banner110

“EMPERYALİST GÜÇLER SAVAŞI!”

Geçtiğimiz genel seçimlerde CHP Hatay Milletvekili Aday Adayı olan Av.Bülent Akbay, gazeteniz OLAY’ın sorularını yanıtladı. OLAY okurlarına Suriye konusunda önemli açıklamalarda bulunan Akbay, dünden bugüne Suriye’deki gelişmeleri ve OLAY’ları anlattı.

28 Haziran 2012 Perşembe 09:11
banner77
“EMPERYALİST GÜÇLER SAVAŞI!”
OLAY:Suriye’deki durum hakkında genel bir değerlendirme ile başlayalım isterseniz. Şu andaki durumu ve çatışmalı süreci değerlendirebilir misiniz OLAY Gazetesi okurlarına? Akbay: 2011 yılının ilkbahar aylarında Esed yönetimine karşı ilk protestolar gündeme geldiğinde, Yemen’de başlayan, Mısır’la devam eden ve Libya ile tırmanan sürecin Suriye’yi de kısa zamanda içine alacağı düşünülüyordu. O günlerde Suriye yönetimi ile sıcak ilişki içinde bulunan ve Esed ile ailece tatil planları yapan Tayyip Erdoğan Türk televizyonlarında protestocuları kınayan açıklamalar yapmıştı. Daha sonra gerek şahsi gerekse uluslararası güç odaklarıyla zafiyetin egemen olduğu ilişkiler içindeki Türk Başbakan’ı Esed’e karşı muhalefetin ‘hamisi, organizatörü ve mızrak başı’ haline geldi. Bugün Türkiye’nin Suriye ikilemi şeklinde nazikçe ifade edilen Suriye politikasında, Türkiye yönetiminin samimiyetsiz tutum ve davranışları sürece damga vurmaktadır. Taraflı olduğu adeta tescillenen batı medyası dahi Türkiye’nin Suriye politikalarını içtenlikten uzak bulmaktadır. ABD ve diğer Uluslar arası güç odaklarının Suriye politikaları ise Türkiye’den çok farklı değil. Özellikle ‘Arap baharı’ diye dünya kamuoyuna sunulan ve Libya örneğinde açıkça görüldüğü gibi emperyalist orduların bombardımana tabi tuttuğu sokaklarda oluk gibi kan akmasına yol açanlar, kendi ülkelerinde dahi ciddi tepkilerle karşılaştılar. Dış destekle ve organizasyonlarla sağlanan yönetim değişikliğinin yerini kaosa bıraktığı ülkelerde kan ve gözyaşının egemen olması başta ABD olmak üzere tüm emperyalist güçlerin Suriye konusunda samimiyetsizliklerini görünür hale getirmiştir. Bu durum Esed’in Suriye halkının önemli bir kısmının desteğini de aldığı dikkate alındığında Batı ülkelerinin Libya’ya nazaran daha tekmilli davranmalarına yol açıyor. Suriye’de planlanan yönetim değişikliği Rusya, Çin ve İran’ın Esed’e desteği devam ettikçe yakın zamanda gerçekleşmeyeceği bir tabloyla karşı karşıyayız. Tüm bunlar Suriye’deki çatışmalı ortamın giderek artmasına engel olmuyor. Suriye’de çatışmalar hızla devam ediyor. Çünkü bu çatışmaların ana dinamiği başta Türkiye olmak üzere uluslar arası güç odaklarıdır. Türkiye ise Suriye’ye yönelen emperyalist saldırının ‘mızrak başı’ rolünü üstlenmektedir. Hatay ve Urfa gibi sınır illerinde konuşlanan ‘özgür Suriye ordusu’nun’ askerleri aylardır kanlı eylemlere imza atarak Türkiye’deki kamplara geri dönüyorlar. Provakatif eylemlerde yaralananlar bu illerin hastanelerinde tedavi oluyorlar. Türkiye yönetiminin istihbarat elemanları Suriye topraklarında adeta cirit atıyorlar. OLAY:Sürece tarihsel açıdan bakarsak ki bu çok önemli, Suriye’nin geçmişinde bu tip çatışmalı dönemler ve olaylar var mı? Nedenlerine inebilir misiniz? Geçmişten bugüne taşınan sorunlar sizce nelerdir? Akbay: Suriye’de çatışmalı dönemler neredeyse hiç eksik olmadı. Esed ailesinin Suriye’de sevilmesinin ve desteklenmesinin en önemli nedeni sürekli çatışmalarla geçen süreç içinde ülkede huzuru ve barışı uzun yıllar tesis etmesinden kaynaklanıyor. Suriye 1. Dünya savaşından sonra 1946’ya kadar Fransa’nın sömürgesiydi. 