banner110
banner77

İHANET...

10 Kasım 2012, 14:05
İHANET...
Mete ASLAN
Uzun süredir yazamıyorum halbuki yazınca hem rahatlıyor hem de beyan ettiğim fikirlere karşı beyan edilen menfi ve müsbet olan fikirler ile kendimi geliştiriyorum. Genel olarak gördüğüm veya hissettiğim olaylara mümkün olduğunca pozitif bakarak yazıyorum. Ancak nedense bugün aklıma ihanetler geldi. Bu ifade çok hoş bir ifade değil ama maalesef toplumumuzda en çok karşılaştığımız durumlardan biridir ihanete uğramak. Acaba hain mi doğulur yoksa doğumdan sonra aile ve çevrenin etkisiyle mi hain olunur bilemem… İhaneti meslek edinenler belki belli bir zaman toplumda yer edinebilirler ama bir gün herkes tarafından deşifre olduklarında dışlanırlar... Tabii kim ister ki yanında bir hain olsun? İhanetle ilgili ilk akla gelen örnek Sezar ve Brütüs’tür. Bazen hain yanıbaşımızdadır ve hiç umulmadık anda koynundaki hançeri çıkarıp, sırtımıza saplar. Sezarın son sözü, asırları aşan bir ders gibidir, Sen de mi brütüs?, ya brütüsün adındaki ihanet lekesi, o da asırlardır çıkmadı ve tüm ihanete uğrayanların lanetini aldı. Fakat ne Sezarlar bitti ne de Brütüsler. Hayatımız hala temsili de olsa onlarla dolu. Bu tür insanlar kendilerini uyanık, herkesten akıllı zannederler, iyi yalaka olurlar. Çıkar için karşı tarafın her şeyine katlanırlar; ikiyüzlü ve sadece çıkarını düşünen bu insanlar keşfedildiklerinde kediler gibi miyav miyav bağırırlar. Kediler nasıl hayvanlar aleminin en nankör hayvanıysa ve sadece yemekleri için yani menfaatleri için sahiplerinin yanındaysa onlarda toplumun nankör insanlarıdır ve sadece menfaatleri için başka insanların yanlarında bulunurlar. Fakat kişilikleri gereği öngöremedikleri bir husus vardır ki, bir insanın sadece ekmeğe değil, şerefe de ihtiyacı olduğudur. Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev yaşamdır, ne var ki bu insanlar için asli görev kimden ne menfaat sağlayabilirim diye düşünmektir. Tabii ihanetin sahaları vardır; siyaset alanı ,evlilik ,arkadaşlık vs. ilişkilerde hainler kendilerini gösterirler. Yemek veya beklentileri bitmez, daha çok kimin yanında yemek varsa daha çok kimden çıkar sağlarlarsa onun peşinde dolaşırlar. Daha çok menfaat sağlayacaklarına inandıkları için bütün hainliklerine bir kılıf uydururlar. Ama bu hainlik er yada geç kendisini belli eder, o zamanda ne bana ne de sana yaranabilirler. Akıllı insanlar bunu kendisine zarar vermeden fark edebilenlerdir. Hainlikleri içlerine işleyen insanlar ise bu durumun farkına varamazlar çünkü onlarda hertürlü işlerini bu yolla halletmişlerdir. Yalan dolan sözleri, menfaatçi davranışları kendilerini kısa bir süre için de olsa toplumda tutundurabilir ve bu kendilerine büyük bir zevk verir, vazgeçmek istemezler hainliklerinden ve bunu kimseye fark ettirmiyorlarsa ömürlerinin sonuna kadar bu şekilde yaşar giderler. Ancak şu vardır ki Allah her şeyi gören ve bilendir. Yani “bu dünyada kimse anlamadı yapıyorum bir şey olmaz” dedikleri davranışlar öbür dünyada kendilerine daha da pahalıya mal olacaktır. Peki bizler birey olarak nasıl yaparız da o insanlardan katbekat üstün oluruz. Aslında cevabı çok basit dostlarım. Dürüst olmakla başlayabiliriz, dürüst olmak hem ahlak hem de toplumsal yaşantımızda her zaman kabul gören bir meziyettir. Nasıl bizler kendimize yalan söylenmesini istemiyorsak biz de bunu karşı tarafı düşünerek yapabiliriz. Doğruluk değeri heryerde aynı olan altın gibidir. İnanmak, neredeyse tüm insanlığı ayakta tutan güçtür, bu kadar büyük bir etkinin parçalarını insani ilişkilerimizde aramamız ve bulmamız, bizi mutluluğa sevkeder. Dolayısıyla, yalancının en büyük cezası kimsenin ona inanmaması değil, onun kimseye inanmamasıdır. Bir insana sırtını dönebilecek kadar güvenmenin hazzını hiç tadamayacaktır bu insanlar. Çünkü karşısındaki her insanı da kendisi gibi hain kabulederler. Sonra ihanetler ve yanlışlar… Her yanlışın ve her ihanetin mutlaka ve mutlaka bir karşılığı vardır. Güzel bir atasözümüz vardır ya “keser döner sap döner gün gelir hesap döner” yani ihanet döner dolaşır yine bizi bulur, aynı şeyleri yaşamak istemiyorsak daima yalandan kaçınmalıyız, biz ihanet etmeyelim ki ihanete de uğramayalım. Nankörlük zayıf insanların işidir, kudretli insanlar arasında asla nankör olanlara rastlanmaz. Karşımızda ki insanın hain olabileceğini veya nefret taşıyan birinin olabileceğini bilsek veya düşünsek de yalan ve dolanın hiç kimseye fayda getirmeyeceğini ve kendisinden bir gün bu dünyada ya da ahirette mutlaka acısının çıkacağını düşünmemiz lazım. Netice itibariyle hiç kimse yaptığı yanlış ve ihanetleri kendine kar saymasın çünkü mutlaka ve mutlaka kendisine fazlasıyla geri dönecektir... Gelin birbirimize karşı dürüst olalım! Dostluklarımızın daim olması dileğiyle saygı ve selamlarımı sunarım…

    Yorumlar

banner131
banner119
Hava Durumu
Tümü Anket
İSK. BEL.BAŞ. SEYFİ DİNGİL'İ BAŞARILI BULUYURMUSUNUZ?

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:
E-Gazete
Karikatür
  • gazeteci olur belki
Sen de Yaz
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri
Siz de yazmak istemez misiniz?
Ziyaretçi Defteri
Arşiv

banner99