Bugün yediden yetmişe herkesin talebi adaletin normalleşmesi, yargının bağımsız ve tarafsız olabilmesi, herkesin gönül rahatlığıyla adalete güvenebileceği bir yargı sisteminin oluşturulmasıdır. Yapılan bir dizi araştırmada toplumun yargı sistemine ve adalete olan güveninin sarsıldığı, yargıdan adil kararlar beklentisinin neredeyse sıfırlandığı bir ortamın hakim olduğu gözlenmektedir.
Bu ortam bu ülkede herkesin can ve mal güvenliğini ortadan kaldırır. Herkes bir şafak vakti hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklanabilir, herkesin mallarına el konulabilir, herkesin özel hayatı dinlenebilir ve yüzyıllardır insanlığın kazanımı olan özgürlüklerini kaybedebilir.
Diğer bir ifadeyle AKP iktidarı 17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarının başlamasına müteakip yargı sisteminde çıkardığı bir dizi yasayla yargıyı yeniden dizayn etti. Toplumda adalete dair güvensizliğin artmasına yönelik icraatların en önemlisi AKP iktidarının adeta “ sopası” haline gelen Sulh Ceza Hakimlikleri’dir. Her ne kadar “ suhur operasyonları” ile Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasına karar veren mahkemeler olması hasebiyle adlarından söz ettirseler de toplumda ceza soruşturmalarının tümünde başrolü oynamaktadırlar.
Söz konusu bu mahkemeler, bu mahkemelerde görev yapan hakimler, savcıların AKP'nin hakimi, savcısı olduğu sürekli ifade edilmektedir. Kapalı devre çalışan, kendi kararlarını yine kendileri denetleyen, adeta “ istiklal mahkemeleri” gibi çağdaş ceza yargılamasında asla kabul edilemeyecek bir yapıya sahipler. Bu sebeple de yargıda adaletin tesisi için en büyük ve önemli sorunu teşkil etmektedirler. Bu mahkemelerin statüsü tartışılmadan ve bu mahkemelerin adalet sisteminde açtığı yaralar sarılmadan ülkemizde yargı bağımsızlığından, adaletten ve insan haklarından söz edilemez. Hangi iktidar olursa olsun bağımsız adaletin tesisi için bu mahkemelerin kaldırılması şarttır. Yargı sistemi bağımsız olmalı, hukuk normal tabi seyrinde akmalıdır. Bir an önce adalete güven yeniden tesis edilmelidir. Bir siyasi partiye bağlı, yargı olmaz, olmamalıdır.
İtiraz mekanizması olmayan bir mahkemelerdir. Hukukun temel prensiplerine tamamen aykırı kurulmuşlardır. Olağanüstü mahkemeler olup, sıkıyönetim mahkemelerinin ve DGM'lerinin devamıdırlar. Hakim tarafsızlığı kaldıran, iktidarın güdümünde olduğuna dair ciddi emareler taşıyan, ‘iktidarın sopası ve tetikçisi' gibi çalıştığı eleştirileri alan bu mahkemeler masaya yatırılmadan adalet sisteminin ve toplumsal barışın tesisi mümkün olmayacaktır.
Yorumlar