AKP cennetin anahtarını satacak mı?
AKP işçi ve emek düşmanı icraatlarını sürdürüyor. Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu geçtiğimiz hafta meclisten geçti. Cuntacı generallerin 12 Eylül karanlığında yapmaya cesaret edemediğini AKP büyük bir umarsızlıkla yapmaya devam ediyor. Adeta ölüm uykusuna yatmış muhalefetten cesaret alan AKP, darbe günlerinin ürünü olan ve 1983te çıkarılan 2821 Sayılı Sendikalar kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu adı altında yenilendi. Eski yasadaki sınırlama, kısıtlama ve yasaklamalar devam ediyor. Yeni yasada ise bu yasaklara yenileri ekleniyor.
Sendikal Tazminatlar Kuş Oldu Uçtu
Yeni yasa sendikalaşma nedeniyle işten çıkarılan işçinin, sendikal tazminat güvencesini, 30 kişinin altında işçi çalıştıran işyerleri için kaldırdı. Türkiyede faaliyet gösteren işyerlerinin yüzde 95inin 30dan daha az işçi çalıştırdığı dikkate alınırsa, milyonlarca emekçi için sendikal tazminat hakkı kuş olup uçup gitti. Eskiden az da olsa patronlar üzerinde caydırıcı etkisi olan sendikal tazminat hakkı ortadan kalktığından işyerinde sendikal faaliyetler patronların iki dudağı arasında olacak.
Grev Hakkı Fiilen Hayal Oldu
Çalışanların hak grevi, dayanışma grevi, genel grev, yeni yasada da bir hak olarak tanınmadı. Bu nitelikte grevler yasak. Sadece toplu iş sözleşme görüşmelerinde ortaya çıkan uyuşmazlık neticesinde, o da grev yasağı kapsamında bulunmayan işkollarında, grev yapılabilecek.
Ancak bu grevin yapılıp yapılamayacağına da hükümet karar verecek. Çünkü yasada yer alan düzenlemeye göre, hükümet grevi milli güvenliğe ya da genel sağlığa aykırı görürse, erteleyebilecek. Eski yasada grevi ertelenen sendika, Danıştaya başvurarak yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açabiliyordu. Yeni yasada dava açma hakkı bulunmuyor. Buna karşılık her nasılsa başlamış olan grevi işverenin veya Çalışma Bakanlığının başvurusu ile mahkemeler grevin iyi niyet kurallarına aykırı tarzda uygulandığı veya milli servete zarar verdiği kanaatine sahip olursa grevi durdurabilecek.
Hak Değil Lütuf Dönemi Başladı
Yeni yasa sendika ve grev hakkını bir hak olarak tanımıyor. Devletin ve işverenlerin inisiyatifinde, onların izin verdiği ölçüde ve elbette sermaye aleyhine sonuçlar ortaya çıkarmayacak şekilde kullanılmasını düzenliyor. Hak kavramının ağırlığının azaldığı, yerini lütfa bıraktığı bir dönemin önü tamamen açıldı. AKPnin temel yaklaşımı toplumsal yaşamın bütün alanlarında hakkı lütufla takas etmek üzerine kuruldu. İnsanların en temel haklarını bile bağış yapıyormuş edası ile tanıyorlar. Nitekim hava işkolunda grev düzenlemesi tartışılırken, AKPli vekil ağzından itiraf gibi bir cümle kullandı. ; Hak insan gibi davranmayı bilenlere verilir dedi. AKP bu konuda kimin insan gibi davranıp davranmadığını belirlemekte kendilerini yetkili görüyorlar. Yakında cennetin anahtarını satmaya başlarlarsa şaşırmamak gerekir.
Şark Kurnazlığı
Yeni yasanın sendikaların lehine gibi görünen işkolu örgütlenme barajını yüzde 10dan yüzde 3e düşüren düzenlemesi ise, işkollarının birleştirilmesi nedeniyle, bazı işkollarında faaliyet sürdüren sendikalar için, fiilen yüzde 24e kadar yükselebilecek. AKP yasanın içinde kelime oyunları yaparak ve işkolu belirleme alanlarını değiştirerek tam bir şark kurnazı gibi davranmaktadır. Hali hazırda %10 barajına göre örgütlenme hakkı kazanan birçok sendika AKPnin barajı düşürdük diyerek övündüğü yeni yasaya göre hakkını kaybediyor.
Özetle işverenler çıkan yasadan memnun. Hükümet büyük bir iş başardığı için gururlu. Önü açılan yandaş sendikalar sevinçli. İşçi haklarını işverenlere kurban edildi. Emekçiler ve yoksullar muhalefetin umurunda değil. Hizmet diye örgütlenip kâr için çalışan cemaatlerin işveren örgüleri mutluluktan uçuyor. Yeni yasa 12 Eylülün sendikal yasalarının özü, mantığı, felsefesi korunarak yapıldı. Bunun böyle olması bir anlamda doğal çünkü bu yasayı hazırlayanlarla 12 Eylülün yasalarını yapanlar emeğe, emeğin haklarına, sendikalara aynı pencereden bakıyorlar. Kendilerine Kemalist ya da muhafazakâr demeleri fark etmez, dertleri ortak: Sendikal hakların kullanımını kısıtlayarak, sendikaların sermayenin üzerindeki etkisini sınırlamak.
Çağdaş Kölelik
Türkiye kesinlikle yeni bir sendikalar yasasına ihtiyaç duyuyor ancak böyle bir yasaya değil. Türkiye Hükümetleri anti-demokratik sendika yasaları nedeniyle ILO tarafından defalarca eleştirildi. Ancak bu yasa Türkiyeli işçilerin mevcut problemlerini çözmekten çok uzak ve mevcutlara yeni problemler eklemektedir.
Türkiye Anayasası her işçiye örgütlenme hakkı tanıyor, ancak uygulamada milyonlarca işçi örgütlenme hakkını kullanamıyor ve bu yasayla birlikte onlara milyonlarca işçi daha katılacak.
Örgütlü olmayan emek,çağdaş köleliktir.
Yorumlar