Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972de idam edildiler. Onların idamlarına onay verenlerin tümünü tarih silip attı. Deniz, Yusuf, Hüseyin ise bütün gençlikleriyle yaşıyorlar.
07 Mayıs 2012 Pazartesi 08:35
İdam edildikleri tarihte Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan 25, Hüseyin İnan 23 yaşındaydılar. O dönemde (12 Mart Askeri Darbesi) iktidardan indirilen Süleyman Demirel, Denizlerin idamına Evet oyu veren Adalet Partisinin lideriydi.
Nasıl evet dediğine şahit olan bir kişi idam kararını şöyle anlattı: Süleyman Demirel, Mobilya Yolsuzluğundan yargılanan yeğeni Yahya Demirelle ilgili olarak 25 yaşında çocukla uğraşıyorlar diyor. 6 Mayıs 1972de idam edilen Deniz, Yusuf, Hüseyinin idam kararları oylanıyordu. Süleyman Demirel AP Grubunun en önünde oturuyordu. Elini İdama Evet için kaldırdığında arkasına dönüp baktı, herkesin kaldırıp kaldırmadığını kontrol ediyordu. Sonra vakur bir ifadeyle önüne döndü. İdamlar kabul edilmişti. Deniz ve Yusuf da 25 yaşındaydı. Hüseyin ise 23ündeydi. Süleyman Bey onlar için hiç 25 yaşında çocuklar demedi. İdam edilmelerini istedi. İsteğine ulaştı
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ülkesini seven insanlardı. Bu uğurda ölümü göze almışlardı. İdam sehpasında taburelerini kendileri tekmeleyecek kadar cesurdular.
Asıldılar...
YAN YANA YAŞAMIŞ,
YAN YANA ÖLMÜŞLERDİ,
AMA YAN YANA GÖMÜLMELERİ ENGELLENDİ
6 MAYISIN İLK DAKİKALARINDA DENİZ, YUSUF VE HÜSEYİNİN HÜCRELERİ AÇILDI... ZİNCİRE VURULDULAR...
1972 Mayısın 5inci günü Resmi Gazetede bir kanun yayınlandı. -İnfaz-a ilişkindi. Kanun yayınlanmıştı fakat hükümlü vekillerinin 2.5.1972 ve 4.5.1972 tarihlerinde verdikleri iki ayrı -karar düzeltme- istemine henüz bir yanıt gelmemişti...
Kanunun yayınlandığı gün, hükümlü vekillerinden Ersen Sansal ve Mükerrem Erdoğan, Mamak Cezaevine geldi. Denizlerle görüşmek istediklerini bildirdiler. Beklemenin sonu gelmiyordu. Saat 17.00 olmuştu. Hala görüşememişlerdi. Ayrılmak zorunda kaldılar.
Ve yavaş yavaş karanlık çöktü. İlerleyen dakikalar 6 Mayısa devirdi günü. Artik Mayısın 6sıydı... Ankaranın göğünde ılınmaya direnen bir gece yarısı. Egenin ve Akdenizin ilinmiş rüzgârı uç vermiş Ankarada. Egede dallar yırtılmış. Çiçeğe durmuş tomurcuklar. Akdenizde ilk turfandalar dirilmeye başlamış. Ilınan hava, uzansın istiyor Anadoluya. Ankarada düğümlenmiş. Durmuş. Burulmuş. Bu bahar gecesinde Ankara sisli! Suskun.
Susturulmuş.
Yağmur yağıyor Sivasta. Yamaçlarda beyazlıklar başlıyor Doğuya doğru. Kar daha çekilmemiş. Çektikleri, çekilir cinsten değil Doğulunun. Binlerce can, kulağını Ankaraya dikmiş. Karanlık altında bir haber bekliyor havadan.
Kar daha çekilmemiş. Ankaraya vuruyor serinliği. Ankarada üç dal fidan; ellerinde bıçkılarla gelenlerin ayak seslerini dinliyor.
Yeni bir günün ilk dakikaları! Demir topuklar çınlatıyor betonu. Sokakların gözleri yumuk! Geceleri sokağa çıkması yasaklanmış Ankaralıların. Binlerce göz uyanık ev içlerinde, açık, bekliyor... Aylardır yoldaki haberi, ölüm haberini... An an beklenen uykusuzluk gelip irkiltti körpecik bedenleri.
Mayısın 6sıydı. Şafak sökmeden, gerilemeden karanlık, gün yükselmeden, darağacına çıkacaktı, Deniz, Hüseyin, Yusuf
Yorumlar