banner110

AKP Madencilerin Katilidir

Akbay, maden ocaklarında yaşanan ölümlerin tek sorumlusunun Ak Parti hükümeti olduğunu söyledi

21 Mayıs 2010 Cuma 10:11
banner77
AKP Madencilerin Katilidir
İskenderun Belediye Meclis Üyesi Av. Bülent Akbay, 17 Mayıs’ta Zonguldak’ta yaşanan maden patlaması ile ilgili açıklamada bulundu. Akbay, “İş cinayetleri AKP hükümeti sırasında sürekli artıyor” dedi. “Kaza Değil Cinayet!” Akbay, konu ile ilgili açıklamasında; “Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü’ne bağlı yeraltı kömür ocağın da 17 Mayıs 2010 tarihinde saat 13:30 civarında patlama meydana geldi. Göçük altında 30 işçi mahsur kaldı. Çalışma ve Enerji Bakanı, yanına aldığı Çalışma Bakanıyla birlikte, adeta spiker gibi basın önünde kurtarma çalışmaları hakkında bilgi veriyor. Ancak ısrarla felaketin gerçek nedenleri konusunda açıklama yapmaktan imtina ediyorlar. Derhal istifa etmesi gereken bakanlar örneği az görülmüş bir pişkinlikle acının siyasi ranta dönüştürmenin yollarını arıyorlar. Bu bakanlarda Allah korkusu kalmadığını biliyorduk ama bir nebze vicdanları da kalmadığını bu vesileyle öğrenmiş olduk. Hatırlanacağı gibi 10 Aralık 2009 yılında Bursa’nın 19 işçi yetersiz önlemler ve aşırı kâr hırsı yüzünden iş cinayetine kurban gitmişti. Çok geçmeden 23 Şubat 2010 tarihinde Balıkesir’in Dursunbey ‘iş sağlığı ve güvenliğine dair her türlü önlemin alındığı söylenmesine rağmen’ grizu patlaması meydana geldi. Patlamada 14 madenci yine iş cinayetine kurban gitti. Son 6 ayda iş cinayetlerine kurban giden madencilerin sayısı dünya ortalamasının çok üzerindedir. Ne yazık ki iş cinayetleri AKP hükümeti sırasında sürekli artıyor” dedi. “Taşeronlaştırmanın Bedelini Ölerek Ödüyoruz” Sendikalar, meslek odaları ve uzmanlar yıllardır maden sektöründeki aksaklıklara dikkat çekiyorlar. Hükümet ısrarla bu uyarıları dikkate almıyor diyen Akbay; “Son yıllarda uygulamaya konulan özelleştirme, taşeronlaşma, rodövans vb. yanlış uygulamalar kamu madenciliğini küçültmüştür. Kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar sonucu elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyim birikimi dağıtılmıştır. Yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine; üretim teknik ve alt yapı olarak yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakıldı. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerini hızla terk ettiler. Hükümetler, bu alandaki duyarsızlığa ve işçilerin acımasızca sömürülmesine seyirci kaldılar ve denetim sorumluluklarını yerine getirmediler. Türkiye’de tamamen ilkel koşullarda çalışan pek çok maden firması ve taşeron bulunuyor. Buna rödevans ilişkileri içinde üretim yapanları ekleyebiliriz. Yüksek risk taşıyan, kuralsız ve denetimsiz çalışan, mühendislik bilim ve tekniğinden uzak, teknik elemanın gözetim ve denetimi olmaksızın çalışıyorlar. Bu işletmeler maksimum kârı elde etmek için en hızlı, en acımasız üretim süreçlerini yaşama geçirme konusunda hiç tereddüt etmemektedirler. İş sağlığı ve güvenliği sağlayacak uygulamalar, maliyeti arttıracağı cihetiyle yapılmıyor. Hükümet yetkilileri ölümüne üretimi adeta teşvik ediyor. Başbakan protestolar gölgesinde siyasi şov yaparak ‘Çin’den ekip getirin’ talimatı veriyor. İnsana sormazlar mı; ‘İşçiler diri diri gömülmeden önce neredeydiniz? Oysa madencilikte, kamunun denetim ve yaptırım koşullarını düzenlenerek, iş sağlığı ve güvenliğine dönük önlemler eksiksiz alınmalıydı. Anlaşılıyor ki, Başbakanın ve hükümetinin, emekçilerin hayatını düşünecek halleri yok. Çünkü onlar dünyalarından, ölümüne sömrülen işçi sınıfı çıkarmışlar. Onlar yalnızca paraya, zenginlere ve kurmakta oldukları hanedanlıklarına odaklanmışlar. Çalışanların acımasızca sömürüldüğü ekonomik faaliyeti biçimi, AKP’nin temel ekonomik politikası olmuştur” dedi. “Madencilerin katili tartışmasız AKP’dir” TTK büyük bir işletmedir. Hükümet bütününü birden özelleştiremedi. Bu sebeple parça parça özelleştirdiler diyen Akbay; “Geçmişin bütünsel üretim süreci ve koordinasyonu bu parçalanmayla birlikte ortadan kalktı. Madencilik faaliyetinin hazırlık, üretim, nakliye, aydınlatma, havalandırma gibi sistemleri, parça parça taşeronlaştırıldı. Böylece üretimde bütünsellik ve koordinasyonda kopukluk yaşanmaya başlandı. Dolayısıyla iş sağlığı ve güvenliğinin önlemleri de sistemli ve koordineli olarak uygulanamaz hale geldi. Taşeronlaşmayla birlikte, sendikal örgütlenmenin kapsamı daraltıldı. Sektörde taşeronlaştırılan birimlerde köle ücretiyle sendikasız işçiler çalışmaya başladı. Böylece işveren sendikal denetimden sıyrıldı. İş sağlığı ve güvenliğini özgürce savsaklamaya başlandı. Hizmet alım veya alt işveren eliyle yürütülen faaliyetler AKP döneminde tavan yaptı. Bu nedenle Tayip Erdoğan ve bakanları ‘timsah gözyaşları’ dökerek halkı kandırmaya çalışmasınlar. Madencilerin katili tartışmasız AKP’dir. Önümüzdeki dönem maden sektöründe uygulanan politikalar gözden geçirilmelidir. Aksi halde bütünlüğü bozulmuş, parçalanmış, alt-işverenlerin cirit attığı, düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve örgütsüzlüğün yaygın hale geldiği sektörde ölümlerin önüne geçilemez. 12 Eylül cuntasının temel ekonomik rejiminin ifadesi olan taşeronlaştırma uygulamasına son verilmelidir. Sendikaya üyelik zorunlu hale gelmeli, sendikal haklardan yoksun olanların çalışmasına izin verilmemelidir. Taşeron işçiler derhal kadroya alınmalıdır. İş güvenliğine dair uygulamalar sendikanın ve alana dair uzman sivil birliklerin onayına ve denetimine açılmalıdır. Bu önlemler elbette ki göçük altında kalan hayatları geri getiremez. Ama umutlarımızın göçük altında kalmasını engelleyebilir” dedi.

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99