Toplantı öncesi konuşma yapan yönetim kurulu başkanı Halil Şahin, “2009 yılına ülkemizi ve dünyayı etkileyen ekonomik kriz ile birlikte girdik. 2008 yılında başlayan ve 2009 yılında devam eden, dünya tarihinin en derin ve en yaygın ekonomik krizi ile karşı karşıya kaldık. Yaşanan bu son kriz önceki yaşadığımız krizlerden daha farklı bir yapıdaydı. Türkiye’nin bundan önce yaşadığı 1994 ve 2001 krizleri kamu maliyesi ve finans sektörü kaynaklıydı. 2001 yılından sonra hayata geçirilen yapısal reformlar hem kamu maliyesini hem de bankacılık sektörünü güçlendirdi. Küresel krizin olumsuz etkilerini de sınırladı. Ancak ekonomimizin modernleşmesine paralel olarak artan dış ticaretimiz ve sanayi sektörlerimizdeki ihracat oranının artması, küresel pazarlardaki daralmanın ekonomimiz üzerindeki etkisini artırdı. Özellikle de ihracatımızın % 50’sine yakın bölümünü oluşturan AB bölgesinde küresel krizin yoğun olarak hissedilmesi ihracatımızı önemli ölçüde geriletti. Küresel kriz nedeniyle artan belirsizlik ortamı piyasalardaki güveni azaltarak ekonomik birimlerin ileri dönük beklentilerini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu da yatırım ve tüketim kararlarının ertelenmesine, ekonomik aktivitenin ciddi biçimde yavaşlamasına yol açmıştır. İstihdam, ihracat ve üretim gibi temel makroekonomik göstergelerde büyük ölçüde düşüşler yaşanmıştır. Türkiye ekonomisinde yaklaşık 7 yıl süren büyüme süreci, küresel krizin etkisiyle yerini 2009 yılında % 4,7’lik küçülmeye bırakmıştır. Finans sektörü hariç diğer tüm sektörlerde küçülme yaşanmıştır. Özel sektör, üretim kaybı yanında finansman sıkıntısı da yaşanmıştır.

Bankaların risk algılamasındaki artış ve yurtdışı kredi akışının daralması, yurtiçi kredi hacmini olumsuz etkiledi. Reel sektöre yönelik kredi akışının yavaşlaması finansman sıkıntısına yol açmıştır. Ekonomideki daralma istihdamın azalmasına ve işsizliğin artmasına da neden olmuştur. İstihdam piyasasındaki mevcut yapısal sorunlara ilaveten kriz ortamının getirdiği belirsizlikler 2009 yılında yeni iş olanaklarının yaratılmasını engellemiştir. Zaten ülkemizin en önemli sorunlarından birsi olan işsizlik daha da ağırlaşmıştır. İç piyasada ve yatırımlardaki daralma, işsiz sayısının 3,5 milyona ulaşmasına neden olmuştur. Ayrıca çalışmaya hazır ancak iş bulma ümidi olmadığından iş arıyor gözükmeyen yaklaşık 1,1 milyon kişi daha bulunmaktadır” diye konuştu.
Yorumlar