1958’de Mısır ile Birleşik Arap Cumhuriyeti'ni kurmuş ama kısa sürede iki ülke ayrılmışlardır. Suriye, 1967 Haziran ayında başlayan ve toplam altı günde İsrail’in kesin zaferiyle sonuçlanan savaşta Golan Tepeleri’ni kaybetmiştir. İlk saldırıyla 2 bin 500 Suriye vatandaşı ölürken 5 bin kişi de yaralanmıştır. İsrail, 1981 yılında buraya, tek taraflı olarak ilhâk etmiştir. Bu işgal, bugün halâ iki ülke arasında önemli bir sorundur. Litaretüre ‘Altı Gün Savaşı’ olarak geçen bu çatışmalar Suriye’de aslında 45 yıldır devam eden irili ufaklı çatışmaların adıdır. Bu süreci neredeyse mükemmele yakın bir stratejiyle yöneten Esed ailesi, İsrail’in bölgede yalnızlaşmasında önemli bir role sahiptir. Ortadoğu’da Kürtlerin en huzurlu bulunduğu ülkelerden biri de kuşkusuz Suriye. Bu sebeple bölgede hesabı olan emperyalist güçlerin oyununu bozan konumuyla Suriye bugünkü çatışmalarla dize getirilmek isteniyor. Daha doğrusu Suriye’de yönetim değişikliği ile planlanan neredeyse yarım asırlık çatışmanın hesabını kapatmak gibi görünüyor. Bir de Baas Partisi’nden söz etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi Baas Partisi Arap halkının diriliş partisidir. Bölgedeki Arap’ları birleştirmeyi ve tek elden (tek ülke) idaresini öngören bir ideolojiye sahip! Bu ideolojinin şiarı Birlik, özgürlük ve sosyalizmdir. Latin Amerika’daki Bolivar’cı düşüncenin Ortadoğu versiyonudur. Bu ideolojinin ayakta kalan ve iktidarda bulunduğu tek ülke var. O da Suriye’dir. 2003 yılında ABD’nin müdahalesiyle Baas Partisi’nin iktidarda olduğu Irak’ta yıkılmıştı. Suriye’de yönetim değişikliği ile hedeflenen Baas rejimini ortadan kaldırmaktır. Tayip Erdoğan bunu açıkça ifade eden beyanları akıllardan henüz silinmedi. OLAY:Esad Ailesinin Suriye’deki önemi ve halkın yönetime bakışı günümüze kadar nasıl seyretti? Türkiye’deki genel algıya bakarak bir diktatörden mi yoksa halk için bir kahraman mı Esad? Akbay: Yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığım gibi tarihsel olarak Suriye halkı sayısız acılar yaşayan, uzun yıllar sömürgeciliğin hışmına uğramış, yaraları hala kanayan bir halktır. Bu gibi ülkelerde güçlü iktidarların olması gerektiğine dair bir inanç egemen! Hatta Türkiye’de bile AKP iktidarının baskıcı ve otoriter bir rejime dönüşmesinin taraftar bulması aynı inançtan kaynaklanıyor. Ortadoğu’da halklar sürekli iç ve dış düşmanlarla istim üstünde tutuluyor. Sorunları temel insan haklarına saygılı ve demokratik yollardan çözmek çok uluslu sermeyenin işine gelmediği için baskıcı ve otoriter yöntemleri bir gereklilik olarak sunuyorlar. Suriye İslam coğrafyasında laik ve daha demokratik bir yapıya sahip görünse de baskıcı ve otoriter bir rejime sahiptir. Türkiye’nin daha demokratik göründüğü gibi! Ancak ne Türkiye demokratik ne de Suriye yönetimi. Türkiye ile karşılaştırmamın sebebi Suriye yönetimine diktatörlük dersem sanki Türkiye demokratikmiş gibi bir algıya yol açmasından korkuyorum. Her iki yönetim arasında sadece nicel farklılık olduğu inancındayım. Soruya gelirsem Suriye’de Başer Esed, Türkiye’de Erdoğan’ın sevildiğinden daha çok seviliyor diyebilirim. Hatta eminim. OLAY:Özgür Suriye Ordusu ya da Ulusal Konsey denilen yapı Suriye halkını temsil ediyor mu? Kimlerden oluşuyor? Dışarıdan militan ithali mi söz konusu? Bu muhalif yapıların ciddi katliamlara imza attıkları artık sır değil! Ne düşünüyorsunuz? Akbay: Özgür Suriye Ordusu bana sorarsanız ‘Suriye Halkının Düşmanlarından’ oluşan, çok uluslu sermaye şirketlerinin paralı provokatörlerinden oluşuyor. En önemli desteği ise Türkiye yönetiminden alıyorlar. Suriye halkını temsil etmedikleri gibi dünyanın birçok yerinden para ve iktidar vaat edilerek getirtilen milis kuvvetleri olarak karşımıza