Başrolünde Ensar Vakfının yer aldığı ve 45 çocuğun cinsel istismarının yer aldığı olayların ardından ülkenin her yerinden çocuklara ve kadınlara cinsel istismar haberleri gelmeye başladı. Olayların üzerine gitmesi gereken iktidar kanadı olayları örtmek ve istismara yol açanları korumak uğruna akıllara durgunluk veren bir çabanın içine girdiler. Olayların araştırılması önerisine bile tahammülleri yoktu. İktidar kanadı adeta suçüstü yakalanmıştı. Birbiri üzerine gaflar yapmaya başladılar. Bu kelimenin tam anlamıyla rezaletin tezahürüydü. Aileden ve kadından sorumlu bakan “Bir kereden bir şey olmaz” diyerek bu rezaleti taçlandırdı.
Buraya kadar az çok medyayı takip eden herkes tarafından biliniyor. Bilinmeyen ise çocuk ve kadınlara yönelik istismarın son yıllarda neden arttığı ve iktidar kanadının istismar haberlerinden neden rahatsız olduğudur.
Burada bu iki soruya yanıt vermeye çalışalım.
Otorite Arttıkça İstismar Artar
Kanunlarımızda çocukların istismarına yönelik suçlar bireye karşı işlenen suçlar kapsamında ele alınmaktadır. Oysa çağdaş ceza yasalarında bu suçlar özgürlüklere karşı suçlar olarak ele alınır. Bireysel suç olarak ele alındığında bu suçlara karşı mücadele “bireysel önlemlerle” giderilmeye çalışılır. Bu suçu sadece hasta ruhlu kişilerce işleneceği ve önleminin de ancak bu hasta ruhlu kişilere karşı önlem almak ve cezalandırmakla yerine getirileceği var sayılmaktadır. Çocuk ve Kadınların istismarına yönelik suçlarda aşırı artışın geri planında ne yazık ki bu anlayış yatmaktadır. Bu suçlar insanların özgürlüklerine karşı suçlar kapsamına alınırsa yalnızca bireysel önlemlerle değil aynı zamanda sistemin suçlu yaratma alanını da daraltarak azaltabilme imkanı olacaktır.
Ülkemizde özellikle 2010 yılından bu yana her alanda otorite ve baskılar arttı. Başkanlık sistemi hülyası otoritenin sorgulanmasını da yasakladı. Yasaklar ve şiddet korkuları besledi. Siyasi iktidar her türlü muhalefete şiddet ve baskılarla yanıt vermeye başladı. Sadece faşist düzenlerde örneklerini gördüğümüz uygulamalara tanık olduk ve olmaya devam ediyoruz.
Çocuk istismarını yapan kişi çocuklar üzerindeki otoritesini kullanır. Baskı ve şiddet yöntemleriyle çocukları korkutur. Kullandığı yöntemlerin sorgulanmasına izin vermez. Böylece istismara uğrayanı sindirir. Otorite arttıkça istismar artar. Baskı ortamı istismarın beslediği, yayıldığı ve tezahür ettiği elverişli alandır. Siyasi iktidarın özgürlükleri tehdit eden ve ortadan kaldıran ortamı bugün çocukların ve kadınların istismarını arttıran, tecavüzcülerin ve tacizcilerin mantar gibi bitmesine yol açan en önemli nedendir. Siyasi iktidar otoriter ve baskıcı rejim inşasında kutsiyeti olan bir kurumu yani DİN gibi kendi içinde katı kuralları barındıran bir müesseseyi kullandığı için, cinsel istismarın daha çok bu kurumlarda ortaya çıkması söz konusu oluyor. Son yıllarda cinsel istismar olaylarında Türkiye dünyada 3. sırada yer alıyor. Resmi veriler Buzdağı’nın sadece görünen kısmı. İstatistiklere sadece gerçekleşen vakaların %10’u yansıyor.
Rezalet Üstüne Rezalet
AKP İktidarı çocukların ve kadınların cinsel istismara uğradığı haberlerinden ve olayların kamuoyuca paylaşılmasından rahatsız. AKP yöneticileri, dini vakıf ve yurtlardan kendilerine kadro devşiriyorlar. Kimsesiz ve yoksul çocukların çaresizliğinden faydalanarak ‘dindar ve kindar’ bir nesil yetiştirme hedefindeler. Dinsel eğitim verdiği iddiasındaki bu vakıf ve yurtları yasadışı olduğu halde destekliyorlar. Bu vakıflar aynı zamanda devletin halktan topladığı vergilerin “ ayakabı kutusuna” istiflendiği adreslerdir. Bu yasadışı vakıf ve yurtların yöneticileriyle AKP yöneticileri kucak kucağa ülkeyi yönetiyorlar. Bu sebeple istismar olaylarının ortaya çıkması ençok AKP yönetimini rahatsız ediyor. Hemen her olaya papuç kadar dil uzatan saray sakinleri çocukların istismarı gibi bir olayda dut yemiş bülbüle dönmesi bu yüzdendir.
Nitekim Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ramazanoğlu “ bir kereden bir şey olmaz” gafından sonra dün de yaptığı açıklamada “ istismar haberlerinin medyada yer almaması gerektiğini” açıkladı. Rezaletin biri bitmeden diğeri başlıyor. Siyasi iktidarın ahlaksız ve ikiyüzlü yönetim anlayışı deşifre olsun istenmiyor.
Ama bu çaba nafile. Bakan bu açıklamayı yaptığı sırada bir diğer AKP milletvekili hayvanlara tecavüz edenlerin affedilmesini talep etti. Mızrak çuvala sığmıyor.
Yorumlar