defa bayrağın ortak değer olduğuna işaret etttiler. Bu vurguları öne çıkarmak gerekir. Geçmiş yıllarda da newroz kutlamalarında bayrak yer almazdı. Bundan sonra barışın dili konuşulur ve paralel adımlar atılırsa bu tip yapay krizlerle insanlar birbirine düşürülmez. Bayrağın ortaklaştıran bir değer olduğu somut olarak ortaya çıkar. Son olarak Suriye konusuna gelmek istiyorum. Suriye Esad ile emperyalist güçlere karşı direnişini süredürüyor. Emperyalist güç odakları işbirlikçi AKP ve israil’den sonra Kürtleri de Suriye’ye saldırtmaya çalışacaklar. Bu oyunu Kürt ve Türk halkı birlikte bozmaya çalışmalıdır. Müzakere ortamı ve barış iki halkın birlikte emperyalizme karşı tutum almasıyla anlam kazanacaktır. Kürt halkını emperyalistlerin oyuncağı yapılmasına Türk halkı izin vermemelidir. Birbirimize kardeşlik, barış ve demokrasinin yerleşmesi için ihtiyacımız var. Yeni hedefimiz Türkiye halklarının emperyalizme karşı birlikte direnmesini sağlamak olmalıdır.

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99