Cemil Keklik, 60 yaşında, üç küçük çocuğu var, şeker hastası ve aylardır yatalak durumdadır. Şeker hastası olduğundan sürekli ayağı kanamakta ve yürüyemez duruma gelmiştir. 8 Haziran 2015 tarihinde İskenderun Devlet Hastanesi acil bölüme götürülür. Acil bölüm ise İskenderun Devlet Hastanesinde bu hastanın hastalığının ancak Mustafa Kemal Üniversitesi Araştırma Hastanesinde imkanların daha geniş olduğunu ve hastanın Karaciğer yetmezliği, Hepatit C tesisi konulduğu söylenerek hastanın Araştırmaya götürülmesi önerilir.
Cemil Keklik MKÜ Araştırma Hastanesine götürülür ve ÇEKAP yapılır, hastanın ayağının kesilmesi diye söylenir ve ancak hastanede yoğun bakım bölümünün dolu olduğu söylenir ve hasta evine gönderilir. Hastaneden derler ki “Yoğun Bakım Ünitesinde boş yatak olduğunda size haber verilip, hastaya çağıracağız” derler. Hasta sahipleri üç gün beklerler ve bir türlü çağırılmaz. Hastanın durumu kötüye gitmekte ve ayağının kanaması artmıştır. Ayağı koku yapmaya başlamıştır.
MKÜ Araştırma Hastane müdürlüğünden bu söylenenlerin doğru olduğunu öğreniyoruz. Onlar yoğun bakım ünitesinde boş yer yok diyorlar. Yoğun Bakım Ünitesinde boş yer olmadığından hastayı kabul edemeyiz, diyerek, yeniden bulunduğu yerin 112 acil servisine başvurmasını öneriyorlar.
Hastanın kardeşi Vecih Keklik İskenderun Devlet Hastanesi Başhekim Dr.Veysel Yıldırım ile görüşüyor ve “kardeşim ölsün mü” diyerek olayı başhekime anlatıyor. Başhekim yeniden hastanın yatırılmasını istiyor. Ama kronik hastalık diyerek yapabileceklerini yeniden yapmaya çalışacaklarını ifade ediyor.
Cemil Keklik ile evinde hasta yatağında görüşüyoruz. Ayağı koktuğu için girişte bir koku geliyor. ‘rahatsız olmayın’ der gibi bakıyor. ‘Beni ölüme terk ettiler’ diyor.
Keklik “Ayağım patladı. Acile gittik, onlar bizi araştırma hastanesine gidin, iki üç gün yattım, biz bunu yapamayız dediler. Araştırmaya dört veya beş gün gidip, geldim. Bana dediler ki “ÇEKAP” yapacaksın dediler. ÇEKAP’tan sonra seni ameliyata alacağız ama her gün hastanede in, çık canım çıktı. Bütün işlemleri yaptık ama kardeşlerime dediler ki ‘yoğun bakım ünitesi boş değil, biz size boşaldığında haber veririz’ demişler. Bir hafta geçti halen yoğun bakım ünitesi boşalmadı mı? Beni unuttular, ben şimdi ne yapacağım? Nefes alamıyorum. Ayağım tükendi ve çürüdü. Tükendim, pansuman yapacak bir şeyim kalmadı.”
Hastanın eşi ve üç çocuğu çaresizlik içinde ne yapacaklarını bilmiyorlar. “Eşim ölüm döşeğinde, eşim zor durumda biz zor durumdayız. Bize neden bakmıyorlar?” diyor. Hastanın çocukları Anıl, Akın, Bedirhan ise “babamız ölecek neden devlet bakmıyor. Babamıza bakmıyorlar ve babamız ölecek” diyerek bir çare bulunsun istiyorlar.
SURİYELİ HASTALARA BAKIYORLAR AMA BİZİM HASTAYA BAKMIYORLAR.
Hastanın kardeşi Vecih Keklik olayı şöyle anlatıyor. “Bir hafta, on gündür hastanelere gidip, geliyoruz ve bir türlü çözüm bulamadık. Araştırma hastanesi en son hastanıza ÇEKAP edeceğiz, daha sonra ameliyata alacağız dediler. İskenderun Devlet Hastanesi bizi Hatay araştırma hastanesine gönderdi, orası bizi dört gün oyaladı. Ayağının kesileceğini söylediler, en son olarak yoğun bakım ünitesi dolu diyerek bizi eve gönderdiler. Bize ‘sizi arayacağız’ dediler ama şu ana kadar bizi ne aradılar, ne de sordular. Burada ki doktorlar ise bizi Hatay dışına göndermek istiyorlar, ama bizim ne maddi, ne manevi gücümüz var, araştırma hastanesi niye var, hani devlet sağlıkta reform yapmıştı. Reform bu ise evimizde ölmeye razıyız. Yoğun bakım ünütesi dolu olduğunu söylediler ama bize yazılı bir belge vermediler. Bizim dosyalarımız halen orada ve ilişkimiz kesilmedi. Yoğun bakım bölümünün dolu, olup, olmadığından da şüpheliyim, çünkü bizi yazılı bir belge vermediler. Bir Suriyeli vatandaşın ayağı kesik olsa hemen yoğun bakım yatağı bulurlar. Bu adam Türk devletinin adamı, zamanında vergisini ödemiştir. Devlet önce vatandaşım demelidir” diyor.

Yorumlar