banner110

AKBAY’LA DOBRA DOBRA

Haklı ve sivri çıkışlarıyla tanıdığımız Av. Bülent Akbay, Gazetemize yaptığı açıklamalarda yerelden genele tüm konuları değerlendirdi.

08 Mart 2012 Perşembe 08:58
banner77
AKBAY’LA DOBRA DOBRA
Genel Seçimlerde CHP’den Milletvekili Aday Adayı olan ve aynı zamanda CHP İskenderun Belediye Meclis Üyeliği yapan Av. Bülent Akbay, yerelden genele tüm konularda OLAY Gazetesi sahibi Nihat Durmuş’un sorularına içtenlikle cevap verdi. Nihat Durmuş’un CHP içerisindeki çekişmelere ve görevden alınmalar konusundaki sorusuna cevap veren Akbay; “Çok uzun yıllardır partinin ileri gitmesini tıkayan anti demokratik tüzüğün onlarca maddesi değiştirildi. Bu tüzüğün değiştirilmesi elzemdi. Ancak doğal bir şekilde gerçekleşmedi. Parti içerisinde muhalif diye adlandırılan bir grubun imza toplaması sonucu tüzükte bir takım değişiklikler öne alındı ve gündeme geldi. Bunun neticesinde tüzük kurultayı toplana bildi. Parti içi yöneticilerin demokratik bir şekilde gerekli değişiklikleri yapmaları gerekir. Tüzük değişikliği ile birlikte birçok madde olumlu şekilde değişti. Gerek kadın kotası, gerekse gençlik kotası konusunda ciddi adımlar atıldı. Aynı zamanda merkez yoklamayla belirlenecek adayların sayısına da sınırlama getirildi. Bunu da önemsiyorum. Merkez yoklamayla partinin tüm seçilenlerinin belirlenebilmesi mümkün olabilecek. En azından olası yöneticilerin tümünü belirlemek mümkün olabilecek. Bu sebeple bu maddenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Genel merkezin yüzde 1 gibi sembolik düzeyde merkezi belirleme dışında yüzde 99’unun parti içi demokratik kurallar dışında seçilmesi gerektiğinin kanaatindeyim’’. OLAY: Mevcut olan yönetimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Akbay: ‘’ Mevcut olan yönetim kötü niyetli değil ama yinede çok ciddi yetkileri elinde bulunduruyor. Halen ipleri kimseye bırakmak istemiyorlar. Önder Sav ve Deniz Baykal dönemindeki tek adam yönetimi kısmen de olsa şuanda da devam ediyor. Bunlarında adım adım değişmesi ve tamamen parti içi demokrasiyi getirtebilecek gelişmelerin artık yaşanması gerektiği kanaatindeyim. Bu süreç yalnızca genel merkezi ilgilendirmiyor, tüm Türkiye’yi ve ilimiz Hatay’ı da ilgilendiriyor. Değişim sancıları Hatay’a da yansıdı. Hatay’da bildiğimiz gibi il ve ilçe yönetimleri görevden alındı, yerlerine geçici yönetim atandı. Hatay’ın neredeyse tümünün geçici atamayla getirilmiş yönetimler tarafından idare edildiği gözlemleniyor. Bu süreç Hatay’ın kurultaya katılmasının da önünü tıkacak gibi duruyor. Hatay’ın kurultaya katılmaması demek Hatay’ın genel merkez nezdinde seçme ve seçilme hakkının ciddi anlamda yok olması demektir. Hatay’ın bu konuma sürükleyenler bunun mutlak suretle hesabını vermek zorundalar. Bir şeyler yapılmış ki Hatay biranda kurultayda temsil edilemeyecek noktaya geldi. Bu saatten sonra yapılacak olan partinin tüm dinamiklerinin bir araya gelerek el birliği ile sorunlara çözüm üretmek maksadıyla aktif katılım mekanizmaların yaratılması gerekiyor. Bunun yolun yordamı da zor değil. Partinin tüm dinamikleri ile bir araya gelinir. Tek tek mahallelerde gerekirse gayri resmi sandıkları kurulur, delegeler tespit edilir, tespit edilen delegeleri parti tabanın iradesi olarak kabul edilerek ilçe seçim kuruluna delege listeleri verilir ve kongreyi birlik ve beraberlik içinde demokratik kurallarla gerçekleştirmek bize nasip olur. Aksi taktirde çekişmelerle tartışmalarla parti içi iktidar kavgalarıyla mütevellik bir