2016 Merkezi Bütçe Tasarısı, tıpkı geçmiş yıllardaki gibi başta eğitim ve sağlık olmak üzere, kamu hizmetleri alanında yaşanan ticarileşme ve piyasalaştırma uygulamalarına paralel bir mantık ile hazırlanmıştır. 2016 MEB bütçesi, önceki yıllardaki bütçelerin kopyası sayılabilecek bir anlayışla, eğitim sisteminin ve yükseköğretimin en temel ihtiyaçlarını görmezden gelen, sadece zorunlu harcamaların dikkate alındığı bir içerikte hazırlanmıştır. Yıllardır kamu hizmetlerine ayrılan kaynaklar, özellikle eğitim ve sağlık alanında sadece rakamsal olarak artmakta, eğitime yönelik kamu yatırımları açısından bakıldığında belirgin bir azalma yaşandığı görülmektedir.
2016 MEB bütçesi, eğitim harcamalarının halkın sırtına yıkıldığının kanıtıdır
Yıllar itibariyle baktığımızda MEB bütçesinde sayısal olarak bir artış yaşanmasına rağmen, asıl bakılması gereken eğitim bütçesinin milli gelir içinde ne kadar yer aldığıdır. Geçtiğimiz 13 yıl içinde MEB bütçesinin milli gelire oranı belirgin bir değişiklik göstermemiştir. Eğitime en çok pay ayırdığını iddia eden İktidar;eğitim bütçesinin milli gelire oranı OECD ortalaması olan yüzde 6’nın ancak yarısı kadardır. Son dört yılda yaşanan göreceli artışın temel nedeni ise, eğitimde 4+4+4 dayatması nedeniyle derinleşen sorunların içinden çıkılamaz hale gelmesi, okulların dönüşümünün yanı sıra derslik ve öğretmen açıklarının artması, özellikle okulların altyapı ve donanım eksikliklerinin yarattığı sorunlardır.

Yıllar itibariyle baktığımızda MEB bütçesinde sayısal olarak bir artış yaşanmasına rağmen, MEB bütçesinin milli gelire oranı sadece yüzde 1 artmıştır. Eğitime en çok pay ayırdığını iddia eden AKP hükümeti döneminde eğitim bütçesinin milli gelire oranı OECD ortalaması olan yüzde 6’nın ancak yarısı kadardır. TÜİK’in 2014 eğitim harcamaları araştırmasına göre 2014’te toplam eğitim harcaması 113 milyar 571 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Aynı dönemde halkın cebinden yaptığı eğitim harcamaları ise özellikle 4+4+4 sistemi sonrasında hızlı bir artış göstermiştir. 2011 yılında 13,6 milyar TL olan cepten yapılan eğitim harcaması miktarı, ilk üç yıl içinde yaklaşık 10 milyar TL artarak 22,5 milyar TL’ye (%19,8) ulaşmıştır. Eğitimde yaşanan ticarileşme ve özel okul teşviklerinin aynı hızda sürmesi durumunda cepten yapılan eğitim harcamalarının 2016’da 30 milyar TL’yi zorlaması kaçınılmaz görünmektedir.
MEB Bütçesinin Büyük Bölümü Zorunlu Harcamalara Gitmektedir
MEB bütçesinin rakamsal büyüklüğünün temel nedeni, hükümetin eğitime verdiği önemden değil, büyük ölçüde personel harcamalarından kaynaklanmaktadır. Bu durumun farkında olan MEB, eğitim emekçilerini esnek, kuralsız ve güvencesiz çalıştırmak için gece gündüz çalışmakta, öğretmenleri performans değerlendirmesine tabi tutarak, esnek ve angarya işlerde çalıştırmak için proje üstüne proje geliştirmektedir.
MEB bütçesinin büyük bölümü personel giderleri (%69) ve sosyal güvenlik devlet primi giderlerine (%11) gitmektedir. Başka bir ifadeyle, eğitime bütçeden en çok payı ayırdıklarını iddia edenler, bu payın yüzde 80’inin personel harcamalarına gittiğini gizlemeye çalışmaktadır. 2016 MEB bütçesi içinde mal ve hizmet alım giderlerinin payı % 9, cari transferler % 3, diğer giderler ise % 8’dir.
BAZI OECD ÜLKELERİNDE EĞİTİM KADEMELERİNE GÖRE
ÖĞRENCİ BAŞINA YAPILAN YILLIK EĞİTİM HARCAMASI (ABD DOLARI)
|
Ülkeler |
İlkokul |
Ortaokul |
Lise |
Yükseköğretim |
İlköğretimden Yükseköğretime |
|
Avusturya |
9.563 |
13.632 |
14.013 |
10.455 |
13.189 |
|
Çek Cum. |
4.728 |
7.902 |
7.119 |
6.807 |
7.684 |
|
Fransa |
7.013 |
9.588 |
13.070 |
10.361 |
10.450 |
|
İspanya |
7.111 |
9.137 |
9.145 |
8.983 |
9.040 |
|
İtalya |
7.924 |
8.905 |
8.684 |
6.369 |
8.744 |
|
Polonya |
6.721 |
6.682 |
6.419 |
9.799 |
7.398 |
|
Portekiz |
6.105 |
8.524 |
8.888 |
4.917 |
7.952 |
|
Macaristan |
4.370 |
4.459 |
4.386 |
7.405 |
5.564 |
|
Meksika |
2.632 |
2.367 |
4.160 |
6.647 |
3.509 |
|
Şili |
4.476 |
4.312 |
3.706 |
7.600 |
5.235 |
|
Güney Kore |
7.395 |
7.008 |
9.651 |
8.026 |
9.569 |
|
Türkiye |
2.577 |
2.448 |
3.524 |
5.557 |
3.514 |
|
OECD Ortalama |
8.281 |
9.627 |
9.876 |
10.039 |
10.220 |
Kaynak: OECD at a Glance 2015 (Bir Bakışta Eğitim 2015)
Yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi, Türkiye’de öğrenci başına yapılan kamusal eğitim harcaması miktarı, OECD ortalamasının çok altındadır. OECD ortalaması Türkiye’den; ilkokulda 3 kat, ortaokulda 4 kat, lisede 2,8 kat, yükseköğretimde ise yaklaşık 2 kat daha fazladır. OECD ülkeleri içinde bütün eğitim kademelerinde sonuncu olan Türkiye, sadece ortaokul düzeyinde en yakın rakibi Meksika’dan 81 dolar farkla sondan ikincidir. Bütün eğitim kademelerinin ortalamasına göre baktığımızda, Türkiye son sıra için 3 bin 514 dolar ile OECD ülkeleri içinde yine Meksika ile yarışmaktadır.
