Tür seçiniz:
OLAY:Esad Ailesinin Suriye’deki önemi ve halkın yönetime bakışı günümüze kadar nasıl seyretti? Türkiye’deki genel algıya bakarak bir diktatörden mi yoksa halk için bir kahraman mı Esad?
Akbay: Yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığım gibi tarihsel olarak Suriye halkı sayısız acılar yaşayan, uzun yıllar sömürgeciliğin hışmına uğramış, yaraları hala kanayan bir halktır. Bu gibi ülkelerde güçlü iktidarların olması gerektiğine dair bir inanç egemen! Hatta Türkiye’de bile AKP iktidarının baskıcı ve otoriter bir rejime dönüşmesinin taraftar bulması aynı inançtan kaynaklanıyor. Ortadoğu’da halklar sürekli iç ve dış düşmanlarla istim üstünde tutuluyor.
Sorunları temel insan haklarına saygılı ve demokratik yollardan çözmek çok uluslu sermeyenin işine gelmediği için baskıcı ve otoriter yöntemleri bir gereklilik olarak sunuyorlar. Suriye İslam coğrafyasında laik ve daha demokratik bir yapıya sahip görünse de baskıcı ve otoriter bir rejime sahiptir. Türkiye’nin daha demokratik göründüğü gibi!
Ancak ne Türkiye demokratik ne de Suriye yönetimi. Türkiye ile karşılaştırmamın sebebi Suriye yönetimine diktatörlük dersem sanki Türkiye demokratikmiş gibi bir algıya yol açmasından korkuyorum. Her iki yönetim arasında sadece nicel farklılık olduğu inancındayım. Soruya gelirsem Suriye’de Başer Esed, Türkiye’de Erdoğan’ın sevildiğinden daha çok seviliyor diyebilirim. Hatta eminim.
OLAY:Özgür Suriye Ordusu ya da Ulusal Konsey denilen yapı Suriye halkını temsil ediyor mu? Kimlerden oluşuyor? Dışarıdan militan ithali mi söz konusu? Bu muhalif yapıların ciddi katliamlara imza attıkları artık sır değil! Ne düşünüyorsunuz?
Akbay: Özgür Suriye Ordusu bana sorarsanız ‘Suriye Halkının Düşmanlarından’ oluşan, çok uluslu sermaye şirketlerinin paralı provokatörlerinden oluşuyor. En önemli desteği ise Türkiye yönetiminden alıyorlar. Suriye halkını temsil etmedikleri gibi dünyanın birçok yerinden para ve iktidar vaat edilerek getirtilen milis kuvvetleri olarak karşımıza çıkıyorlar. ABD’nin özellikle 11 Eylül sonrası dünyanın bir çok yerinde adım adım ördüğü ve kanlı müdahaleleri pentagon aracılığıyla ihale ettiği şirketlerin ( savaş şirketleri) taşeronları konumundadırlar.
OLAY:Olaylar Hatay’a nasıl yansıyor? Köken açısından yakın akrabalık olduğunu düşünürsek Hatay’da tedirginlik var mı?
Akbay: Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir ankette halkımızın savaş istemediği, çatışmalardan uzak durulmasını istediği açıklandı. Bu anket Türk Jetinin düşmesinin ardından yayınlandı. Medyanın savaş çığırtkanlığı yapmasına rağmen ve CHP genel başkanının bu konuda hükümet politikalarına destek vermesine rağmen Türkiye halkı savaş istemiyor. Hatay halkı ise bu konuda gerek akrabalık bağları gerekse barıştan yana çok kültürlü ve çok inançlı yapısı gereği hükümet politikalarını desteklemiyor. Hatay’da AKP örgütleri bile genel merkezlerinin şiddet içeren politikalarını savunamıyorlar.
Hatay Suriye ile ekonomik ve sosyal ilişkilere sahip bir kent. Hükümetin Suriye politikalarından ciddi olarak etkilendi. Esnaf kepenk kapatmaya başladı. Savaş çıkması halinde geri dönülmez yaraların açılacağının farkında. Bu sebeple var gücümüzle şiddete ve savaşa dair politikaların karşısında durmaya çalışıyoruz.
OLAY:Suriye'deki olası rejim değişikliği Hatay’a ve bölgeye nasıl yansır?
Akbay: Suriye’de rejim değişikliği sürecinin demokratik yollarla gerçekleşmesi halinde Hatay halkının bundan memnun olacağı ve ilişkilerinin gelişeceği açıktır. Ama bugüne kadar olduğu gibi şiddetin ve çatışmaların değişim sürecini belirlediği bir ortamda Hatay halkının geleceği karartılır. Suriye’ye düşen her bomba Hatay’a da düşmüş olacaktır.
OLAY:Türkiye’nin bu konuda açıkça taraf ve muhaliflere destek olmasını nasıl karşılıyorsunuz?
Akbay: Türkiye’yi yönetenlerin Suriye yönetimine karşı düşmanca tutumları Esed yönetimindeki Türkiye’ye yakın insanların tek tek yönetimden uzaklaştırılmasına yol açtı. Türkiye ve İran Ortadoğu’da uzun yıllara sarih bir rekabet içinde! Suriye yönetimi bu süreçte iktidardan uzaklaştırılan Türkiye’ye yakın isimler yerine destek gördüğü Iran yönetimine yakın isimlere yer verdi. Bölgede dominant güç olma yolunda olan iki rakip ülke arasında Iran öne geçmeye başladı. Türkiye, bölgenin liderliğini üstlenmesi yolunda büyük bir darbe aldı. Türkiye yönetiminin adeta düşmanca tavrının arkasında yarışta geri kalmasından kaynaklanıyor. Erdoğan’ın kırılan gururu giderek hırçınlaşmasına yol açıyor.
OLAY:Türkiye solunun tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Akbay: Türkiye Sol’u uzun yıllardır gerek ulusal gerekse uluslar arası konularda tavırsızlığı ve sessizliği tercih ediyor. Bu yapısıyla da gündeme müdahale imkânını kaybediyor. Haksızlık yapmak istemem ama Türkiye Sol’u siyasal ve toplumsal sorunlara çözüm üretmek konusunda iddiasını kaybetmiş sanki. Savaş ve şiddet karşıtı tutum Sol’un olmazsa olmazı.
Halkların kendi kaderini tayin hakkı da öyle! O halde Arap ülkelerine açıkça müdahale edildiği, sokaklarının kana boğulduğu Libya örneğinde, Sol hareketin mahcup tavrını nasıl açıklayacağız? Türkiye Sol’u ezberlere dayalı ideolojik yaklaşımlardan kurtulup, gerek ülkenin gerekse dünyanın sorunlarına çözüm üretmekle yükümlü olduğunu, dünyayı değiştirmek konusunda iddiasını hatırlamak durumundadır.
Ben Suriye konusunda Türkiye sol’unun bir kez daha sınıfta kaldığını düşünüyorum. Süreci yorumlayarak değil, süreci barıştan, insan haklarından ve demokrasiden yana seyrini sağlayacak politikalar üretilmelidir. Bence bu mümkün!
Yorumlar