görüntü veren bir parti olmaktan kurtulamayız. Halkın sorunları CHP’nin sorunlarından daha önemli! Halk uzun yıllardır AKP’nin ağır baskısı ve zulmü altında eziyet çekmektedir. CHP kendi içindeki sorunlarından dönüp halkın sorunlarına dönerse AKP daha çok at koşturamaz ve özellikle son 1,5 yıldır adım adım özgürlükleri rafa kaldıran baskıcı ve otoriter bir rejim altında yaptığı icraatların sonu gelebilir. AKP CHP’nin yarattığı muhalefet boşluğundan dolayı tek adam yönetimine yönelmektedir. Özellik mit yasasını çıkartarak tayip kendi ordusunu kurmaya çalışmaktadır. Yargıda son yıllarda özgürlüklere yönelik hiçbir adım atılmamaktadır. Tam aksine özgürlükleri kısıtlayıcı kararlar alınmaktadır.’’ OLAY: Bundan öncede Yargının CHP’nin arka bahçesi olduğu söyleniyordu. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Akbay: ‘’AKP önceki dönemlerde yargının CHP’nin arka bahçesi olduğunu söylüyor idi ama bu hiçbir zaman böyle olmadı. CHP 1950’dne beri tek başına iktidar olamadı. Çok kısa dönem iktidarda koalisyon oldu ama o süreçte de yargıya müdahale imkânı olmadı. Kaldı ki CHP’de yargının bağımsızlığını esas alan bir anlayış var. AKP kendisinin fikir ve görüşlerine biat eden yargı mensupları olmadıkça bunları hep CHP’nin arka bahçesi olarak görüyor. ‘’ OLAY: İlçe yönetimine Jorj Basus’un atanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Akbay: ‘’Jorj iyi bir arkadaş. Jorj Basus ya da herhangi bir şahıs olarak bu atamayı kisiselleştirmek çok doğru değil. Jorj Basus’unda gerek insani gerekse ticari olarak hiçbir eksiğini ve yanlışı görmedim.’’ OLAY: Yerel gazetelerde Basus’un BDP’ye yakın olduğu iddia ediliyordu. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Akbay: ‘’BDP’ye yakın olduğu değil, facebookta paylaştığı bir paylaşım gündeme geldi aynısını bende paylaştım. Basus’a yapılan eleştiriler burada özgürlüklere yapılan bir yargısız infazdır. Bu gün Türkiye’de Kürt sorununu anlamadan Türkiye’nin sorunlarını çözebilmek mümkün mü? Biraz siyaseti çirkin yapan Bizans oyunlarını egemen kılmaya çalışan bir anlayışın sona ermesi gerektiği kanaatindeyim. Jorj Basus'a madem bu görev verilmişse görevini sürdürdüğü sürece parti içi demokrasi ve demokratik katılımların önünü açmalıdır. Grupların ve şahısların kişisel yönlendirmesi ile değil özgür bağımsız bir birey olarak partinin ve halkın çıkarları doğrultusunda adımlar atmalıdır. Bende bu konuda kendisine her türlü yardımı yapmaya hazırım.’’ OLAY: İskenderun Belediye Meclisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Akbay: ‘’AKP’nin istemediği hiçbir konuyu Belediye Başkanı Yusuf Civelek meclisten geçiremiyor. AKP istediğini meclisten geçirtiyor. Bu 3 yıldır böyle oldu, böylede oluyor. Sadece problem bu son meclis toplantısında bunun açığa çıkmış olmasıdır. Çünkü ilk defa AKP ile Yusuf Civelek arasında bir tezatlık ortaya çıktı. Bu nedenle de yine AKP’nin istediği oldu. AKP gayrimenkul satışlarına onay vermeyecekti bir şekilde de bunu başardılar, istedikleri de oldu. Gayrimenkul satışları geri çekildi. Aslında İskenderun Belediyesi’ni 3 yıldır Yusuf Civelek değil AKP yönetiyor. AKP meclis üyeleri yönetiyor. Bir önceki yapılan mecliste Yusuf Civelek ve AKP arasında gayrimenkul satışı konusunda tezatlık ortaya çıktı. Bu tezatlığın sonucu olarak da meclis tam bir tiyatroya ve curcunaya dönüştü. Ve bu arada da geçmiş hesaplar tartışmalar sırasında dile getirildi ve anlaşıldı ki temel tespit Yusuf Civelek’in belediyeyi yönetemediği, Yusuf Civelek’in her şeyi eline yüzüne bulaştırdığı ortaya çıktı. 