Özel okullara destek politikası kamusal eğitimi çökertmiştir
Türkiye’de yıllardır devlet okulları sorunları ile baş başa bırakılırken, her fırsatta özel okullara yönelik teşvik politikaları uygulanmıştır. Bugüne kadar özel okullara vergi teşvikleri ve çeşitli kalemlerde indirimler yapılmış, devlet okullarının talepleri dikkate alınmazken, özel okulların istekleri hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından anında yerine getirilmiştir. Halktan toplanan vergilerin özel okullara her fırsatta “öğrenim desteği” ya da “teşvik” adı altında aktarılması, her şeyden önce herkese eşit ve parasız eğitim hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bu uygulamanın, eğitimde adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin derinleşmesinden başka bir sonucu yoktur.
Eğitimin piyasa ilişkileri çekilerek ticarileştirilmesi kabul edilemez
Geçtiğimiz 13 yıl içinde halkın cebinden yaptığı eğitim harcamalarında belirgin bir artış yaşanmıştır. Bu dönemde halkın cebinden yaptığı eğitim harcamaları her geçen yıl katlanarak artmış ve bugün neredeyse Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi rakamlarıyla yarışır hale gelmiştir. Temel bir insan hakkı olan eğitim hakkı 1980 sonrası benimsenen piyasacı politikalar sonucunda bir hak olmaktan çıkarılmış, herkesin parası kadar eğitim hizmetlerinden yararlandığı bir sistem oluşturulmuştur.
2016 yılı için hazırlanan eğitim bütçesi ile eğitim sisteminde yapısal hale gelen fiziki altyapı, öğretmen, idari ve akademik personel açıkları, araç gereç gereksinimi ve benzeri sorunların ve ihtiyaçların karşılanabilmesi mümkün değildir.
Taleplerimiz;
v MEB bütçesinin milli gelire oranı en az iki kat arttırılmalı, başlangıç olarak OECD ortalamasına çıkarılmalıdır…
v Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamasına derhal son verilmeli, eğitime yeterli bütçe, okullara ihtiyacı kadar ödenek ayrılmalıdır.
v MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay mutlak anlamda arttırılmalı, eğitimi ticarileştirmeyi hedefleyen, özel sektörle yapılan ya da yapılacak olan ortak projeler iptal edilmelidir.
v Artan oranlı vergi dilimi uygulamasına son verilmeli, ek dersler başta olmak üzere, tüm ek ödemeler temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalıdır…
v 2016 yılında aile ve çocuk yardımı başta olmak üzere, sosyal yardımlar sembolik olarak belirlenmekten çıkarılmalı, ihtiyaç kadar artış yapılmalıdır…
v Eğitime hazırlık ödeneği sadece öğretmenlere değil, tüm eğitim ve bilim emekçilerine yılda iki kez en az bir maaş tutarında ödenmelidir...
v Eğitim emekçilerinin 3600 ek gösterge talepleri doğrultusunda düzenleme yapılmalıdır…
v Öğretmen, akademik personel, memur ve yardımcı hizmetli açıkları kapatılmalı, en az 300 bin öğretmen, 80 bin yardımcı hizmetli ataması acilen yapılmalıdır…
v Tüm eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanmalıdır…
Eğitim kamusal bir haktır, hiç kimse eğitim hakkından mahrum edilemez
Eğitim, devredilemez bir kamusal haktır. Bu alanda yapılan çeşitli araştırmaların da gösterdiği gibi, devlet okullarında paralı eğitim uygulamaları yaygınlaştıkça, en düşük gelir dilimindeki yüzde 20’lik kesimin gelirleri içinde eğitim harcamalarına ayırmak zorunda oldukları pay artmaktadır. Söz konusu artış ise ancak gıda ve sağlık harcamalarından kısılarak gerçekleştirilebilmektedir. Bu koşullarda devlet okullarında eşitsizlikleri derinleştiren örnekler, var olan toplumsal eşitsizlikler doğrultusunda okulları tasnif etmeye yaramakta ve zenginle yoksula ayrı ayrı “devlet okulu”, hatta aynı devlet okulu içinde gelir durumuna, başarı düzeyine göre farklı “sınıf”lar oluşturulmasının önünü açmaktadır.
Şube Başkanı
Yorumlar