çıkıyorlar. ABD’nin özellikle 11 Eylül sonrası dünyanın bir çok yerinde adım adım ördüğü ve kanlı müdahaleleri pentagon aracılığıyla ihale ettiği şirketlerin ( savaş şirketleri) taşeronları konumundadırlar. OLAY:Olaylar Hatay’a nasıl yansıyor? Köken açısından yakın akrabalık olduğunu düşünürsek Hatay’da tedirginlik var mı? Akbay: Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir ankette halkımızın savaş istemediği, çatışmalardan uzak durulmasını istediği açıklandı. Bu anket Türk Jetinin düşmesinin ardından yayınlandı. Medyanın savaş çığırtkanlığı yapmasına rağmen ve CHP genel başkanının bu konuda hükümet politikalarına destek vermesine rağmen Türkiye halkı savaş istemiyor. Hatay halkı ise bu konuda gerek akrabalık bağları gerekse barıştan yana çok kültürlü ve çok inançlı yapısı gereği hükümet politikalarını desteklemiyor. Hatay’da AKP örgütleri bile genel merkezlerinin şiddet içeren politikalarını savunamıyorlar. Hatay Suriye ile ekonomik ve sosyal ilişkilere sahip bir kent. Hükümetin Suriye politikalarından ciddi olarak etkilendi. Esnaf kepenk kapatmaya başladı. Savaş çıkması halinde geri dönülmez yaraların açılacağının farkında. Bu sebeple var gücümüzle şiddete ve savaşa dair politikaların karşısında durmaya çalışıyoruz. OLAY:Suriye'deki olası rejim değişikliği Hatay’a ve bölgeye nasıl yansır? Akbay: Suriye’de rejim değişikliği sürecinin demokratik yollarla gerçekleşmesi halinde Hatay halkının bundan memnun olacağı ve ilişkilerinin gelişeceği açıktır. Ama bugüne kadar olduğu gibi şiddetin ve çatışmaların değişim sürecini belirlediği bir ortamda Hatay halkının geleceği karartılır. Suriye’ye düşen her bomba Hatay’a da düşmüş olacaktır. OLAY:Türkiye’nin bu konuda açıkça taraf ve muhaliflere destek olmasını nasıl karşılıyorsunuz? Akbay: Türkiye’yi yönetenlerin Suriye yönetimine karşı düşmanca tutumları Esed yönetimindeki Türkiye’ye yakın insanların tek tek yönetimden uzaklaştırılmasına yol açtı. Türkiye ve İran Ortadoğu’da uzun yıllara sarih bir rekabet içinde! Suriye yönetimi bu süreçte iktidardan uzaklaştırılan Türkiye’ye yakın isimler yerine destek gördüğü Iran yönetimine yakın isimlere yer verdi. Bölgede dominant güç olma yolunda olan iki rakip ülke arasında Iran öne geçmeye başladı. Türkiye, bölgenin liderliğini üstlenmesi yolunda büyük bir darbe aldı. Türkiye yönetiminin adeta düşmanca tavrının arkasında yarışta geri kalmasından kaynaklanıyor. Erdoğan’ın kırılan gururu giderek hırçınlaşmasına yol açıyor. OLAY:Türkiye solunun tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz? Akbay: Türkiye Sol’u uzun yıllardır gerek ulusal gerekse uluslar arası konularda tavırsızlığı ve sessizliği tercih ediyor. Bu yapısıyla da gündeme müdahale imkânını kaybediyor. Haksızlık yapmak istemem ama Türkiye Sol’u siyasal ve toplumsal sorunlara çözüm üretmek konusunda iddiasını kaybetmiş sanki. Savaş ve şiddet karşıtı tutum Sol’un olmazsa olmazı. Halkların kendi kaderini tayin hakkı da öyle! O halde Arap ülkelerine açıkça müdahale edildiği, sokaklarının kana boğulduğu Libya örneğinde, Sol hareketin mahcup tavrını nasıl açıklayacağız? Türkiye Sol’u ezberlere dayalı ideolojik yaklaşımlardan kurtulup, gerek ülkenin gerekse dünyanın sorunlarına çözüm üretmekle yükümlü olduğunu, dünyayı değiştirmek konusunda iddiasını hatırlamak durumundadır. Ben Suriye konusunda Türkiye sol’unun bir kez daha sınıfta kaldığını düşünüyorum. Süreci yorumlayarak değil, süreci barıştan, insan haklarından ve demokrasiden yana seyrini sağlayacak politikalar üretilmelidir. Bence bu mümkün!

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99