Haber: HÜSEYİN GÜLER
Yayladağ ilçede iki çadır kamp bulunmaktadır. Birinci kamp eski tekel binasında ve burada Suriye Arapları kalmaktadır. İkinci kamp ise Yatılı Bölge Okulu binasında Türkmen kampı bulunmaktadır. Bu iki kampta yaklaşık 7 Suriye mülteci bulunmaktadır.
Yayladağ ilçe içinde ise 7 binin üzerinde evlerde kalan Suriyeli mülteciler bulunmaktadır. İlçenin nüfusu 7 bin iken bu gün 20 binin üzerine çıkmıştır.
Suriyeli mültecilerin evlerde 20 insanın üzerinde kaldığı ve ilçede kiralık ev bulunmadığı onun için insanlar ev bulmakta zorlanmaktadır.Yine Rus uçağının düşürülmesinden sonra Güveçci köyünde 2015 dönüm köylünün arazisine 15 bin kişinin kalacağı bir çadır kent kurulmasının çalışmalarına başlanmıştır.Yine Kızılçad karşısındaki Türkmen dağı, yani Bayır-Bucak köylerinin yukarı tarafında çadır kentler bulunmaktadır. Yine Türkmen dağı ve eteklerinde silahlı terör örgütleri bulunmaktadır. Zaten çıplak gözle bile bu kamplar görülmektedir. Kızılçad köyünün karşısındaki Suriye’ye ait bir karakola terör örgütleri yerleşmiştir. Yine Aşağı Pullu yazı ve Yukarı Pullu köyü karşısında çadır kentler ve terör örgütlerinin kaldığı yerler yine çıplak gözle görülmektedir.
Güveçci köyünün karşısında hem terör örgütlerinin kampları hem de çadır kentde kalan Suriyeliler bulunmaktadır. Bu sayılan yerlerde halen kamp için çalışmalar yapıldığını izledik.
Bayır-Bucak Türkmenlerinin bulunduğu köylerden zeytinyağı getirildiği ve ilçede yağ fiyatının 7-8 Türk lirasına satıldığı belirtiliyor. Yine bu köylerden canlı hayvan, sigara getiriliyor. Ama eskiye oranla azaldığı söylenmektedir, çünkü üretim bu alanlarda savaştan dolayı epey düşmüş durumdadır.
Çarşıda insanlarla görüştüğümüzde Türkiye-Suriye krizinden sonra önemli değişikliklerin olduğunu söyleyende var, değişmediğini ve Türkmenlerle ortak yaşamak gerektiğini söyleyenlerde var.
Hırsızlığın Suriye mültecilerin geldikten sonra arttığını ve yine kadınların ve çocukların akşam karanlık bastıktan sonra sokağa zorunlu olmadıktan sonra çıkmadıklarını, her gün endişe içinde yaşamlarını sürdürdüklerini ifade ediyorlar. Sokaktaki insanlar bu savaşın bitmeyeceğini ve Suriyeli mültecilerin bu topraklardan artık gitmeyeceği konusunda hatta bazıları daha ileri giderek galiba biz bu topraklardan gideceğiz gibi düşünceler açıklıyorlar. Köylüler ayrıca Rus uçağının düşmesinden sonra, Çeçenlerin yurtlarına dönmeye başladığını bu anlamda Bayır-Bucak Türkmenlerinin ağırlıkta olduğu bir Suriye’ye karşı savaş yürütüldüğünü köylüler açıklamaktadır. Bu anlamda kaçakçılığın eskiye göre azaldığının altını çiziyorlar. Yayladağ ilçe çıkışında bir konteyner de bir yer oluşturulmuş, bu yerden Bayır-Bucak ve Türkmen dağlarına gidecek Suriyeli mültecilere vize verildiğini bu vizeden sonra Suriye topraklarına ve Türkiye topraklarına giriş, çıkışlar böylece kolaylaşmış ve kaçak olmaktan çıkarıldığı yaşandığını belirtiyorlar. Yayladağ’na gittiğimizde bir arkadaş “sanki yabancı bir şehirdeyim” ifadesini kullandı. Nedeni ise yabancıların çoğunluk haline gelmesini ileri sürdü. Camiden çıkan insanlara durumu soruyoruz “alıştık, devlet bu meseleyi çözer” diyerek durumu kanıksadıklarını ifade ettiler. Devlet bu işi çözer bize düşen devlete yardımcı olmak gibi fikirler ağırlıktadır. Yayladağ ilçeden sonra sınırlardaki Kızılçad köyüne doğru yolu çıkıyoruz. Yollar ısız ve insana sıkıntı veriyor. Yollar boş ve pek araçlara rastlamıyoruz. Kızılçad köyüne yaklaştığımızda diğer köylere giden yol jandarma tarafından kesilmiş olduğunu gördük. Bizde başka yol arayalım derken yanlışlıkla sınır güvenlik yolundan Kızıldağ bölgesine giden sınıra doğru yol alırken, silah sesleri ile yanlış gittiğimizi anladık ve geri döndük. Tabi bu kez Kızılçad karakoluna sorduk, köye nasıl gireceğimizi, jandarma ise buradan gireceksiniz, ama köylere girmeden önce tedbir anlamında arama yapıyoruz, kimliklerimize baktılar ve sonra yolu açtılar. Kızılçad eski muhtarına uğradık. Köyün durumu konusunda son durumları dinledik. Daha sonra Aşağı Pullu yazı köyü ve Yukarı Pullu köyüne doğru yola çıktık. Yolda yolumuzu yine karıştırdık ama kimse olmadığından yeniden Kızılçad köyüne gelerek sorduk. Yolda Suriye tarafındaki Arpalık denilen yere MHP, Ülkü ocaklarının, Dörtyol belediyesi, Erzin belediyesi yazılı arabalarla yardım götürüldüğünü gördük. Bu araçlar polis eşliğinde götürülüyordu. Bizim aynı yolu takip ederek gidebilir miyiz? Dedik, hayır dediler sadece yardım malzemeleri götürenler bu bölgelere gider dideler. Yine Güveçi, Görentaş gibi köylere gidişte yollar sakin ve yollarda Bayır-Bucak Türkmenlerinin motorla dağlarda gezdiklerini gördük. Yine Güveçi köyü ikiyi ayrılmış bir bölgesi yasak bölge olarak ilan edilmiş ve gazetecilerin girmesi, fotoğraf çekmesi, kamara ile görüntü alması güvenlik gerekçesi ile yasaklanmış. Ayrıca köylüler bizim fotoğraf çekmemizi ve kamara ile görüntü almamızı “güvenlik kuvvetleri görmedi” şansınız varmış diyorlar.
Yayladağ köylerinden Güveçi köyü bir Arap köyü ve bu köyde köy nüfusu kadar Suriyeli mülteci yaşamaktadır. Köylüler ise “^bunular bizim akrabalarımız” artık burada kalacak diyorlar.
Yorumlar