3 yıl önce de, bugün de Yusuf Civelek’in parti grubu ile birlikte belediyeyi yönetmesi gerektiğini vurguluyordum. Çünkü CHP’li meclis üyeleri ile birlikte Yusuf Civelek başkanlığa seçildi. Hatta meclis üyeleri Civelek’ten daha fazla oy aldılar. Ama Yusuf Civelek yasalarında verdiği imkânlarla tek başına her şeyi yapabileceğine inanarak eleştiriye açık bir kişiliği de mevcut olmadığından çeşitli kararları tek başına alarak ve adeta meclis gurubuna dayatarak bölüp- yönetme zihniyeti ile hareket ederek İskenderun’u adeta belediyesiz bıraktı. Bugüne kadar bu çekişmelerden kaynaklanan zararı gören İskenderun halkı oldu. İskenderun halkına hizmet üretilemedi.‘’ OLAY: Civelek partiye zarar verdi mi? Akbay: ‘’Yusuf Civelekle birlikte CHP’de büyük yara aldı. Parti genel merkezinin yaşadığı değişim sancısı, İskenderun CHP ilçe örgütünün çektiği sancılar, Yusuf Civelek için hep bulunmaz fırsatlar olarak değerlendirildi. Ve Yusuf Civelek rozeti bir kenara attım zihniyetinde kendi kişisel bilgi ve birikimi ile kent adına her kararı almaya başladı. Doğal olarak da meclis yeterli bir üretkenlik gösteremedi. Halkın sorunlarına çözüm üretebilecek projeler üretemedi. Ve meclis üyeleri de Yusuf Civelek’in başarısızlığından ötürü başarısız olarak kabul edildi. ‘’ OLAY: Sosyal demokrat belediye nasıl olmalı idi? Akbay: ‘’ Aslında geç kalınmış değil!ne yazıkki İskenderun şansız bir şehir. 15 yıl süreyle sanki zorbalıkla mafyayla yönetildi. Sokaklar adeta Texas’a döndü. 15 yılın ardından halkın sorunlarına gerçekten çözüm üreteceği düşüncesiyle Yusuf Civelek getirildi. O da 3,5 yıldır halkı yapa yalnız bıraktı. Su paralarına 3 yıldır zam yapılıyor. Bu zammın hiç yapılmaması gerektiğini düşünüyordum. Bazı projelerin sözü verildi ama hayata geçirilmedi. Ramazan yardımı adı altında halka yapılan yardımların yerine halka düzenli eğitim ve sağlık desteği verebilecek bir takım imkânlar sunulabilinirdi. O imkânların halka aktarılması mümkünken yine klasik bildik zübük politikacıların uyguladığı ramazan yardımı adı altında bir kısmını halka bir kısmının nereye gittiği belli olmayan yardımlarla sosyal belediyecilik yapmaya kalkışıldı. Kentte istihdamı arttırabilecek bir takım imkânlar sağlanmadı. Bunun yerine kentte istihdamı artıracak yatırımları teşvik edecek bir takım sosyal politikalarla halkın geleceğe umutla bakabileceği bir ortam yaratabilmesi mümkündü. Yaratılabilinirdi. Bugünden sonra da bunlar mümkün. Ama öncelikle 15 yıl boyunca yaptıkları icraatlarla başarısız oldukları tespit ve tescil edilen insanlarla bu belediyeyi yönetmekten vazgeçmelidir. Genç dinamik idealist insanlarla ve meclis grubuyla ayrıca partinin dinamikleriyle üniversite ile sivil toplum örgütleriyle bu belediyeyi yönetmesi gerekirdi.’’ “Civelek, AKP meclis üyelerini ve AKP politikalarını esas alan Hak İş gibi bir sendika ile belediyeyi idare etmeye çalıştı.” “İşçilerinin sadece özlük haklarını değil, aynı zamanda sosyal kültürel haklarını da savunacaktı. Ancak bu tür çalışmaların hem önüne geçti hem engelledi hem de çalışanların başarısını sabote etmeye çalıştı.” “Taşeronlarla emir kulu olarak, insanları açlıkla terbiye edebilecek bir anlayışı benimsedi.” “Ne yazık ki Civelek sadece halktan alıyor halka bir şey vermiyor.” “Referandumda AKP daha çok özgürlük vaat etmişti. Oysa uygulamalara baktığımızda özgürlüklerin adım adım rafa kaldırıldığı bir ortamla karşı karşıyayız.” “8 ay önce yapılan eleştirileri dikkate almayıp 8 ay sonra Pozantı’da ki çocukları Sincan cezaevine nakleden Adalet Bakanının derhal istifa etmesi gereken, orada bulunan görevlileri görevden alması gerekirken, bunların hiçbiri yapılmadan olayı açığa çıkaran basın suçlu ilan edildi.” “AKP’nin kaderi diktatörlükle lanetlenmiştir.” “Gerçekte 4+4+4 sisteminin amacı çocuklarımızı gelir kapısı olarak gören din tüccarlarına ekmek kapısı açmaktır” OLAY: İskenderun Belediyesi hala toplu sözleşme imzalamış değil. Sizce sosyal demokrat bir belediyenin bu tutumu doğru mu? Akbay: Emeğe saygılı bir partinin belediye başkanı olması gerekirken, yasal anlamda zorunlu olan veya olmayan memurların toplu sözleşme haklarının verilmesini bir şekilde bugüne kadar gerçekleştiremedi. Belediyenin bunu yapmaması tuhaf ve yanlıştır. Civelek, AKP meclis üyelerini ve AKP politikalarını esas alan Hak İş gibi bir sendika ile belediyeyi idare etmeye çalıştı. İşçilerinin sadece özlük haklarını değil, aynı zamanda sosyal kültürel haklarını da savunacaktı. Ancak bu tür çalışmaların hem önüne geçti hem engelledi hem de çalışanların başarısını sabote etmeye çalıştı. Taşeron sistemi ile belediyeyi idare etmeye çalışıyor. Bu da bir emek sömürücülüğüdür. Bu konuda sayısız uyarıya rağmen, taşeronlarla emir kulu olarak, insanları açlıkla terbiye edebilecek bir anlayışı benimsedi. Bu yalnızca politik olarak yanlış değil. Aynı zamanda insani olarak da yanlıştır. Yusuf Civelek’e bu halk her şeyi verdi. Doktorken hasta olarak parasını ve canını verdi. Sonra başhekim yaptılar yine el üstünde tutuldu. Sonrasında on binlerce halk kendisine oy vererek kendisini belediye başkanı yaptı. Ama ne yazık ki o sadece halktan alıyor halka bir şey vermiyor. OLAY: CHP artık İskenderun’da başarılı olabilir mi? Akbay: CHP Yusuf Civelek’e rağmen İskenderun’da başarılı olabilir. Halkın sorunlarını çözebilecek bir yönetimi belediyenin başına getirebilir. Yeter ki CHP’nin ilkeleri ve hedefleri doğrultusunda samimiyetle mücadele edebilecek gücü, paylaşmayı bilen halktan aldığını halka vermeyi hedef edinen, insanlar yönetime talip olsunlar. CHP’de böyle insanların sayısı AKP’den ve diğer partilerden daha fazladır. Civelek bir yol kazasıydı. CHP bu kazadan yara bere de almış olsa, ‘beni öldürmeyen şey güçlendirir’ anlayışıyla ve Yusuf Civelek döneminde yapılan yanlışları kapatma azmi ile adeta halktan özür dileyerek CHP verilen oylardan dolayı halkı pişman olmayacak bir dönemi başlatabilir. Civelek’in başarısız icraatlarından dolayı AKP, MHP ve siyasi misyonunu tamamlamış olan Mete Aslan’da hedef belediye düşüncesiyle ellerini ovuşturuyorlar. Ama heveslerini kursaklarında bırakacağız. CHP Civelek’e rağmen belediyenin bundan sonraki yönetimine taliptir ve başaracaktır. Diğer partiler avuçlarını yalasınlar. Onlara verilecek bir belediyemiz yoktur. CHP umarım bugünden itibaren yönetimiyle meclis üyeleriyle halkın sorunlarını çözebilecek bir belediye yönetimini iktidara geçirebilecektir.’’ OLAY: Peki referandum sonrası Türkiye’de gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Akbay: Türk solundan gidenlerin hepsi gözaltına alınıyorlar. Referandumda AKP daha çok özgürlük vaat etmişti. Oysa uygulamalara baktığımızda özgürlüklerin adım adım rafa kaldırıldığı bir ortamla karşı karşıyayız. Önce yargıda operasyonları tamamladılar. Üniversitede öğrencilerin her türlü demokratik protestolarını coplar, biber gazıyla, baskılarla gözaltına aldılar. Anti demokratik bir disiplin yönetmeliği ile okuldan atmaya varan cezaları verdiler. Protestocu gençleri tutukladılar. Çok basit nedenlerle tutuklu bulunan 100’lerce öğrenci var. OLAY: Peki, Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda görüşleriniz nelerdir? Akbay: Basın özgürlüğü konusundaki baskıları son olarak Pozantı’da çocuklara yönelik cinsel tacizle ezen yönetim anlayışını açığa çıkardıkları için basın mensuplarına soruşturma başlatıldı. 8 ay önce yapılan eleştirileri dikkate almayıp 8 ay sonra Pozantı’da ki çocukları Sincan cezaevine nakleden Adalet Bakanının derhal istifa etmesi gerekirken, orada bulunan görevlileri görevden alması gerekirken, bunların hiçbiri yapılmadan olayı açığa çıkaran basın suçlu ilan edildi. Bununla tüm basın mensuplarına ve muhaliflere eleştirmeyin, tepki göstermeyin protesto etmeyin aksi takdirde sonunuz bunlar gibi olur mesajı verildi. KCK operasyonlarıyla tüm muhalifler, aydınlar, yazarlar çizerler susturulmaya çalışılıyor. Yine halkoylarıyla seçilmiş milletvekilleri ucu belirsiz KCK soruşturmalarıyla cezaevlerinde tutsaklık yaşıyorlar. Seçilmiş belediye başkanları il ve ilçe başkanları bir bir cezaevine konuluyor. Dini referans alan tüm partilerin kaderi zorunlu olarak baskıcı otoriter rejimdir. Orta doğuda dini referans alıp iktidara gelenlerin yarattığı diktatörlükler hepimizin hafızalarında tazeliğini koruyor. AKP dini referans alan bir parti olduğu için baskıcı otoriter bir gelişime mutlak suretle ihtiyaç hissediyor. AKP tartışmayı kabul etmeyen baskıcı ve otoriter bir rejimi esas alan bir partidir. Bu sebeple özgürlükler önümüzdeki günlerde daha da fazla saldırıya uğrayacak. AKP’nin kaderi diktatörlükle lanetlenmiştir. OLAY: Sayın Akbay, son olarak haftalardır gündemi meşgul eden 4+4+4 sistemi ile ilgili neler söylemek istersiniz? Akbay: Eğitim oldukça önemli bir konudur. Hatta eğitim ailelerin kişisel tercihlerine bırakılmayacak kadar önemlidir. Çocuklar ailelerin kişisel tercihine bırakıldığı zaman çocukların geleceği de ipotek altına alınır. Demokratik bir devlet çağın gerektirdiği, toplumun sorunları karşısında ayakta kalabilecek, sorunları çözebilecek, bilgi birikimine ve psikolojik konuma sahip çıkabilecek gençler yetiştirmek zorundadır. 4+4+4 sistemi ile adeta devlet ben çocukların geleceği ile ilgili her türlü sorumluluktan sıyrılıyorum demek istiyor. OLAY: Bu konuyu biraz açar mısınız? Akbay: Yani çocukların geleceğini belirleme yetkisini ailelerin kişisel tercihlerine bırakıyor. Ailelerin kişisel tercihlerine bırakılan eğitim anlayışı kan davalarının, cehaletin ve törenin egemen olduğu zihniyete çocukları teslim etmek demektir. AKP 4+4+4 sistemi ile yasak savarken 4. yılın sonunda çocukların geleceğini ipotek altına alacak olan ve dini ticarete dönüştürenlerin tarikatların ve cemaatlerin emrine çocuklarımızı vermektedir. OLAY: Yani? Akbay: Yani asıl amaç ciddi bir kazanç elde etmek isteyen hacı ve hocaların 12 yıllık kesintisiz eğitimle kesilen gelir kapılarının açılmasıdır. Bu ülkede din bezirgânlığı her zaman çok iyi para kazandırdı. Öyle ki din bezirgânları dini ticarete alet ederek büyük paralar kazanırken aynı zamanda siyasi ikbal kapısı olarak da başarı elde etmiştir. Devletin tüm kurum ve kuruluşlarında bir şekilde kadrolaşan din bezirgânları halkı daha fazla sömürecek, çocukların ve gençlerin çağdaş fikirlerle yetişmesini bugünden engelleyecek. Gerçekte 4+4+4 sisteminin amacı çocuklarımızı gelir kapısı olarak gören din tüccarlarına ekmek kapısı açmaktır. SON

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99